Defined türkçesi Defined nedir
- Belirtili.
- Belirlenmiş.
- Tanımlanmış.
- Tamlanan.
- Açıklanmış.
- Kakarlaşırılmış.
- Tanımlı.
- Betimlenmiş.
- Açıklama.
Defined ile ilgili cümleler
English: Instead, I will turn to a discussion of the two economic variables I defined a moment ago.
Turkish: Onun yerine az önce tanımladığım iki ekonomik değişkenin tartışmasına döneceğim.
English: The Astronomical Unit (AU) is defined as the average distance between the Earth and the Sun. It is approximately 150 million km (93 million miles).
Turkish: Astronomik Birim Dünya ve Güneş arasındaki ortalama mesafe olarak tanımlanır.Bu yaklaşık 150 milyon kilometredir.
English: Schopenhauer defined architecture as "frozen music."
Turkish: Schopenhauer mimariyi "donmuş müzik" olarak tanımladı.
English: From the viewpoint of tissue culture, the environment for this experiment should be more rigidly defined.
Turkish: Doku kültürü bakış açısından, bu deney için çevre daha katı bir şekilde tanımlanmış olmalıdır.
English: In most countries, with the exception of the Arab countries and Israel, Saturday and Sunday are defined as the weekend.
Turkish: Birçok ülkede, Arap ülkeleri ve İsrail hariç genellikle Cumartesi ve Pazar, hafta sonu günleri olarak ilan edilmiştir.
Defined ingilizcede ne demek, Defined nerede nasıl kullanılır?
Defined boundary : Açık bir şekilde belirlenmiş olan sınır. Belirlenmiş sınır.
Defined function : Tanımlanmış işlev.
Custom defined size : Özel tanımlı boyut.
Ordinally defined quantitative variable : Sençenekleri bir sayı dizgesinin birimleriyle dile getirilmeyen, ancak bir sıra düzenine göre "en iyi..., en kötü" gibi birbirinden ayrılabilen nicel değişken. Sıralı nicel değişken.
Program defined central government budget revenues : Program tanımlı merkezi yönetim bütçe gelirleri. Merkezi yönetim bütçe gelirlerinden faiz gelirleri, merkez bankası karı, yeniden değerleme ve devredilen özel gelirler, kamu bankaları kar payı gelirleri, özelleştirme gelirleri, konsolide kamu kesimine borç verme-geri ödeme kalemi ve darphane para basım geliri toplamının düşürülmesiyle elde edilen bütçe büyüklüğü.
Program defined consolidated budget revenues : Konsolide bütçe gelirlerinden faiz gelirleri, merkez bankası karı, yeniden değerleme ve devredilen özel gelirler, kamu bankalarından kar payı gelirleri, özelleştirme gelirleri, konsolide kamu kesimine borç verme-geri ödeme kalemi ve darphane para basım geliri toplamının düşürülmesiyle hesaplanan gelirler. Program tanımlı konsolide bütçe gelirleri.
User defined size : Kullanıcı tanımlı boyut.
Program defined consolidated budget noninterest expenditures : Konsolide bütçe harcamalarından risk hesabının düşürülmesi ve sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan nakit transfer farkının ve konsolide kamu kesimine borç verme-geri ödeme kaleminin eklenmesiyle hesaplanan harcamalar. Program tanımlı konsolide bütçe faiz dışı harcamaları.
User defined key : Programlanır tuş. Programlanır işlev tuşu.
Program defined consolidated budget primary surplus : Program tanımlı konsolide bütçe faiz dışı fazlası. Program tanımlı konsolide bütçe gelirlerinin faiz dışı bütçe harcamalarından büyük olması, diğer bir deyişle program tanımlı konsolide bütçe faiz dışı fazlasının pozitif olması durumu. bu büyüklük ımfnin önerdiği iktisadi programlarda borçların çevrilebilirliğini gösteren bir başarım ölçütü ve konsolide bütçe faiz dışı fazlasından farklı bir bütçe büyüklüğüdür.
İngilizce Defined Türkçe anlamı, Defined eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Defined ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Distinct : Muhakkak. Farklı. Aşikar. Bağımsız. Bariz. Başka. Açık. Seçik. Ayrı. Belirgin.
Com : Mikrofilm ortamında bilgisayar çıktısı. Bir bilgisayardaki seri portlarla ilişkili dos ve windows'ta aygıt. Kom. Sonuçların, çıkış birimince mikrofilm ortamına yazıldığı bilgisayar çıktısı. Dos'ta çalıştırılabilen dosya. Şi. Com dosyası. (bilgisayar) iletişim bağlantı noktası.
Established : Sabit. Kurulmuş. Resmileşmiş. Kurulu. Yerleşik. Yerleşmiş. Müesses. Oturmuş. Varolan.
Def : Güzel. Anlam. Yorum (kelime veya ifade olarak). Tanım. Çok iyi.
Professed : İtiraf edilmiş. İddia edilen. Sözde. Açık olan. Açıkça söylenmiş. İnançlı.
Expounded : Açıklamak. Yorumlamak. Açıklanan.
Assertion : Hakkını arama. Sav. Hakkını ispat etme. Bir görüş ya da vargıyı ileri süren yargı. Bildiri. Evetleme. Öne sürme (bir iddiayı). İddia.
Comment : Tefsir etmek. Düşüncesini açıklamak. Söz söylemek. Yorum. Hakkında yorumda bulunmak. Eleştirmek. Yorum yapmak. Bir yapıtın iyi anlaşılması için açıklanması. Değerlendirmek.
Limited : Kıt. Ekspres tren. Belirli. Sayılı. Sınırlanmış. Hudutlarla sınırlı. Kısıtlı. Ekspres. Mahsur. Sınırlı sorumlu (şirket).
Unshelled : Kabuğundan çıkarılmamış (çerez vs). Meydana çıkmış. Kabuğu veya örtüsü olmayan. Kabuksuz. Ayyuka çıkmış.
Defined synonyms : fixed on, declaration, certain, assertions, clarification, determinated, indicated, evidenced, limiteds, explained, explicated, accounting for, given, commentaries, declared, definite, outlined, particularized, comments, particularised, appointed, specified, identified, declassified, pictured, clarifications, commentary, stated, determined, commentation, declarations, fixed, interpreted.
Defined zıt anlamlı kelimeler, Defined kelime anlamı
Indefinite : Müphem. Süresiz. Kesin olmayan. Belirsiz. Sayısız. Sınırsız bir süre için. Belirtisiz. Sınırsız. Sonsuz. Mühletsiz.
Undefined : Tanımsız. Tanımlanmamış.
Indistinct : Müphem. Hayal meyal. Belirli belirsiz. Silik. Bulanık. Ayırt edilemez. Belirsiz. İyice görülmeyen. Muğlak. Belli belirsiz.

Bu kısımda Defined kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Defined ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Defined anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Defined ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.