Değme nedir, Değme ne demek
Değme; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.
- Değmek işi, temas.
- Seçkin, seçme

- Her, herhangi bir, gelişigüzel, rastgele.
"Değme" ile ilgili cümleler
- "Gece yüzüne yaptığı makyaj değme ustaların işiydi." - F. Otyam
- "Deli gönül değme çaydan bulanmaz / Coşarsa dalgası kendinden olur" - Âşık Veysel
Yerel Türkçe anlamı:
Elçi, haberci.
Seçme, üstün, en iyi.
Bir fizik terimi olarak tanımı:
Bir ya da birçok elektrik çevrimini bütünlemek için düzenlenmiş özel ulama yeri.
Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:
Ay ve güneş tutulmalarında, Ay'ın ya da Yer'in gölge konisine yaklaşarak değmesi.
Matematik terimi olarak kelime anlamı:
Bir eğrinin bir eğriye, bir eğrinin bir yüzeye, ya da bir yüzeyin bir başka yüzeye kesmeksizin bir noktada dokunması.
Diğer sözlük anlamları:
Her, her bir, her hangi bir, gelişigüzel, rasgele.
Beğenilmiş, seçilmiş
Geomteri'deki kelime anlamı:
[Bakınız: Çap]
Bilimsel terim anlamı:
Bir nesneyle başka bir nesnenin, dokunma durumunda olması.
Bir elektrik çevrimini bütünlemek için iki çevrim öğesinin birleşmesi.
[Bakınız: sürtünüm]
Yumrukoyuncusunun, yediği yumruk etkisiyle elleri dışında vücudunun herhangi bir kısmı ile yere değmesi.
İngilizce'de Değme ne demek? Değme ingilizcesi nedir?:
contact, appulse, tangency
Osmanlıca Değme ne demek? Değme Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
temas
Değme anlamı, kısaca tanımı:
Değme gitsin : "anlatılması güç, anlatılamaz" anlamında kullanılan bir söz.
Değme keyfine : Söz konusu işten çok hoşlanıldığını anlatmak için kullanılan bir söz.
Değme sarhoşa yıkılana kadar gitsin : "kendi aklını beğenip başkasını dinlemeyen kimseyi gittiği yanlış yoldan döndürmeye kalkmayın, bırakın cezasını çeksin" anlamında kullanılan bir söz.
Değmek : Aralık kalmayıncaya kadar birbirine yaklaşmak, dokunmak, temas etmek. Değerinde olmak. Karşılık olmak. Zevk veren şeyler hoşa gitmek. İstenilen yere düşmek, rast gelmek, isabet etmek. Eş değerde olmak. Ulaşmak, erişmek. Herhangi bir nitelikte olmak.
Değmesin yağlı boya : Genellikle bir şey taşınırken kalabalıktan yol istemek için "açılın, çekilin, yol verin!" anlamında kullanılan bir söz.
Aldığı abdest ürküttüğü kurbağaya değmemek : Sağladığı yarar, verdiği zararı karşılamamak.
Attığı tırnağa değmemek : Tırnağına değmemek.
Ayakları yere değmemek : Çok sevinmek.
Balta değmedik ağaç olmaz : "zarar görmeyen, başına felaket gelmeyen kimse yoktur" anlamında kullanılan bir söz.
Balta değmemiş : İçinden hiç ağaç kesilmemiş, sık ve gür (orman, koru).
Buna değdi buna değmedi demek : Birçok şeyin, iyilerini seçip önceden beğenmeyip bıraktıklarını da sonradan almak.
Burnu çenesine değmek : Çok yaşlanmak.
Canına değmek : Çok hoşlanmak. ruhu şad olmak.
El değmemek : Saflığı bozulmamak. kullanılmamak, dokunulmamak.
Eli değmek : Bir şey yapmaya vakit ve fırsat bulmak.
Eli eline değmemek : Birisiyle cinsel ilişkiye girmemiş olmak. herhangi bir yakınlaşma olmamak.
Eline erkek eli değmemiş olmak : Kız, namuslu olmak.
Ettiği hayır ürküttüğü kurbağaya değmemek : Yol açtığı zarar, yaptığı iyilikten büyük olmak.
Göz değmek : Uğursuzluk, kötülük getirdiğine inanılan kıskanç veya hayran bakışlar dolayısıyla kötü bir duruma düşmek.
Gözü değmek : Uğursuzluk, kötülük getirdiğine inanılan kıskanç veya hayran bakışlar dolayısıyla kötü bir duruma düşürmek.
İnsan ayağı değmemiş : İçine insan girmemiş, içinde insan olmayan.
İnsan eli değmemiş : Bakımsız kalmış yer.
