Earnst türkçesi Earnst nedir

  • Erkek ismi.

Earnst ingilizcede ne demek, Earnst nerede nasıl kullanılır?

Earns : Para kazanmak. Kazanmak. Hak etmek.

Learns : Öğrenmek. Haber almak.

Relearns : Yeniden öğrenmek.

Unlearns : Unutmak. Vazgeçmek. Bırakmak. Öğrendiğini unutmak.

Yearns : Can atmak. Özlemek. Hasretini çekmek. Özlem duymak. Hasret çekmek. Burnunda tütmek. Arzu duymak. Gözünde tütmek. Görmek için can atmak. Arzulamak.

Earn easily : Kolay kazanmak.

Earn a living : Geçinmek. Hayatını kazanmak.

Earn : Hak etmek. Eline geçmek. Para kazandırmak. Doğrultmak. Para kazanmak. Edinmek. Kazanç elde etmek. Kazanmak.

Earn a bare living : Kıt kanaat geçinmek. Yaşayacak kadar kazanmak.

Pay as you earn : Ücret tahakkuk ettikçe vergi kesilmesi yolu. Gelir vergisi. Ücretin tahakkuku anında vergi kesilmesi. Gelir vergisini kaynağından kesme.

İngilizce Earnst Türkçe anlamı, Earnst eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Earnst ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Anthony : New mexico eyaletinde yerleşim yeri. Bir erkek adı. Kansas eyaletinde şehir.

Andre : Bir erkek adı (andrew'in bir biçimi).

Surety : Kesinlik. Teminat. Yüklenci. Birinin borcunu ödeyeceğine ilişkin olarak üçüncü bir kişinin alacaklıya güvence vermesi. Garantör. Kefalet (para olarak). Aval. Hukuk, iktisat alanlarında kullanılır. Rehine. Kefil.

 

Net : Çoğu kez düşçül oyunlarda, sahnedeki görüntüye uçuculuk, gerçek dışı, düşsel ya da anısal bir hava vermek ereğiyle kullanılan tül perde. Katkısız. Masatopu oyununda alanı iki eşit bölüme ayıran, uzunluğu 1.83 m., üst kenarının masa yüzeyinden yüksekliği 15,5 cm. olan ipten kafes örgü. Oyun alanını ortadan ikiye bölen ve ortasında yerden yüksekliği 91 cm. olan ipten kafes örgü. Işığın önüne konan ince kumaş ya da tülden yarı saydam yayındırıcı. Tenis, bilgisayar, masa tenisi, sinema, televizyon, ekonomi, tiyatro, voleybol alanlarında kullanılır. Herhangi bir ölçüden çıkarılması gerekenler çıkarıldıktan sonra kalan bölük. Uçantop oyununda iki takımın alanını ayıran, iki direk arasına belli ölçü ve yükseklikte gerilen, ipten örülü delikli perde. Süzek. Tül.

Yield : Uyum sağlamak. Verimlilik. Ürün vermek. Kimyasal bireşim işlemleri sonunda elde edilen erek özdek niceliğinin, kuramsal olarak beklenen niceliğe oranı. Açığa vurmak. Getiri. Kabul etmek (bir şeyin doğru olduğunu). Vermek. Eğilmek (tahta vb). Esnemek.

Shovel in : Parayı bulmak. Büyük para kazanmak. Yolunu bulmak. Avanta kazanmak.

Earnest money : Avans. Geçici teminat. Teminat akçesi. Bir mal veya hizmetin satışı sırasında taraflar arasında kesin sözleşme yapılmadan önce alıcının satıcıya satış bedelinden düşülmek üzere ödediği para. Peşinat olarak ödenen para. Kapora. Pey. Güvenmelik. Pey akçesi.

Sack up : Kazanmak. Yağma etmek.

Squeeze out : Zorluklara göğüs gererek başarmak. Sıkarak çıkarmak. Satın alma yolu ile ortağın veya ortakların ortaklıktan çıkartılması. Zorluklara göğüs gererek elde etmek. Zorunlu satın alma.

 

Acquire : Sahip olmak. Kazanmak. Elde etmek. Sonradan kazanmak. Almak. İktisap etmek. Edinmek. Yakalamak. Ele geçirmek.

Earnst synonyms : arles, turn a profit, alan, rake off, get, profit, alexander, security, pay, alejandro, realise, allan, eke out, gain, bear, clear, aaron, andy, andrew, realize, sack, alans, allen, take in, pull in, alex, make, take home, bring home, adrian, gross, albert, alfred.

Earnst zıt anlamlı kelimeler, Earnst kelime anlamı

Break even : Başa baş gelmek. Karı zararını kapatmak. Ne kar ne zarar etmek. Kar ve zararı eşit olmak. Ancak masrafını karşılamak.

Lose : Kaçırmak. Kazanamamak. Kaybolmak. Mağlup olmak. Heba etmek. Şaşırmak. Kaybetmek. Geri kalmak. Mahrum etmek. Zayi etmek.

Frivolous : Manasız. Bambılı. Uçarı. Havai. Hoppa. Adaleti yanıltıcı. Sulu. Önemsiz. Fingirdek. Önemsizlik.