Cost türkçesi Cost nedir

  • -e mal olmak.
  • Cıf.
  • Tutmak.
  • Ücret.
  • Sigorta pirimi, navlun ve yükleme giderleri ile oluşabilecek her türlü riskin satıcı tarafından üstlenildiği uluslararası c grubu teslim biçimlerinden biri ve buna dayalı fiyatı. krş. cfr.
  • İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • Paha.
  • Maliyet.
  • Bir malın ya da işin karşılığı olan değer, fiyat, denklik.
  • Fiyatı (belirli bir miktar) olmak.
  • Eder.
  • Yapmak.
  • Bir mal ya da işin para ile olan değişim değeri. paranın mal birimini kapsayan eder.
  • Etmek.
  • Bir malın üretiminde, yapımında kullanılan doğal özdek ve işçilik ile makine, aşınma payı, genel giderler için yapılacak ödemelerin tümü.
  • Mal olmak.
  • Değer.
  • Fiyat.
  • Tümdeğer.
  • Masraf.
  • Neden olmak.
  • Bir malın üretilebilmesi için gerekli olan girdilere yapılan ödemelerin toplamı.
  • Maliyet hesaplamak.
  • Bedel.
  • Değerinde olmak.

Cost ile ilgili cümleler

English: A cup of coffee cost 200 yen in those days.
Turkish: Bir fincan kahve, o günlerde 200 yene mal oldu.

English: About how much would it cost to have this chair repaired?
Turkish: Bu sandalyeyi tamir ettirmek yaklaşık kaça mal olur?

English: "How much did it cost?" "It cost me a thousand yen."
Turkish: " Ne kadara mal oldu? " "Bana bin yene maloldu. "

English: A moment's doubt can cost a pilot her life.
Turkish: Bir anlık tereddüt, bir pilotun hayatına mal olabilir.

 

English: A trip to Hawaii will cost you about 200 dollars.
Turkish: Hawaii gezisi sana yaklaşık 200 dolara mal olacak.

Cost ingilizcede ne demek, Cost nerede nasıl kullanılır?

Cost a bomb : Cepleri yakmak. El yakmak. Çok pahalıya patlamak. Cep yakmak. Pahalıya mal olmak. Çok pahalı olmak. Pahalıya patlamak. Bir servete mal olmak.

Cost a packet : Tuzluya mal olmak. Pahalı gelmek.

Cost a pretty penny : Epey pahalıya mal olmak. Pahalıya mal olmak. Oldukça pahalıya mal oldu. Pahalıya patlamak. Çok pahalıya mal olmak. Bir servete mal olmak.

Cost absorption : Masraf tahmili. Masrafların stoklara yüklenmesi. Müşteriye yansıtılmayan masraf. Giderin soğurtulması. Bir gider bölümünün işletme giderleri arasına konulmaması.

Cost account : Maliyet hesabı.

Cost an arm and a leg : Bir servete mal olmak. Pahalıya mal olmak. Çok pahalı olmak. Çok pahalıya mal olmak. Pahalıya almak. Pahalı. (bir) servete mal olmak. Çok paraya mal olmak. Pahalıya patlamak.

Cost covering : Maliyeti karşılayan.

Cost analysis : Maliyet incelemeleri. Maliyet analizi. Üretim sürecindeki maliyet unsurlarının kısımlara ayrılması ve incelenmesi. bk. fayda maliyet çözümlemesi. Maliyet çözümlemesi.

Cost accountant : Maliyet muhasebecisi.

Cost accounting : Maliyet sayışımı. Maliyet hesabi. Bir işletmede üretilen mal ve hizmetlerin maliyetlerinin denetlenmesi, izlenmesi ve tahminiyle uğraşan muhasebenin bir alt dalı. üretim kalemleri maliyetlerinin kaydının tutulması. bir iş veya etkinliğin yerine getirilmesinde karşılaşılan maliyet kalemlerinin kaydedilmesini ve birleştirilmesini sağlayan muhasebe yöntemi. Maliyet hesabı. Tümdeğer sayışımı. Maliyet muhasebesi. Yazılımlarıyla geçerli tümdeğerleri saptayan sayışım dizgesi. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

 

İngilizce Cost Türkçe anlamı, Cost eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cost ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tollage : Ödeme. Vergi ödemesi. Vergi.

