Curter türkçesi Curter nedir

  • Ters.
  • Sert (söz).
  • Kısa ve sert konuşan.
  • Ters ve kısa (söz).
  • Kaba ve kısa.
  • Kısa söz.
  • (söz) kısa.
  • Sert.
  • Kısa.

Curter ingilizcede ne demek, Curter nerede nasıl kullanılır?

Curtesies : Reverans. Karısı öldükten sonra kocanın karısına ait olan malları alma hakkı. Eşinin ölümünden sonra kocasına geçen miras hakkı. Karısının ölümünden sonra kocasının onun mülkiyetini miras olarak alma hakkı. Veraset hakkı.

Curtest : Ters. Kısa söz. (söz) kısa. Sert (söz). Sert. Kaba ve kısa. Ters ve kısa (söz). Kısa ve sert konuşan. Kısa.

Curtesy : Karısı öldükten sonra kocanın karısına ait olan malları alma hakkı. Karısının ölümünden sonra kocasının onun mülkiyetini miras olarak alma hakkı. Veraset hakkı. Eşinin ölümünden sonra kocasına geçen miras hakkı. Reverans.

Curt : Sert. Ters. Kısa söz. Kısa ve sert konuşan. (söz) kısa. Kısa. Kaba ve kısa. Sert (söz). Ters ve kısa (söz).

Curtail : Kısıntı yapmak. Engellemek. Kısaltmak. Azaltmak. Kısa kesmek. Düşürmek. Kısmak. Kesmek.

Curtailed : Kısa kesilen. Kısa kesilmiş. İndirimli. İndirgenmiş. Azaltılmış. Kısaltılmış.

Curtailed inspection : Kısaltılmış muayene. Kısaltılmış denetim.

Curtailments : Kısma. Kısa kesme. Kısıntı. Azaltma. Kesme. İndirme. Kısaltma.

 

Curtails : Engellemek. Kısa kesmek. Kısıntı yapmak. Düşürmek. Kesmek. Kısmak. Kısaltmak. Azaltmak.

Curtain antenna : Perde anten. Perde sırgavıl.

İngilizce Curter Türkçe anlamı, Curter eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Curter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Carnage : Kan dökme. Kıyım. Katliam. Kırım.

Biting : Isırıcı (rüzgar). Zehir gibi. Dokunaklı. Isırma. Acı. Acıtıcı. Acı verici. İğneleyici. Alaylı. İğneli.

Backward : İsteksiz. Geri. Tersine. Geçmişe yönelmiş. Vücudun ortasından geçen çizginin sırt tarafında gösterdiği yön ve sırt yüzeyi. Çekingen. Geriye yönelmiş. Geri geri. Geç öğrenen. Kendinden emin olmayan.

Shoot down : Ateş edip düşürmek. Uçağa ateş edip düşürmek. Boşa çıkarmak. Yıkmak (ümit). Vurup düşürmek. Silahla vurup düşürmek.

Briefest : En kısa. Özet. Kısa ve öz. Özlü.

Bitterest : Keskin. Acılık. Acı (tat). Yakıcı. Keskinlik. Barut gibi. İliklere işleyen. Acılı. Üzücü.

Astringents : Damarları büzen ilaç. Lokal olarak doku ve damarları büzen ilaç. Kanamayı kesici. Büzücü. Astrenjan. Kanı durduran. Şiddetli. Kan durdurucu. Kanamayı durduran ilaç.

Bitter : Keskin. Acılı. Acılık. Bitter (çikolata). Üzücü. Şiddetli. İliklere işleyen. Keskinlik. Acı.

Farther : Uzaktaki. Ötedeki. İlave edilen. Daha öte. Daha uzaktaki. Ayrıca. İlerdeki. Daha uzağa. Daha uzakta. Bundan başka.

Filicide : Kendi evladının katili. Çocuklarını öldürme. Evlat katili. Kendi çocuğunu öldürme. Evlat katili olmak. Bir çocuğun ebeveyni tarafından öldürülmesi.

Curter synonyms : dry gulching, contract killing, brevis, brief, brusk, badtempered, back, brusker, amiss, compact, acerbic, butchery, astringent, bloodshed, acerb, mass murder, gore, parricide, massacre, tyrannicide, infanticide, acrimonious, curtest, bitterer, elimination, thuggee, abbreviated, bad tempered, asper, breves, compressed, austerest, adverse.