Dolour türkçesi Dolour nedir

Dolour ingilizcede ne demek, Dolour nerede nasıl kullanılır?

Dolourous : Kederli.

Dolours : Dolor. Keder. Dert. Sızı. Elem.

Dolomite : Alabama eyaletinde şehir. Beyaz mermer. Kimya, jeoloji alanlarında kullanılır. Dolomit. Kalsiyum ve magnezyum asit karbon tuzlarından bileşik bir kayaç. Kalsiyum ve magnezyumlu taş. Dolomit tıkız. Magnezyum elde etmek ve ateşe dayanıklı tuğla yapmak için kullanılan, kalsiyum ve magnezyum karbonatların doğal bir karışımı. Dolomi.

Dolomite limestone : Dolomitli kireç taşı. Dolomitli kireçtaşı.

Dolomites : Dolomit. Dolomi. Dolomit tıkız. Alabama eyaletinde şehir. Beyaz mermer.

Dolomitisation : Dolomitizasyon. Dolomitleme. Bir kireçtaşının çökeltilme süresinde ya da ara oluşundan sonra kalsiyum, magnezyum asit karbon tuzunun, kalsiyum asit karbon tuzunun yerini alması. (britanya ingilizcesi) dolomitizasyon. Dolomite dönüşme veya dönüştürülme jeokimyasal süreci. Kireçtaşının beyaz mermere dönüşmesi veya dönüştürülmesi (dolomitization olarak da yazılır). Dolomitleşme. Beyaz mermer halini alma.

Dolomitization : Dolomitleşme. Dolomitizasyon. Dolomitleme. Kireçtaşının beyaz mermere dönüşmesi veya dönüştürülmesi (dolomitisation olarak da yazılır). (amerikan ingilizcesi) dolomitizasyon. Beyaz mermer halini alma. Dolomite dönüşme veya dönüştürülme jeokimyasal süreci.

 

Dolorimetry : Dolorimetri. Isının neden olduğu ağrının hassasiyetinin ölçülmesi ile ilgili.

Doloroso : Kederli. Acıklı.

Dolomitic limestone : Magnezyumlu kireç taşı. Dolomitik kireç taşı.

İngilizce Dolour Türkçe anlamı, Dolour eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dolour ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Paining : Üzmek. Eziyet etmek. Sancı. Istırap. Acı. Acıtmak. Canını yakmak. Acı çekmek. Ağrı.

Disease : Nedeni, vücutta oluşturduğu değişimleri ve iyileşme olanağı bilinen veya bilinmeyen, karakteristik belirtiler ve bulgular dizisiyle kendini gösteren vücudun herhangi bir bölümü, organ veya sisteminin normal yapısı ve işlevlerinin kesilmesi veya sapması, sayrılık, maraz, rahatsızlık, hlk. illet, kem, morbus, toga. Lyme hastalığı. Çeşitli dış faktörlerin etkisi sonucu vücudun bir bölümü veya tamamında normal fonksiyonun bozulması durumu. Sayrılık. Hastalık. İllet. Rahatsızlık. Maraz.

Complaint : Resmi şikayet. Suçlama. Rahatsızlık. Yakınma. Sitem. Hastalık. İftira.

Chagrin : Küstürmek. Ümidini kırmak. Tasalanmak. Sıkmak. Gücenmek. Utandırmak. Üzüntü. Gücendirmek. Üzmek.

Bedevilment : Karışıklık. Kaygı. Karmaşa. Tedirginlik. Karışık olma durumu. Karmaşa halinde olma durumu. Tasa. Karıştırma. Zorlaştırma.

Disutility : Ters tepen olma durumu. Olumsuz fayda. Aşırı doymuşluk. Istırap. Faydasız oluş. Fayda vermeme. Faydasızlık. Fayda vermeyen. Amaca zararlı olma durumu.

Dejections : Dejeksiyon. Bok. Dışkı. Hüzün. Üzüntü. Moral bozukluğu. Keyifsizlik. Kaka.

 

Dismay : Umutsuzluğa düşürmek. Dehşet. Perişan etmek. Bunalım. Can sıkmak. Korku. Ümitsizlik. Umutsuzluk. Yılgı. Korkutmak.

Affliction : Üzme. Felaket. Bela. Izdırap. Üzüntü. Sıkıntı. Ağrı. Istırap.

Anguishing : Şiddetli acı. Manevi ıstırap. İçdaralması. Izdırap. Yeis. Acı. Istırap. Eza.

Dolour synonyms : brokenheartedness, dolors, dolours, throes, smartest, bore, anguishes, pangs, woe, complaints, heartbreak, grief, bother, blues, despond, ache, bores, dejection, distress, mental anguish, discomfort, desponded, doldrums, panging, afflictions, ached, botheration, throe, bane, pang, smart, dolor, dismays.