Derdikmek nedir, Derdikmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Dertlenmek, ağlamaklı olmak, derdini anlatmak: Boşuna derdikip durma, senin derdine kim yanacak.

İçlenmek, dert edinmek.

Derdikmek anlamı, kısaca tanımı

Derd : Dert

Derdik : Bir çeşit şalgam.

Dertlenmek : Üzüntüye kapılmak, dertli duruma gelmek, kaygılanmak.

Dertlenme : Dertlenmek işi.

Ağlamaklı : Ağlar gibi olan, üzüntülü, ağlak, ağlamalı, ağlamsı.

İçlenmek : İçli bitkiler tanelenmek, iç tutmak. Kimseye belli etmeden bir şeyi kendine dert etmek, duygulanmak.

Anlatmak : Bilgi vermek, izah etmek. Nakletmek. Bir konu üzerinde açıklama yapmak, açıklamada bulunmak.

İçlenme : İçlenmek işi neya durumu.

Edinmek : Kendini bir şeye sahip kılmak, kendine sağlamak, elde etmek, iktisap etmek.

Ağlamak : Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.

Anlatma : Anlatmak işi, ifham, ilam, tefhim.

Derdin : Düzce ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Boşuna : Boş, yararsız, gereksiz, beyhude, nafile. Boş yere, yararsız yere, sebepsiz yere, gereksiz, boşu boşuna, beyhude, beyhude yere, nafile, tevekkeli.

Edinme : Edinmek işi, kazanma, iktisap.

Ağlama : Ağlamak işi.

 

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

Durma : Durmak işi.

Anlat : Ekin demetlerini arabaya koymaya ve harmanı aktarmaya yarıyan, üç, dört, beş, yedi çatallı olabilen, uzun saplı aygıt, dirgen, yaba.

Seni : Yüksek, yüce.

Diğer dillerde Derbentçi anlamı nedir?

Osmanlıca Derbentçi : beldar, derbent muhafızı