Dolandırma nedir, Dolandırma ne demek

Dolandırma; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Dolandırmak işi

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yufkanın içine ceviz koyup, tepsinin içine çörekleme dizerek yapılan bir çeşit tatlı.

Cevizli tatlı.

Dolandırma ile ilgili Cümleler

  • Lafı dolandırma.
  • Lafı dolandırma ve benden ne istediğini açıkça söyle.
  • Lafı dolandırmayalım.
  • Ben seni dolandırmadım.
  • Lafı dolandırma; bana kimin suçlanacağını söyle.
  • “Üç beş sorum var kalıplaşmış, onları soruyorum, lafı dolandırarak.”
  • Lafı dolandırmaya gerek yok!
  • Lafı dolandırmak yerine, Jones doğrudan konuya girdi.

Dolandırma ile ilgili Atasözü veya Deyim

lafı dolandırmak : sözü uzatmak.

sözü dolandırmak : lafı dolandırmak.

Dolandırma tanımı, anlamı

Dolan : Dolgun olan

Dolandırmak : Dolanma işini yaptırmak. Birisini aldatarak parasını veya malını elinden almak. Dolaştırmak.

Cevizli : Cevizi olan, ceviz katılmış.

Yufka : Oklava ile açılan ince, yuvarlak hamur yaprağı. Sacda pişen bir ekmek türü. Zayıf, ince, dayanıksız.

Tatlı : Şeker tadında olan. Acı olmayan, acı karşıtı. İnsanı çeken, göze, kulağa hoş gelen, rahatlatan, dinlendiren, sevindiren. Hoşa gidecek bir biçimde, tatlılıkla. Sevimli, hoş. Şekerle veya şekerli şeylerle yapılmış olan yiyecek.

 

Tepsi : Fincan, tabak, bardak vb. şeyleri taşımaya yarayan, derinliği olmayan, türlü büyüklükte düz kap. İçinde börek, tatlı vb. pişirmeye yarayan, az derin, geniş, düz kap. Bir kabın alabileceği miktarda olan. Bu kap biçiminde olan.

İçine : İçin edatı.

Ceviz : Cevizgillerin örnek bitkisi olan, uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli, yurdumuzda çok yetişen ağaç (Juglans regia). Bu ağacın kerestesinden yapılmış. Bu ağacın dışı kabuklu, içi yağlı ve nişastalı yemişi, koz.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Çörek : Az yağlı, bazen şekerli ve yumurtalı, gevrekçe bir hamur işi. Kurs.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

 

Koyu : Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı. Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi. Rengi açık olmayan, daha belirgin, açık karşıtı. Derin, hararetli. Aşırı (davranış, düşünce vb.).

Dize : Şiirin satırlarından her biri, mısra.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Dolancal hız anlamı nedir?

İngilizce'de Dolancal hız ne demek ? : orbital velocity