Dues : Resim. Aidat. Ödenti. Harç. Resmi vergiler. Vergi.

Disbursement : Tediye. Para ödemesi. Harcama. Sarf. Ödeme miktarı. Para ödeme. Ödeme.

Feeing : Ücretli olarak tutmak. Harç. Bahşiş vermek. Ücretini vermek. Ödemek. Vizite. Duhuliye. Giriş ücreti.

Compensation : Faydalı taraf. Bireyin, belli bir çalışma alanında başarı göstererek ya da özel bir davranış yolu seçerek, bilinçli ya da bilinçsiz olarak geliştirdiği yetersizlik ve aşağılık duygularını yenmesiyle kişiliğini dengede tutması. Herhangi bir zarara yol açan kişinin bu zararı karşılaması için ödemesi gereken para. Karşılama. Olumlu taraf. Ödence. Ödün. Yedekleme. Taviz. Maaş.

Be worth : Para etmek. Değeri (belirli bir miktar) olmak. Mal varlığı (belirli bir miktar) olmak. Değmek. -e değmek. Kıymeti (belirli bir miktar) olmak.

Put back : Geri almak (saati). İlerlemesine engel olmak. Geciktirmek. Geri koymak. Sekte vurmak. Ertelemek. Engel olmak. Geri dönmek. Yerine koymak. Yoldan geri dönmek.

Doth : Do (yapmak). Yapmak (eski kullanım).

Valuta : Efektif. Sürüm değeri.

Dignity : İzzet. Yüksek mevki. Ağırbaşlılık. Vakar. Temkin. Rütbe. Asalet. Ciddiyet. Haysiyet.

Cost synonyms : borrowing cost, reproduction cost, execute, affects, terms, price, book, encumbrance, considerations, distribution cost, emolument, worth, bring, consideration, come close, outgoings, worthed, hires, forfeits, marketing cost, expenditures, begetting, demurring, replacement cost, bring out, currency, meaning, valuation, compensations, accomplishes, binds, knock back, atone for.

Cost zıt anlamlı kelimeler, Cost kelime anlamı

Nonpayment : Adem-i tediye. Ademi tediye. Tediye etmeme. Ödememe. Bir borcu ödememe. Ödemesiz. Ödeme yapmama.

Income : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Varidat. Kazanç. İrat. Gelir. Üretim etkinliklerine katılan üretim faktörlerinin yaratılan hasıladan bölüşüm sonunda aldıkları pay. emek faktörünün işlendirilmesinden sağlanan maaş, ücret, bahşiş, prim; finansal araçlardan sağlanan faiz, kar payı gibi sermaye getirileri; taşınmaz ve topraktan sağlanan kira, rant; iş göremezlik, çocuk desteği; sağlık, işsizlik sigortası ve emeklilik gibi sosyal güvenlik kapsamındaki transfer ödemeleri ile şans oyunları vb. kaynaklardan elde edilen para miktarı. Kar. Her tür hak ve işlerle taşınır ve durağan mallardan sağlanan yararlar. (aylık, ürem, kira, özel gelir vb. gibi). Vücuda giren gıda. Bk. gelir gelir getiren taşınmaz.

Obviate : İzale etmek. Çözmek. Çare bulmak. Önlemek. Karşılamamak. Halletmek. Önüne geçmek. Gereksiz kılmak. Üstesinden gelmek. Bertaraf etmek.

Cost ingilizce tanımı, definition of Cost

Cost kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A rib. Charge. To require to be given, expended, or laid out therefor, as in barter, purchase, acquisition, etc. Hence, whatever, as labor, self-denial, suffering, etc., is requisite to secure benefit. The effort cost his life. Expense. As, the ticket cost a dollar. To cause the cost, expenditure, relinquishment, or loss of. A region or coast. The amount paid, charged, or engaged to be paid, for anything bought or taken in barter. A side.