Devli nedir, Devli ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ucu yarı yanmış ya da yanmakta olan odun parçası.

Devli kısaca anlamı, tanımı

Devlik : Hazırlık: Yayla için devlik yapıyorum. Su değirmeninin parçalarından biri. Dört peşli uzun elbise. Bir organın ya da organizmanın anormal büyümesi durumu. Jigantizm, gigantizm. Büyüme döneminde epifiz plağının kapanmasından önce büyüme hormonunun aşırı salgılanması sonucu vücudun anormal derecede gelişme ve büyüme göstermesi, gigantizm, jigantizm

Devlikesi : Gün, hafta, ay, yıl gibi zamanların bir sonrakini anlatmak için kullanılır, ertesi.

Devlikesiün : Ertesi gün.

Devliki : Gün, hafta, ay, yıl gibi zamanların bir sonrakini anlatmak için kullanılır, ertesi.

Devlim : Yaşantı, ömür.

Devlip : Yalancılık, hilecilik. Tahıl değirmeni. Değirmen taşı.

Devlisi : Gün, hafta, ay, yıl gibi zamanların bir sonrakini anlatmak için kullanılır, ertesi.

Devlit : Tahıl değirmeni.

Devlit taşı : Değirmen taşı.

Hipofiz devliği : Epifiz plağının kapanmasından önce, büyüme hormonunun aşırı salgılanması sonucu kemiklerin uzunlamasına büyümelerini sürdürmesi sonucu oluşan dev cüsselilik.

Yanmak : Birleşiminde karbon bulunan maddeler, ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçip yok olmak. Çok sevmek, büyük bir aşk ile sevmek. Bütünü ya da bir bölümü ateş veya sıcaklığın etkisi ile bozulmak, kömür durumuna geçmek. Çocuk oyunlarında oyun dışı kalmak. Bir bir sıralamak, dile getirmek, dert dökmek, anlatmak. Isı etkisiyle vücudun bir yanı yara olmak, kızarmak veya rengi koyulaşmak. Zarara, kötülüğe uğramak. Isı, ışık veren bir konuma geçmek. Birtakım etmenlerin etkisiyle işe yaramaz duruma gelmek. Vücut veya nesnelerin ısısı artmak. Hükümsüz kalmak, değerini yitirmek. Ateş durumuna geçmek, tutuşmak. Çok istemek, çabalamak. Parlamak, parıldamak. Yanık acısına benzer bir acı duymak. Çok üzülmek.

 

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Yanma : Yanmak işi. Bir cismin oksijenle birleşmesi sırasında ortaya çıkan olayların tümü.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Parç : Şişman adam. Topraktan yapılmış yoğurt kabı. Emzikli testi, topraktan yapılmış ibrik. Bakır su tası. Bakır su tası, maşrapa. Su tası. Bakır su bardağı. (Başkışla Karaman Konya).

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Odun : Yakılmak için kesilmiş, parçalanmış ağaç. Anlayışsız ve kaba (kimse).

Yarı : Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf. Gereğinden az, tam olmayarak. Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan. Devre arası.

 

Ucu : Yankesici, usta hırsız.

Ya : "Ey, hey" anlamlarında bir seslenme sözü. Bazı çekimli zamanlardan sonra gelerek anlamı pekiştiren, kuvvetlendiren bir söz: Yediydin ya. Oturmuşum ya. Şaşma, şaşkınlık bildiren bir söz. Bilinen, görülen, hatırlanıp anlatılan bir olay dolayısıyla da sorulan başka bir konu için kullanılan bir söz. Gereklik ve onay bildiren cümlelerde yargının onaylandığını bildiren bir söz. Cevap niteliğinde olan cümlenin sonuna getirildiğinde asıl yargının arkadan gelen cümle ile anlatılacağını belirten bir söz. Evet. Dilek ve geniş zaman kiplerinde yargıyı güçlendiren bir söz. Bir düşüncede sıra ile yer alan ayrı cins ögelerden biri ötekilerden üstün görüldüğünde "hele, özellikle" anlamlarında kullanılan bir söz. Bir düşüncenin karşıtı düşünülürken kullanılan bir söz.

Diğer dillerde Devletlerbirliği anlamı nedir?

İngilizce'de Devletlerbirliği ne demek ? : confederacy