Doubling türkçesi Doubling nedir

  • Dublaj.
  • İki katına çıkarma.
  • İki misli yapma.
  • Seslendirme.
  • İkiye katlama.
  • Katlama.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Duplikasyon.
  • Bir maddenin ya da yapının iki katı. bir kromozomun bir segmentinin, iki katına çıkmasıyla oluşan bir kromozom anomalisi.
  • Hile.
  • Duble yapma.
  • Bükme.
  • Dolap.

Doubling ingilizcede ne demek, Doubling nerede nasıl kullanılır?

Doubling frame : Katlama makinesi. Katlama tezgahı.

Doubling up : Ortaklaşa kullanmak. Eğilmek. İkiye katlamak. Paylaşmak. İki büklüm etmek. Katlanma. Bir konut biriminin birden çok ailece paylaşılması olgusu. İki büklüm olmak.

Clock doubling : Saatin süratini iki katına çıkarma. Cpu'nun frekansını ikiye katlama.

Redoubling : Yansılamak. Artırmak. Tekrarlamak. İki katına çıkarmak. Yeniden katlamak. Tekrarlanmak. İki misline çıkarmak. İki katına çıkmak. Büyük ölçüde artmak.

Double : İki misli yapmak. İkiye katlamak. İkili. Çifte. İki misli. Dublör. Duble. İkişerli. İki kişilik. Yedeklemek.

Double account system : Çift hesap jüyesi. Çift hesap sistemi.

Double accounting underline : Altı çift sayısal çizili.

Double acting hammer : Çift etkili çekiç. Çift etkili tokmak.

Double accounting : Çift sayısal.

Double 16 mm : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çift 16. İşlemelik ve basımda kullanılan, 16 mm'lik filmlerdeki çeşitten delikleri olan bir film çeşidi. (çok sayıda eşlem çıkarmakta kullanılan çift 16, işleme ve basımdan sonra uzunlamasına ortadan ikiye kesilince 16 mm'lik iki eşlem elde edilir).

 

İngilizce Doubling Türkçe anlamı, Doubling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Doubling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bilking : Dolandırmak. Kandırmak. Ödememek. Dubara. Dolandırıcı. Aldatmak. Borç takmak.

A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Voiceover : Ekran dışı bir karakterin anlatıcısı olan film veya görüntü sekansı. Ekran dışı bir karakter veya anlatıcının sesi. (televizyon, film) seslendirme. Bittikten sonra bir filmin üzerine eklenen anlatım veya ses.

Cabinets : Kabine. Bakanlar kurulu. Vitrinli dolap. Televizyon veya teyp bölmesi. Kartvizitten büyükçe fotoğraf.

Cabinet : Küçük oda. Bakanlar kurulu. Kabine. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Camlı ve raflı dolap. Vitrinli dolap. Televizyon veya teyp bölmesi. Ses dalgaları üzerinde mekanik olarak yükseltme ve filtreleme görevlerini yerine getiren ayrıca hoparlörü taşıyan ve koruyan bölüm. Dolap (camlı ve raflı). Çekmeceli dolap.

Vocalization : Vokal yapma. Ötümlüleşme. Sesli harf yerine kullanma. Ünlüleşme.

Curling : Kıvrımlara sahip. Kaydırmaca izi. Bükülme. Kıvrılma. Kenar kıvırma. Kıvırma. Kıvrım. Saç kıvırma.

Sound recording : Bir ses negatifinin sesli alıcıda kullanılıp işlemelikte işlendikten sonra ses pozitifi elde edilmesi ve bu pozitifin, görüntü pozitifi ile birleştirilmesi. filme optik ya da mıknatıslı ses yolu eklenmesi işi. tv. sesin doğrudan doğruya yayınlanmaması durumunda, bu sesin saptanma yöntemleri. Ses kaydı. Ses kayıt. Ses kaydederken. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ses kayıtları.

 

Capriccio : Geçici heves. Beğeni. Dümen. Şeytanlık. Sıçrayış. Serbest stilde çalınan neşeli müzikal kompozisyonu (müzik terimi). Muziplik. Kapris.

Double : Yedeklemek. İki misli. Duble. Dublör. Bir filmin çevrilmesi sırasında bir oyuncunun bazı görünçlüklerdeki oyununu başkasına oynatmak. bunu yapan kimsenin eylemi. Çifte. Çift. İki kat. İkişerli. İkiye katlamak.

Doubling synonyms : multiplication, lapping, postsynching, reduplication, artifice, enfoldings, the twist, canard, vocalisation, entwisting, cabal, closets, cheating, cupboard, cuddy, aardvarks, artifices, capstans, cantrip, vocalizing, abiotic environment, spinnings, canards, contortions, adulterations, crankle, cheat, adulteration, spinning, chifforobe, bendings, cuddies, duplication.

Doubling ingilizce tanımı, definition of Doubling

Doubling kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Also, that which is doubled. A making double. Reduplication. The act of one that doubles.