Countries türkçesi Countries nedir

Countries ile ilgili cümleler

English: Advanced countries must give aid to developing countries.
Turkish: Gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelere yardım etmeliler.

English: All civilized countries are against war.
Turkish: Bütün uygar ülkeler savaşa karşıdır.

English: All license number plates of all countries are different.
Turkish: Tüm ülkelerin plakaları farklıdır.

English: A lot of countries participated in the Olympic Games.
Turkish: Çok sayıda ülke Olimpiyat Oyunlarına katıldı.

English: All countries have a responsibility to preserve the ancestral relics of every people group within their borders, and to pass these on to the coming generations.
Turkish: Bütün ülkelerin sınırları dahilinde her insan gurubuyla ilgili tarihi eserleri korumak ve bunları gelecek nesillere aktarmak için bir sorumluluğu vardır.

Countries ingilizcede ne demek, Countries nerede nasıl kullanılır?

Non alligned countries movement : Bağlantısız ülkeler hareketi. Bağlantısız ülkelerin sömürgeciliğin kaldırılması, egemen bir ülkenin içişlerine karışmama, barış içinde yaşama ve birleşmiş milletlerin güçlendirilmesi gibi ilkeler doğrultusunda 1961 yılında oluşturdukları hareket.

 

The gas exporting countries forum : Doğalgaz dışsatımcı ülkeler forumu. Dünyadaki lider doğalgaz üreticilerinin çıkarlarını temsil etmek ve geliştirmek, üreticiler arasındaki iletişim düzeyini artırmak ve güçlendirmek, enerji piyasasının istikrarlı ve şeffaf bir biçimde işlemesini sağlamak, ayrıca üretici ve tüketiciler arasındaki işbirliğini geliştirmek gibi amaçlarla ilk kez 2001 yılında tahran’da, cezayir, bolivya, brune darussalam, mısır, endonezya, iran, libya, malezya, nijerya, katar, rusya federasyonu, trinidad ve tobago, birleşik arap emirlikleri, venezüella’nın asıl üye ve norveç ile ekvator ginesi’nin de gözlemci olarak katılımıyla toplanan ve her yıl üretici ülkelerden birinde düzenli olarak tekrarlanan forum.

All countries : Tüm ülkeler.

Asia pacific countries : Asya pasifik ülkeleri.

Balkan countries : Balkan ülkeleri.

Divided countries : Bölünmüş ülkeler.

Developing countries : Sanayileşen ülkeler. Gelişmekte olan ülkeler. Gelişen ülke. Gelişmekte olan devletler. Gelişmekte olan ülke. Az gelişmiş ülkeler. Kalkınmakta olan ülkeler.

Developed countries : Sanayileşmiş ülkeler. Gelişme gösteren ülke. Gelişmiş devletler. Geniş bir sanayisi bulunan ve yaşam standardı dünya ortalamasına göre yüksek olan ülke. Çağdaş ülke. Gelişmiş ülkeler. Modern ülke. Gelişmiş ülke. Gelişen ülke.

First world countries : Birinci dünya ülkeleri. Amerika, japonya, fransa, almanya, ingiltere, italya gibi gelişmiş kapitalist ülkeler. krş. ikinci dünya ülkeleri, üçüncü dünya ülkeleri, dördüncü dünya ülkeleri.

Central countries : Merkez ekonomileri. Dünya sistemine göre çevre ve yarı çevre ekonomilerindeki gelişimi belirleyen, biçimlendiren ve çevre ekonomileri ile yarı çevre ekonomilerini sömüren, sanayileşmesini tamamlamış, ileri teknolojiyi ve iktisadi üstünlüğü elinde tutan kapitalist ülkeler. krş. az gelişmiş ülkeler, kuzey ülkeleri, güney ülkeleri, bağımlılık kuramları, emperyalist ülke.

 

İngilizce Countries Türkçe anlamı, Countries eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Countries ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ceramic : Kil ya da başka silikatlardan elde edilen ürünlere verilen genel ad. Sırlıtaş. Seramikle ilgili. Seramik. Porselen. Çömlek. Seramiklere ilişkin. Seramik eşya.

Rural : Kırsal. Çiftçilik ile ilgili. Bölgesel. Köye ait. Köy yaşamına ait. Tarımsal.

Jerkwater : Önemsiz. Küçük. Demiryol şube hattı. Değersiz. Adi.

Ancestral home : Ataların evi.

Vales : Araba parkedici. Boşaltma kanalı. Elveda. Bayan kat görevlisi. Tulumba akış oluğu. Dere. Erkek kat görevlisi. Vadi. North carolina eyaletinde yerleşim yeri.

Alpines : Dağlara ait veya onlarla ilgili. Yüksek dağlara özgü. Ağaç sınırının üstündeki bölgeye özgü. Alp dağlarına ait. Alp. Alpin. Alp dağlarına ilişkin. Alpler ile ilgili. Alplere ilişkin.

Settlements : Yerleşim alanları. Bağlanan gelir. Yatıştırma. İskan. Yerleşim yeri. Yerleştirme. Tasfiye. Ödeşme. Nafaka bağlama.

Outback : Taşra (avustralya ingilizcesi). Şehirden çok uzak yer. Orta avustralya. Şehirden çok uzan yer (avustralya ingilizcesi).

Field : Bir tutanakta, özel bir veri türüne ayrılmış belirli bir bölge. en küçük mantıksal veri saklama birimi. Top atmak (kriket). Tarım coğrafyasında, dar anlamıyla "sürülen, ekilen" toprak. Sahaya çıkarmak (bir spor takımını). Otlak. Bir araştırma konusu ya da sorununun taşıyıcısı olan ve belli ayrıtları bulunan gözlem birimlerinden oluşmuş araştırma evreni ya da bu evrenin içinde gözlendiği gerçek yaşam bağlamı. Sahaya çıkarmak. Çayır. Bir özdeğin, bir mıknatısın ya da bir elektrik yükü'nün çevresinde uyarılan kendini kuvvet etkisi ile belli eden yönleçsel, doğabilimsel nicelik. Çerçevenin en üst satırından en alt satırına kadar yatay taramanın tümü.

Countries synonyms : royal canadian mounted police, international law enforcement agency, jerkwater town, summer house, acre, bourg, earthen, dorp, rcmp, earthenware, realms, dominions, clod, estates, fatherlands, summer resort, st, world, clay, country of origin, rustic, homelands, homeland, backcountry, climes, backwoods, fictile, kampong, boroughs, outbacks, fatherland, clods, abroad.