İt değmekle deniz pis olmaz : "doğruluğuna, dürüstlüğüne herkesin inandığı bir kimse, aşağılık kimselerin atmak istedikleri çamurla kirletilemez" anlamında kullanılan bir söz.
Nazar değmek : Göz değmek.
Nazarı değmek : Gözü değmek.
Tırnağına değmemek : Değerce ondan çok aşağı olmak.
Yaptığı hayır ürküttüğü kurbağaya değmemek : Yol açtığı zarar, yaptığı iyilikten büyük olmak.
Zahmetine değmek : Verilen emeği karşılamak.
Temas : Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. Değme, dokunma, dokunuş, değinti. Dokunma. Değinme, sözünü etme, bahsetme. Buluşup görüşme, ilişki kurma, münasebet.
Gelişigüzel : Üstünkörü. Herhangi bir, baştan savma, rastgele, lalettayin.
Seçkin : Bir toplumda saygın ve etkin mevkilerde bulunan ve toplumun eğitim, ekonomi, siyaset, askeriye, din, sanat vb. alanlarıyla ilgili etkinliklerin denetimini elinde tutan (kişi veya grup), elit. Benzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan, üstün, mümtaz, güzide, mutena.
Seçme : Seçkin, seçilmiş. Seçmek işi, intihap, seleksiyon.
Her : Önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak biçimde genelleştiren söz.
Herhangi : Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.
Bir : Eş, aynı, bir boyda. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Beraber. Aynı, benzer. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ancak, yalnız. Tek. Bir kez. Sadece. Bu sayı kadar olan. Sayıların ilki. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı.
Rastgele : Gelişigüzel. (ra'stgele) Seçmeden, iyisini kötüsünü ayırmadan, gelişigüzel, lalettayin.
Değme açısı : Bir katı yüzeyine konan sıvı damlasının sınırlarında görülen, dik düzlem içindeki açı. Sıvı ile katının değdiği yerde, sıvı yüzeyi ile katınınki arasındaki açı.
Değme başkalaşımı : Magmanın sıcaklığı, çıkardığı gaz ve buğuların etkisiyle, içine sokulduğu kayaçların uğradığı başkalaşım.
Değme erkili : Değme durumunda bulunan değişik iki metalde oluşan elektriksel erkil çıkarımı.
Değme gez : Her zaman, her defa
Değme kirişi : (matematik)
Değme kuşağı : Bir sokulma kütlesinin çevresinde bulunan ve kayaçları değme başkalaşımı geçirmiş olan bir bölge.
Değme maden yatağı : Magmanın kimi çeşit kayaçlar ve çoğunlukla kireçtaşlarıyle yanyana gelmesinden oluşmuş, yüksek ısı ve gaz etkinliğinde ortaya çıkan mineral topluluğu ile belirtili maden yatağı.
Değme noktası : Bir eğriye teğet olan bir doğrunun eğriyi kestiği nokta. Anlamdaş. teğet oluş noktası. Bir yüzeye teğet olan bir doğru ya da düzlemin yüzeyi kestiği nokta. Anlamdaş. teğet oluş noktası. Teğet ile eğrinin ortak noktası. (matematik) (fizik) [Bakınız: Çap]
Değmede : Umulmaz, inanılmaz anlamında kullanılır: Gelecek seneye ucuzluk olacak diyorlar, değmede. Galiba, herhalde, zannederim. Güya, sanki: Değmede ben bununla zengin mi olacağım? Her yerde, gelişigüzel yerde. Kolay kolay, her zaman. Her ne zaman
Değmeer : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Seçkin, nitelikli kimse.
Değme ile ilgili Cümleler
- Sadece buna değmez.
- Öğrenmeye istekli olmayan biri öğretmeye değmez.
- Değmeyecek çok şey yaptın.
- Bu eski bina onarmaya değmez. Onu yıksak daha iyi olur.
- O buna değer mi yoksa değmez mi?
- Ali bunun gerçekten kavga etmeye değmeyeceğine karar verdi.
- Attığın taş, ürküttüğün kuşa değmez.
- Bu sorun çok basit, bu yüzden neredeyse tartışmaya değmez.
- Değmesin!
Diğer dillerde Değme anlamı nedir?
İngilizce'de Değme ne demek? : contact, touch temas
Fransızca'da Değme : attouchement [le], contact [le], touche [la]
Almanca'da Değme : n. Berührung
Rusça'da Değme : n. контакт (M), касание (N), прикосновение (N), соприкосновение (N), затрагивание (N)
adj. обыкновенный, заурядный

Bu kısımda Değme nedir? Değme ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Değme tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Değme hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.