Contingent tariff türkçesi Contingent tariff nedir

  • Belirli bir dönem için veya belli bir üst sınıra kadar gümrük vergisinde ve/veya diğer mali yüklerde indirim yapılan ya da bağışıklık sağlanan dışsatımın miktar veya değeri.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Tarife kotası.

Contingent tariff ingilizcede ne demek, Contingent tariff nerede nasıl kullanılır?

Contingent : Muhtemel. Tesadüfi. Olumsal. Birlik. Bir işlem ya da tasarımı gerçekleştirmek üzere saptanan ya da ayrılan iş ya da birim payı. Olası. Olay. Rastlantı. Beklenmedik olay. Şartlı.

Tariff : Vergilendirmek. Tarif. Tarife. Gümrük vergisi. Tarife (otel veya motel veya pansiyon için). Fiyat listesi. Bildirmelik. Vergi (ithalat veya ihracat üzerine konulan). Gümrük. İhracat ithalat vergisi.

Contingent account : Düzenleyici sayışım. Edimli olarak yapılmış bir işlemin sonucunu göstermeyip diğer sayışımların düzen ve tutarlılığını sağlamağa öteki sayışımlardaki kimi işlem ya da bilgileri toplamağa ve birleştirmeye yarayan sayışım.

Contingent accounts : Düzenleyici sayışımlar. Bir alış verişin gerçek sonucunu göstermeyip sadece sayışım gereği ve değerleri izlemek amacıyla açılan sayışımlar.

Contingent annuity : Arzi ödeme. Arızi tediye. Koşullu ödeme. Koşullu tediye. Şartlı tediye. Gelecekte belirecek bir olayın meydana gelmesiyle verilecek para (doğuma, evlenmeye, ölüme bağlı) ödemelerde olduğu gibi. Şarta bağlı ödeme.

 

Contingent damage : Olasılı dokunca. Gelecekte ortaya çıkması düşünülen dokunca.

İngilizce Contingent tariff Türkçe anlamı, Contingent tariff eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Contingent tariff ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

 

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

Contingent tariff synonyms : tariff quota, a shift in individual demand, abnormal budget receipts, ability to pay approach, a group shares, a change in supply, ability rent, a type mutual funds.