Contradicted türkçesi Contradicted nedir

Contradicted ile ilgili cümleler

English: Galileo Galilei was an Italian astronomer and an important figure in the initial development of the modern sciences. His discoveries contradicted the teachings of the Catholic Church, and Galileo was put on trial for heresy by the Inquisition.
Turkish: Galileo Galilei İtalyan bir astronom ve modern bilimlerin ilk gelişmesinde önemli bir figürdü. Onun keşifleri Katolik Kilisesinin öğretileri ile çelişti ve Galileo Engizisyon tarafından sapkınlıkla yargılandı.

English: Ali contradicted himself.
Turkish: Ali kendiyle çelişti.

English: The minister contradicted his own statement.
Turkish: Bakan kendi ifadesiyle çelişti.

English: Ali doesn't like to be contradicted.
Turkish: Ali yalanlanmayı sevmiyor.

English: His actions always contradicted his word.
Turkish: Onun eylemleri hep sözleriyle çelişiyordu.

Contradicted ingilizcede ne demek, Contradicted nerede nasıl kullanılır?

Uncontradicted : Çürütülemez. Aksi iddaa edilemez. Yalanlanamaz. Reddedilemez.

Contradicter : Muhalefet eden kimse. Yalanlayan kimse. Aksini iddia eden kimse.

Contradict oneself : Kendiyle çelişmek. Kendisiyle çelişmek.

Contradict : Aykırı düşmek. Tezat teşkil etmek. Yadsımak. Tekzip etmek. İnkar etmek. Aksini iddia etmek. Çelişmek. Ters düşmek. Yalanlamak. Birbirini tutmamak.

 

Contradictable : Tartışılabilir. Yalanlanabilir. İnkar edilebilir. Tersi ispatlanabilir.

Contradictions : Yalanlama. İnkar. Çelişki. İtiraz. Aykırılık. Tezat.

Contradicting : Çelişme. Yalanlamak. Ters düşmek. Çelişen. Çelişmek. Aksini iddia etmek.

Contradiction : Karşıtlık. Tezat. Bir önermenin aynı zamanda hem olurlanıp hem de yadsınması. Çelişme. Zıtlık. Çelişki. İnkar. Tersini söyleme. Yalanlama. Aykırılık.

Contradiction in terms : Kavram kargaşası. Çelişkili veya tutarsız ifade. Sözlerin birbirleriyle çelişmesi. Çelişkili ifade. Sözel çelişki.

Contradictiously : Çelişkili biçimde. Tutarsızca.

İngilizce Contradicted Türkçe anlamı, Contradicted eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Contradicted ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be at variance with : İhtilaf halinde bulunmak. Uyuşamamak. Çekişmek. Uyuşmamak. İle uyuşmamak. İle araları bozuk olmak. İle çelişmek.

Take issue : Tartışmaya girmek. Aynı fikirde olmamak. Anlaşmazlığa düşmek.

Collided : Çatışmak. Tokuşmak. Birbirine çarpmak. Zıt düşmek. Çarpışmak. Çarpmak.

Contravene : Karşı gelmek. Reddetmek. Başkaldırmak. İhlal etmek. Uymamak. Aykırı davranmak. Karşı çıkmak. Çiğnemek. Bozmak. Çatışmak.

Disaffirm : Karşı çıkmak. Reddetmek. Bozmak. Nakzetmek. Cerhetmek. İptal etmek.

Negate : Aksini ispatlamak. Etkisiz duruma getirmek. Olumsuzlamak. Reddetmek. İptal etmek. Yadsımak. Çürütmek. İnkar etmek. Boşa çıkarmak.

Call back : Hatalı üretilen ürünü telafi için geri istemek. Geri çağırmak. Tekrar uğramak. Cevabını vermek. Daha sonra aramak. Geri arama. Dönmek. Arayan kimseyi geri aramak. Caymak.

 

Argue against something : İtiraz etmek. Karşı çıkmak.

Confuted : Tersini kanıtlamak. Doğru olmadığını ispat etmek. Aksini ispatlamak. Tersini ispat etmek. Aksini kanıtlamak. Susturmak. Çürütmek (bir görüşü vb). Çürütmek. Aksini ispat etmek.

Belied : Gizlemek. Yalancı çıkarmak. Maskelemek. Örtmek (sahte bir şey gerçek bir şeyi). Gerçek olduğunu gizlemek. Yanıltmak.

Contradicted synonyms : controverted, be contradictory, diverge, be at variance, confuting, belying, collide, deviate, contradicting, contradicts, contrasts, colliding, conflict with, controvert, be in contradiction with, belie, vary, disagreed, contrasted, contradict, dissent, deny, confute, disagree, argue against, belies, differ, collides, confutes, contrast, be contrary to, be contrary, depart.

Contradicted zıt anlamlı kelimeler, Contradicted kelime anlamı

Conform : Tevafuk etmek. Uyumlu olmak. Uygulamak. İntibak etmek. Boyun eğmek. Uydurmak. Alıştırmak. Uymak.

Admit : Almak. Girmesine izin vermek. Teslim etmek. İçeriye bırakmak. İtiraf etmek. Meydan vermek. İçeri almak. İzin vermek. Olanak tanımak. Kabul etmek.

Agree : Yaramak. Rıza göstermek. Razı olmak. Aynı fikirde olmak. Kararlaştırmak. Hemfikir olmak. Bağdaşmak. Anlaşmak. Uymak. Uzlaşmak.