Dikeç nedir, Dikeç ne demek

  • Bağ çubuğu dikmek için delik açmaya yarayan demir.
  • Kazık, sırık, ağaç çubuk

Dikeç anlamı, kısaca tanımı:

Dikmek : Top, taş vb.ni dikine havaya atmak. Bardak, kadeh, testi vb. kapların içindekini bir çırpıda, bir solukta içmek. Beklemek için birini bir şeyin başına getirmek. Yapı kurmak, inşa etmek. Bir cismi dik olarak durdurmak. Yetiştirmek için bir bitkiyi toprağa yerleştirmek. Biçilmiş veya yırtılmış kumaş, deri, yara vb.ni iğneye geçirilmiş iplikle tutturmak. Top vb.ni oyun alanında belirli bir yere koymak.

Delik : Dar, küçük çukur. Dar, küçük açıklık. Delinmiş olan. Küçük hayvan yuvası. Cezaevi.

Demir : Bu elementten yapılmış. Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Çıpa. Güçlü, kuvvetli, sert. Bu elementten yapılmış parça.

Kazık : Kazığa oturtarak uygulanan öldürme cezası. Yapıların temelinde kullanılan, toprağa çakılan veya toprak içine giren tahta, maden veya betonarmeden silindir, prizma vb. biçimindeki uzun parça. Çok zor (soru, sınav vb.). Genellikle yağlı güreşte, güreşçinin, elini hasmının kispeti içine sokarak yaptığı oyun. Toprağa çakılmak için hazırlanmış, ucu sivri demir veya ağaç. Aldatma. Direk, sopa. İnsanı üzerine oturtarak öldürdükleri, yere dik çakılmış sivri uçlu odun veya şiş.

 

Sırık : Değnekten uzun ve kalınca ağaç.

Ağaç : Tahta, kereste. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan.

Çubuk : Ankara iline bağlı ilçelerden biri. Ana direkler üzerine sürülen ikinci ve üçüncü direk parçası. Kumaşta düz çizgi. Körpe dal. Değnek biçiminde ince, uzun ve sert olan şey. Tütün içmek için kullanılan uzun ağızlık.

Diğer dillerde Dikeç anlamı nedir?

İngilizce'de Dikeç ne demek? : column