Dartılmah nedir, Dartılmah ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kendini ağır satmak, büyüklenmek, böbürlenmek.

Dartılmah anlamı, kısaca tanımı

Dartı : Eritilen yağın dibine çöken kısım, tortu. Harmanda sapları indirmeye, yaymaya yarayan ucu çatallı uzun ağaç, dirgen. Hasır dokunan tezgâhta otları sıkıştırmaya yarayan ağaç. Beyaz ya da renkli baş örtüsü. İp, urgan. Tartı, ölçü, ağırlık. Terazi, kantar ve benzerleri ağırlık ölçme aletleri. [Bakınız: dartu]

Böbürlenmek : Övünerek kabarmak, üstünlük taslamak, kurulmak.

Büyüklenmek : Kendini büyük göstermek, büyüklük taslamak, kibirlenmek, heyheylenmek.

Böbürlenme : Böbürlenmek işi.

Büyüklenme : Büyüklenme işi, kibir, heyheylenme.

Satmak : Bir değer karşılığında bir malı alıcıya vermek. Bir yolunu bularak birinden ayrılmak. Bir kimse, kendini veya başkasını olduğundan daha önemli, yetkili ve değerli göstermek. Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek, taslamak. Bir çıkar karşılığında bir şeyi gözden çıkarmak, feda etmek.

Satma : Satmak işi.

Böbür : Memelilerden, sıcak ülkelerde yaşayan, derisi benekli, yırtıcı hayvan (Hyrax syriensis). Böbürlenme, kibir.

Kendi : İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat. Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz. Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz.

 

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.

Kend : Kasaba, şehir.

Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.

Böbü : Bebek.

Ağır : Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

Diğer dillerde Darrow çözeltisi anlamı nedir?

İngilizce'de Darrow çözeltisi ne demek ? : darrow’s solution