Distillate türkçesi Distillate nedir

  • Damıtılmış sıvı.
  • Distilat.
  • Damıtma ile elde edilen sıvı.
  • İmbikten çekilmiş sıvı.
  • Öz.
  • Damıtık.
  • Damıtılan.
  • Distile.

Distillate ingilizcede ne demek, Distillate nerede nasıl kullanılır?

Distillates : Damıtıklar. Öz. Damıtılmış sıvı.

Oil distillates : Petrol damıtılması işleminden geçmiş olan ürünler (örn.: benzin ve dizel).

Distillation : Öz. Anafikir. Damıtma. Damıtık madde. Ham protein analiz yönteminin ikinci basamağı. bir sıvıyı önce buhar durumuna getirme ve daha sonra soğutarak yeniden sıvı haline getirerek temizleme. Taktir. İmbikten çekme. Ana fikir. Distilasyon.

Distillation apparatus : Damıtma aygıtı.

Distillation column : Arıtma kulesi. Damıtma kolonu. Damıtma kulesi. Damıtma sütunu.

Distillatory : Temizleyen. Damıtmaya tabi tutan. Damıtan. Yoğunlaşma ve buharlaşma yoluyla arıtan.

Distillations : Anafikir. Saflaştırma. Damıtma. İmbikten çekme. Ana fikir. Öz. Damıtık madde. Taktir. Damıtım.

Cereals distillation concentrated solution : Hububat damıtma yoğunlaştırılmış çözünürleri. Bir hububat tanesi veya karışımının maya fermantasyonunda oluşan etil alkolün damıtma yoluyla alınmasından sonra ele geçen damıtma sulu kalıntısının ince fraksiyonunun, yarı katı duruma gelinceye kadar yoğunlaştırılmasıyla elde edilen bir yan ürün.

 

Azeotropic distillation : Eşkaynar damıtma. Azeotropik damıtma. Azeotrop damıtma.

Dry molasses distillation yeast : Melasla mayanın fermantasyonundan damıtmadan önce veya sonra ortamdan ayrılarak elde edilen, fermantasyon yeteneği olmayan saccharomyces’in kurutulmuşu olan, % 40'dan daha az ham protein içermeyen bir yan ürün, melas damıtma mayası. Kuru melas damıtma mayası.

İngilizce Distillate Türkçe anlamı, Distillate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Distillate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Core : Göbek. Meyve göbeği. Dolgu. Çekirdek. Havuç. Bir makaranın ortasında, makaraya bağlı olmayarak kendi başına da kullanılabilen, genellikle düzensiz sarmaların yol açabileceği çizinti ya da çiziklerden korumak amacıyla negatiflerin sarıldığı, yoğruktan ya da paslanmaz çelikten silindir biçimindeki parça. İçini çıkarmak. Koçan. Göbeğini almak. Ortasmdan geçen okuma/ yazma telinden belli bir yönde akım geçirildiğinde belli bir yönde mıknatıslanan ve bu durumunu, telden ters yönde bir akım geçirilmedikçe koruyan, olabildiğince küçük boyutlarda, halka biçiminde, bilgisayar ana belleği olarak kullanılan çekirdek belleği oluşturan mıknatıslı öğe.

Content : Bir şeyin içinde bulunan. konuşma ya da yazıda sunulan düşünce, bilgi ve görüşlerin bütünü. bir öğretim programında üzerinde durulması ya da işlenilmesi istenilen etkinlikler, üniteler ve konular. konu. Yığın iletişiminde kaynaktan alımcıya iletilen bilginin, iletinin taşıdığı duygu ve anlam yükü. Doyurmak. Memnun. Lehte oy kullananlar. Tatmin etmek. Türetme veya birleştirme yolu ile kurulan bir kelimede, o kelimeyi oluşturan kök, ek gibi ögelerden her birinin yeni kelimeye getirdikleri anlam katkısı: ince/ince+lik, somur-/somur-t-/somur-t-kan; anla-/anla-t-/anla-t-ıl-a+bilmek; ayak+kabı, deve+dikeni hanım+eli vb. yukarıdaki kelimeleri oluşturan ögelerden her biri birer anlam yükü taşımaktadır. Razı. Esas. Doygun.

 

Distillates : Damıtıklar.

Distillation : Saflaştırma. Damıtma. Damıtık madde. Taktir. Anafikir. İmbikten çekme. Damıtım. Distilasyon. Ham protein analiz yönteminin ikinci basamağı. bir sıvıyı önce buhar durumuna getirme ve daha sonra soğutarak yeniden sıvı haline getirerek temizleme.

Brusk : Kısa. Tatsız. Sert. Kaba.

Bio : Yaşam. Biyografi. Hayat. Biyo. Canlı. Diri. Yaşamla ve canlı şeylerle ilgili. Öz (yunanca).

Compendious : Muhtasar. Özlü. Az ve öz. Az ama öz. Net. Kısa. Özet halinde.

Liquid : Berrak. Sıvı. Saydam. Özdeğin su, yağ gibi, bulunduğu kalbin biçimini alan az sıkışabilir akışkan hali. Fizik, kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Mayi. Akışkan. Mayi, sıvı. Moleküllerin bir birlerine göre devinim yapabildikleri, ancak tektürel yapışma kuvvetleri etkisiyle değişmeyen oylumu bulunduğu kabın biçimiyle sınırlanmış, özgün nitelikleri olan evre. Hemen paraya çevrilebilir.

Brusker : Kısa. Tatsız. Sert. Kaba.

Compendiums : Özet. Hülasa. İcmal. Mecmu. Dergi. Kısaltma. İnceleme. Kısa ve detaylı özet.

Distillate synonyms : cores, compact, bruskest, distilled, crux, distillations, contenting.

Distillate ingilizce tanımı, definition of Distillate

Distillate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The product of distillation. As, the distillate from molasses.