Dimdik nedir, Dimdik ne demek

Dimdik; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Dimdik" ile ilgili cümleler

  • "Bayram vali konağının dış kapısında, ellerini yine önünde kavuşturmuş taş gibi dimdik duruyordu." - A. Kulin
  • "Çevik adımlarla dimdik yürüyen, uzun boylu, yakışıklı, varlıklı bir adam." - R. H. Karay
  • "Müsteşar dimdik, sert adımlar atıyor." - P. Safa

Yerel Türkçe anlamı:

Gaga

Dimdik anlamı, tanımı:

Dimdik ayakta durmak : Karşılaşılan her zorluğa rağmen yıkılmamak, sorunların üstesinden gelebilmek.

Dimdik durmak : Tutumunu değiştirmemek, yılmamak. tam dik durumda olmak.

Başı dimdik : Onurlu, gururlu (kimse).

Direk : Ağaçtan veya demirden yapılmış olan uzun ve kalın destek. Değerli, saygın, önde gelen kimse. Sütun.

Sağlıklı : Sağlığı koruyan. Sağlam, doğru, güvenilir, gerçek. Sağlık durumu iyi olan, sağlam, esen, sıhhatli. Sağlık kurallarına uygun olan, hijyen, hijyenik.

Zinde : Dinç, canlı, diri, sağlam.

Sıkıntı : Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu. Sorun, mesele, sendrom, problem. İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet.

 

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Eğme : Eğmek işi.

Metin : Basılı veya el yazması parça, tekst. Bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan kelimelerin bütünü, tekst.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Dik : Yatık durmayan, sert. Sert, kalın, tok (ses). Ters, aksi (söz). Sert (bakış). Kaba, yersiz (davranış). Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan. Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş.

Mum : Bal mumu. Bir fitilin etrafına erimiş bal mumu, içyağı, stearik asit veya parafin dökülerek genellikle silindir biçiminde dondurulan ince, uzun aydınlatma aracı. Bazı böcekler ve bitkiler tarafından salgılanan, böceklerin deri ve tüylerini, bitkilerin yüzeyini kaplayarak koruyucu görev yapan, içinde serbest yağ asitleri, alkoller ve doymuş hidrokarbonlar bulunan esterler. Işık şiddeti birimi, kandela.

Bir : Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayı kadar olan. Beraber. Tek. Ancak, yalnız. Aynı, benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bir kez. Sadece. Eş, aynı, bir boyda. Sayıların ilki.

 

Dosdoğru : Çok doğru. Sağa sola sapmadan.

Kaskatı : Çok katı. Kıpırdamaksızın, hareketsiz veya donmuş olarak. Acımasız, hoşgörüsüz.

Dikkatli : Dikkat eden, özen gösteren (kimse). Dikkat ederek.

Israrlı : Tekrarlanarak yapılan. Üsteleyerek.

Dimdiklemeğ : Gagalamak

Dimdiklemek : Gagalamak. Didiklemek. Bir yiyeceğin kenarından yemek. Herhangi bir şeyi dimdik dikmek: Fidanları dimdikledik.

Dimdik ile ilgili Cümleler

  • Ali dimdik ayakta durdu.
  • Buna rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayakta.

Diğer dillerde Dimdik anlamı nedir?

İngilizce'de Dimdik ne demek? : adj. bolt upright, erect, rigid

adv. bolt upright, uprightly, sheer

Fransızca'da Dimdik : tout droit

Almanca'da Dimdik : adj. gerade, aufrecht, lotrecht, senkrecht, vertikal, steil

Rusça'da Dimdik : adj. прямой, отвесный, крутой