Deyi nedir, Deyi ne demek

Deyi hakkında bilgiler

Logos, Yunanca'da us ile kavrama anlamındadır ve duyguları kavrama anlamındaki pathos sözcüğü karşılığında kullanır.

Herakleitos'un varlık anlayışının temelinde yer alan ve başka bir dile çevrilemeyen logos sözcüğü söz, düşünme, akıl, oran, ölçü gibi çok anlamlı bir sözcüktür.

MÖ 5. yüzyılda Herakleitos logosu evreni düzenli bir bütün olarak kuran ve hareket ettiren ussal ilke biçiminde tanımlamıştır. Buna göre logos, hem oluşumların altında yatan ve onları biçimlendiren düzen ilkesi hem de evrenin böyle bir düzen olarak kavranmasında belirleyici olan bilgi ilkesiydi; evrenin kavranması belirli orantılara yani karşılıklı ilişki içindeki yas niteliğinde bağlantılara göre gerçekleşiyordu. Bu anlamıyla logos özellikle rastlantı ve gelişigüzelliğin karşıtıdır.

Herakleitos'un verdiği anlam Anaksagoras'ın baş kavramı olan “nous” dan farklıdır. Nous bir düzenleyici olarak evrenden önce de vardır ve evrene dışardan gelir, logos ise evrenle birliktedir ve evrensel oluşun içindedir.

Deyi ile ilgili Cümleler

  • Ayranı yok içmeye tahtırevanla gider sıçmaya dersen hoca ki ilk defa otelde kalacaktım tatil yapacaktım paramız azsa az öyle deyip şevkimi kırarsan hoca kalbim kırılmış olurdu ki kırıldı beni sevdiğini söyleme, kimyacı fizikçi anlatabildim mi?
  • İnsanların hepsi küçük bir çocuk "İmparator çıplak!" deyinceye kadar aptal görünmemek için ona gerçeği söylemeden imparatorun giysilerini övdü.
  • Deyim yerindeyse, o bir kitap kurdudur.
  • "Kimse mükemmel değildir." çok ünlü bir deyiştir.
  • Deyiş bize oldukça tanıdık.
  • Çay da çay deyip durdu.
  • Başka bir deyişle, o tembel.
  • İşte bazı deyimler.
  • Deyim yerindeyse, o büyümüşte küçülmüş bir bebek.
  • Başka bir deyişle, onunla çalışmayı sevmiyorum.
 

Deyi tanımı, anlamı:

Logos : Deyi.

Ön deyi : Ön söz. Kehanet.

Deyim : Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir.

Deyimleşmek : Deyim özelliği kazanmak.

Deyimleştirmek : Deyim durumuna getirmek, deyim özelliği kazandırmak.

Deyip de geçmemek : Önemsemek.

Deyiş : Bir kimsenin bir konuyla ilgili anlattıkları, ifade. Semahla birlikte yalnızca bağlama eşliğinde ağır tempoda söylenen bir beste türü. Halk şiiri, halk türküsü. Söyleme biçimi, anlatım biçimi, üslup. Deme, söyleme işi.

Cebirsel deyim : Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde, bunlara bağlı bir büyüklük ölçüsünü çıkarmak için gerekli işlemleri gösteren ve birbirine cebirsel işaretlerle bağlanan harf ve sayılar bütünü, cebirsel formül, cebirsel ifade.

Ha deyince : İstenilen anda.

Hak deyince akan sular durur : "bir anlaşmazlıkta adalet, tarafsızlık, hakkaniyet devreye girdiğinde kimsenin söyleyecek sözü kalmaz" anlamında kullanılan bir söz.

 

Havan dövücünün hınk deyicisi : "başkasına yardım edecek veya yüreklendirecek gücü olmadığı hâlde öyle görünüp yardakçılık eden kimse" anlamında kullanılan bir söz.

Kahve dövücünün hınk deyicisi : Havan dövücünün hınk deyicisi.

Nal deyip mıh dememek : Bir düşüncede direnmek.

Ön deyiş : Bir eserde asıl konu olarak ele alınan olaylardan önce, geçmiş birtakım başka olguları anlatan ilk bölüm, prolog.

Son deyiş : Son söz.

İşaret : Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im. El, yüz hareketleriyle gösterme. Belirti, gösterge, alamet.

Mimik : Yüz, el, kol hareketleriyle düşünceyi anlatma sanatı. Duyguları, düşünceleri belirtecek biçimde yüzde beliren kımıldanışlar, hareketler.

Anlatım : Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme, ifade. Anlatma işi.

Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt.

Hristiyan : Hz. İsa'nın dininden olan kimse, İsevi, Nasrani.

Felsefe : Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü. Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi. Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması. Dünya görüşü. Bir konuda soyut düşünüş.

Tanrı : Çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü varlıklardan her biri, ilah. Kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık, Yaradan, Allah, Rab, İlah, Mevla, Halik, Hüda, Hu, Oğan.

Yunan : Yunanistan'da yaşayan veya Yunanistan halkından olan kimse, Yunanistanlı, palikarya.

Deyirgi : Hasat vakti.

Deyirman : Değirmen.

Deyirme : Hasat vakti.

Deyirmek : Dokundurmak, değdirmek.

Deyirmen : Değirmen

Deyiş oyunu : Orta Çağ Fransa'sında iki kişi arasında koşuklu sözlerle çene yarıştırmaya dayalı oyun. Orta çağda Fransa'da rağbet gören ve iki truver arasındaki nazımlı tartışma temeline dayanan oyun. Ortaçağ'da, Fransa'da tutulan ve iki kardeş arasında, nazım biçiminde tartışma temeline dayanan oyun.

Deyiş tohuş : Değiş tokuş, mübadele, alışveriş

Deyişat : Mâni, destan, ağıt, şiir, mısra, şarkı, türkü, gazel. Konuşma. Çekişme, ağız kavgası. Rivayet. Söz gelişi. 5.bk. deyiş (I)-1. Şiir, söz, lâf (dedikodu, havadis)

Deyişbilim : Bir gözlem aracını oluşturacak sorunların dile getiriliş kurallarını gösteren bilgiler dizgesi.

Deyişet : Mâni, destan, ağıt, şiir, mısra, şarkı, türkü, gazel. Rivayet. Âdet. Atasözü. Tekerleme, fıkra. 4.bk. deyişat, deyişât- 5.bk. deyiş (I)-1. Şiir.

Diğer dillerde Deyi anlamı nedir?

İngilizce'de Deyi ne demek? : logos

Fransızca'da Deyi : logos [le]