Consults türkçesi Consults nedir

Consults ingilizcede ne demek, Consults nerede nasıl kullanılır?

Consult with : İle görüşmek. Görüş alışverişinde bulunmak. Görüşmek.

Consult : Danışmanlık yapmak. Danışmanlık etmek. Görüşmek. Akıl danışmak. Dikkate almak. Danışmanlık vermek. Başvurmak. Düşünmek. Sormak. Bakmak.

Consultancies : Danışmanlık görevi. Müşavirlik. Meşveret. Konsültasyon. Belli bir konuyu tartışmak için yapılan toplantı. Danışman pozisyonu. Danışmanlık.

Consultancy : Belli bir konuyu tartışmak için yapılan toplantı. Danışman pozisyonu. Müşavirlik. Danışmanlık. Meşveret. Danışmanlık görevi. Konsültasyon.

Consultant : Danışman. İki yüzlü. Belirli bir konuda bilgi ve uzmanlık sahibi olan, bilgi ve görüşlerinden yararlanmak üzere görevlendirilen kişi. Konsültan. Uzman. Baş hekim. Mütehassıs. Başhekim. Danışman doktor. Uzman doktor.

Consultations : Konsültasyon. Muayene. Yapılan danışmalar. Danışma.

Consultation wage : Danışman ücreti. Bir sorunun mal ve türe niteliğine, savunulmasına, izlenim ve kovuşturulmasına ilişkin yöntemler üzerinde yetkili bilirkişilere yapılan danışmalar karşılığı ödenen ücret.

 

Consultants : Danışmanlar. Uzman doktor. Danışman. Mütehassıs.

Consultative : İstişare hakkı olan. İstişare yetkisine haiz. Danışma. İstişari. Danışmanlıkla ilgili.

Consultation hour : Muayene saati.

İngilizce Consults Türkçe anlamı, Consults eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Consults ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beheld : Görmek. Farkına varmak. Gözlemlemek. Dikkat etmek. Dikkatle bakmak. Seyretmek.

Apply to : Aşağıdakilere uygula. Pratik veya özel kullanım için uygulamak (örneğin, bilgi, yasalar, düzenlemeler). Üstesinden gelmek. -e hitap etmek. -i ilgilendirmek. Kapsamak. Bahsetmek. Geçerli olmak. -i içermek.

Canvasses : Kanava. Tartışmak. Branda. Reklam yapmak. Seçmenleri dolaşarak oy istemek. Keten bezi. Tente. Gözden geçirmek. Brandayla örtmek. Branda bezi.

Fall back upon : El atmak. Çare olarak -e başvurmak.

Balance : Bir sayışımın alacaklı değeri ile borçlu değeri arasındaki fark. Kalan. Gövdenin, en küçük dayanak olmadan yüzey ya da yüzeylerinde düşmeden durma yetisi. Dengede tutmak. Kütle ya da ağırlık ölçümü için hazırlanmış özel düzenek. Kalıntı. Bir sesin tüm frekans aralıklarının, birisinin diğerine baskın gelmemesi için yakın değerlerde tutulması. stereo bir müzik sistemindeki her bir hoparlörden çıkan ses şiddetinin aynı değerde olması. icra veya kayıt sırasında çalgıların ses şiddetlerinin birinin diğerine baskın gelmeyecek biçimde yakın olması. Dengelemek. Uyum. En olağandışı durumda bile gövdeyi dengede tutma sanatı. çeşitli denge noktaları vardır: eller, baş, omuzlar, dirsekler, dişler gibi.

 

Considers : Görmek. Saymak. Hesaba katmak. Addetmek. Saygı göstermek. Fikrinde olmak. Göz önünde tutmak. Göz önünde tutar.

Inquire : Tahkik etmek. Sorgulama yapmak. Sorup öğrenmek. Aramak. Araştırmak. Akıl sormak. Bilgi almak. Soruşturmak. Soru sormak.

Bethink : Üzerinde düşünmek. Kafa yormak. Hatırlamak. Anımsamak. Göz önünde bulundurmak.

Consult with : İle görüşmek.

Associate : Şirket sermayesine katılan kişi. Arkadaş. Arkadaşlık etmek. Ortak olmak. Bilgisayar, hukuk, iktisat alanlarında kullanılır. Ortak etmek. Birleştirmek. İş arkadaşı. Ortak.

Consults synonyms : deemed, confers, applied for, applies, be in charge of, made allowances for, attend, consult, attends, demands, call upon, cares for, deliberated, argue, compare notes, bethinks, arguing, allude, research, cast a glance, refer, have recourse to, cerebrated, approach, deem, consulted, deliberate, enquires, advise with, administer to, demanded, debate, canvassed.