Covin türkçesi Covin nedir

Covin ingilizcede ne demek, Covin nerede nasıl kullanılır?

Coving : Kemer oluşturmak. Kubbelenme. Sundurma. Çıkma.

Covings : Sundurma. Çıkma. Kubbelenme. Kemer oluşturmak.

Covinous : Entrika ile ilgili. Düzenbaz. Sahtekar. Suikast ile ilgili.

Covirus : Kovirüs. Bazı bitki virüslerinde görüldüğü gibi bir enfeksiyonun başlangıç safhasında bir arada bulunan iki ya da daha fazla viral partikül.

Circoviridea : Circoviridea. Sirkovirüsler.

Scoville : Bir soyadı. 1912 yılında kırmızı biberin acı derecesini ölçmek için bir yöntem geliştiren abd'li kimyacı. Wilber l. scoville (1865-1942).

Covalent bonds : Ortak bağ. Kovalent bağlar. Kovalent bağ. Değerdeş bağ. Bir ya da daha fazla elektron çiftlerinin paylaşılmasıyla moleküldeki elektronları bir arada tutan, koparılmaları için 50-200 kcal/mol gereken kuvvetli kimyasal bağlar. Ortak değerlikli bağ. Bir veya daha fazla elektronun paylaşılmasıyla moleküldeki elektronları bir arada tutan, koparılmaları için 50-200 kcal/mol enerji gereken kuvvetli kimyasal bağlar.

Covalent bond : Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Elektronların iki atom tarafından ortaklaşa kullanılmasıyla oluşan ve koparılması için 50-110 kcal/mol enerji gereken kuvvetli kimyasal bağ. Paylaşılmış elektronlardan oluşmuş olan kimyasal bağ. Ortaklaşım bağı. Ortak değerlikli bağ. Ortak bağ. Değerdeş bağ. İki karşıt dönülü eksiciğin, iki öğecik arasında eşit paylaşılmasından oluşan kimyasal bağ. Kovalent bağ. İki atomun bir çift elektronu paylaşmasıyla oluşan bağ.

 

Circoviruses : Domuz sirkovirüs virüsü, kanatlıların anemi enfeksiyozu ve güvercin sirkovirüslerinin yer aldığı, 17-24 nm çapında, parvovirüsler gibi sentez evresindeki hücrelerin çekirdeklerinde çoğalan, en küçük patojen dna virüs ailesi, circoviridae. Sirkovirüsler.

Covalences : Kovalans. Kovalent bağ. Değerdeşlik.

İngilizce Covin Türkçe anlamı, Covin eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Covin ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cuddy : Göz. Kamara (güvertede). Küçük kamara veya kiler. Küçük kamara. Gemi mutfağı. Gemi salonu. Güverte kamarası. Odacık.

Groat : Dört peni değerinde olan gümüş para (eskiden ingiltere'de kullanılan). 4 penilik eski ingiliz gümüş parası.

Closeting : Alafranga helataşı. Bir odada özel görüşmek. Helataşı. Gizli oda. Odaya kapatmak. Klozet. Gömme dolap (gardırop işlevi gören sandık odası gibi). Hücre. Tuvalet.

Plot : Haritasını çıkarmak. Entrika çevirmek. Çizmek. Kentin düzentasarına ve yasalara uygun olarak, üzerinde yanlız bir yapının yapılabileceği toprak parçası. bir kentin toprağının bölünebileceği en küçük birim. Başı ve sonu saptanmış, zincirleme bir gelişimi içine alan, olayların olasılık ve zorunluluk ölçüleri ile geliştiği tüm. Bir çizge ya da eğriyi çizme eylemi. Yerini belirlemek. Planını çıkarmak. Plan üzerinde işaretlemek.

 

Guinea : Yirmi bir şilin değerindeki eski ingiliz altını. Pound'lık para birimi. İtalyan asıllı serseri. Eskiden şiling şimdi. Beçtavuğu. Gine.

Twopence : Az miktar. İki peni. Önemsiz şey.

Doubloon : İspanyol altını. Korsan parası.

Skulduggery : Aldanma. Kanma. Numara. Kandırma. Utanç. Ayartma. Hile. Hilekarlık. Aldatma.

Head : Baş. Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi. Başına geçmek (şirket vb). Kullanmak. Elektrik ya da akustik dalgaları saptayan ya da okuyan, özellikle ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında ses ve görüntüyü saptama ve okuma işini gerçekleştiren değiştirgeç. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Baş ile ilgili. Bir üçayağın alıcı ile birleştiği yerde bulunan ve alıcının olduğu yerde çeşitli yönlere dönebilmesini sağlayan çeşitli yapıdaki araçlar. Atletizm, bilgisayar, biyoloji, jimnastik, madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Başında olmak.

Specie : Sikke. Devlet tarafından ağırlık, ayar ve değeri saptanarak, altın, gümüş, bronz, alüminyum gibi madenlerden basılan para. krş. akça. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Nakit. Tür. Demir para. Madeni para. Altın, gümüş ve benzeri madenlerden yapılan para.

Covin synonyms : ha'penny, louis d'or, fifty cent piece, bezzant, threepence, create verbally, fourpence, byzant, half eagle, fivepence, stater, ninepence, piece of eight, sloganeer, tanner, cabinet, half dollar, cabals, accordance, halfpenny, shilling, confederacy, nickel, verso, bawbee, farthing, maundy money, penny, denier, obverse, dime, reverse, quarter.

Covin zıt anlamlı kelimeler, Covin kelime anlamı

Obverse : Meselenin öbür yanı. (para) ön yüz. Yüz tarafı. Yüz (para, madolyon vb). Ters önerme. Yüzü dönük. Yüz. Ön yüzü (para veya madalyon).

Head : Kullanmak. Elektrik ya da akustik dalgaları saptayan ya da okuyan, özellikle ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında ses ve görüntüyü saptama ve okuma işini gerçekleştiren değiştirgeç. Kafa. Örtübaşı. Baş. Kelle. Çekicin demir, pirinç ya da pirinçten daha sert bir özdekten yapılmış, madensel dolgulu yuvar biçiminde baş bölümü. Baş ile ilgili. Gövde. Atletizm, bilgisayar, biyoloji, jimnastik, madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır.

Tail : Gütmek. Peşine takılmak. Kuyruk gibi peşine takılmak. Sapını ayıklamak. Art uç ya da bir hayvanın arda doğru uzayan kesimi. Hazırlama artığı. Kuyruk. Yakından izlemek. Kuyruk yapmak. İzlemek.

Covin antonyms : reverse.

Covin ingilizce tanımı, definition of Covin

Covin kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A collusive agreement between two or more persons to prejudice a third.