Dealt with türkçesi Dealt with nedir

Dealt with ile ilgili cümleler

English: Have you ever dealt with this kind of a problem before?
Turkish: Sen hiç daha önce bu tür bir sorunla ilgilendin mi?

English: I dealt with it.
Turkish: Onun üstesinden geldim.

English: A more experienced lawyer would have dealt with the case in a different way.
Turkish: Daha deneyimli bir avukat, dava ile farklı bir şekilde ilgilenirdi.

English: Ali could have dealt with the problem in a better way.
Turkish: Ali sorunla daha iyi bir şekilde ilgilenebilirdi.

English: Have you ever dealt with a problem like this?
Turkish: Sen hiç böyle bir sorunla uğraştın mı?

Dealt with ingilizcede ne demek, Dealt with nerede nasıl kullanılır?

Dealt : Meşgul olmak. Uğraşılan. Değinmek. İş yapmak. Vurmak. İlgilenmek. Ele almak. Kağıt dağıtmak. Alışveriş etmek. Uğraşmak.

With : -lı. Sayesinde. Nedeniyle. Li. Beraberinde. Canlı. -e karşın. İle ilgili. İle. Beraber.

Dealt him a heavy blow : Onu çok sarstı. Onu oldukça ciddi bir şekilde yaraladı. Ona ağır darbe vurdu.

Abound with : İle dolu olmak. Bol olmak (bir yerde). Dolu olma. Çok olmak (bir yerde). Taşma.

Abreast with : Ayak uydurarak.

Accommodate somebody with : Tedarik etmek. Sağlamak.

 

İngilizce Dealt with Türkçe anlamı, Dealt with eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dealt with ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Completes : Tekmillemek. Tümlemek. Yerine getirmek. Eksiksiz. Tam. Doldurmak. Bütünlemek. Bütün. Tamamlamak.

Be occupied with doing : Yapmakla meşgul olmak. Meşgul olmak.

Administrated : Yönetmek.

Administrates : Yönetmek.

Bestriding : Üzerinden geçmek. Hükmetmek. Ayaklarını açıp oturmak. Her iki yakasında olmak. Bacaklarını ayırarak binmek. Üzerine binmek. Her iki tarafında bulunmak. Ata biner gibi oturmak. Aşmak.

Attacked : Yakalanmak. Girişmek. Saldırıya uğramış. Hamle yapmak. Saldırmak. Aşındırmak. Hücuma uğramış. Tecavüz etmek. Eleştirmek.

Cadillace : (argo) sakin olmak.

Adjusts : Uydurmak. Adapte olmak. Alıştırmak. Belirlemek. Ayar çekmek. Ayarlamak. Parlamak. Düzeltmek. Hizaya getirmek.

Adhibit : Ek. Almak. Koymak. Yapıştırmak.

Attend to : Dikkat etmek. Meşgul olmak. Mukayyet olmak. Bakmak. İlgilenmek.

Dealt with synonyms : arrange, be in the race to stay, deal in, bend over backwards, clinch, adjust, merchandize, be sufficient, contend, agonises, merchandise, administered, attacks, bestrode, agonise, compounding, clearing up, be occupied in doing, boss, arranges, conclude, administrating, contended, bestrides, be at war with, be enough, traffic in, adjudicate, adjudicates, bestridden, compounded, agonize, administers.