Electro türkçesi Electro nedir

Electro ile ilgili cümleler

English: Ali died from electrocution.
Turkish: Ali elektrik çarpması sonucu öldü.

English: A computer's electronics are very complex.
Turkish: Bir bilgisayar elektroniği çok karmaşıktır.

English: Ali has been electrocuted.
Turkish: Ali elektrikle idam edildi.

English: A positron is a small particle similar to an electron, but with a positive electric charge.
Turkish: Pozitron bir elektrona benzeyen küçük bir parçacıktır fakat pozitif elektrik yüklüdür.

English: Ali majored in electronics.
Turkish: Ali elektronik alanında ihtisas yaptı.

Electro ingilizcede ne demek, Electro nerede nasıl kullanılır?

Electro osmosis : Bir sıvının uygulanan gerilim altında gözenekler ya da kılcal borulardan geçişi. Elektriksel geçişim. Elektrikli geçişim. Elektro-osmoz.

Electro plated : Çıngılı kaplanmış. Elektrikli kaplanmış.

Electro statics : Elektrostatik. Fiziğin statik elektrik ile ilgilenen dalı.

Electroacoustic : Elektroakustik. Akustik enerjinin elektrik enerjisine dönüştürülmesi veya elektroakustik ile ilgili. Elektrikli ve akustik durumların dönüştürülmesi ve çift taraflı eylem ile ilgili.

Electroacoustics : Elektriksel sesbilimi. Akustik enerjinin elektrik enerjisine dönüştürülmesi veya tersi ile ilgilenen bilim dalı. Elektroakustik. Elektroniğin akustik enerji ile elektrik enerjisi arasındaki etkileşimi inceleyen dalı. Elektro akustik.

 

Electroanalysis : Elektrik akımı yardımıyla gerçekleştirilen kimyasal analiz. Elektroliz tabanlı analiz. Elektrikli çözümleme. Elektroanaliz.

Electrocardiogram : Elektrokardiyografi. Elektrokardiyogram. Kalp atışçizgesi. Elektro. E.k.g. Ekg. Kalp grafiği. Kalbin çalışması sırasında oluşan aksiyon akımların yazdırılmasıyla oluşan grafik, ekg. bu grafikte p, q, r, s, t ile ifade edilen temel dalgalar oluşur. p; kulakçık depolarizasyonunu, qrs kompleksi; karıncık depolarizasyonunu, t; karıncık repolarizasyonunu ifade eder.

Electroanalytical : Elektroanalitik. Elektrolitik kullanılarak kimyasal analiz yapılmış. Elektrik kullanılarak kimyasal analiz yapılmasıyla ilgili.

Electrobiology : Canlılar elektriği bilimi. Biyolojinin bitkiler ve hayvanlardaki elektrik çalışmalarıyla ilgilenen dalı. Elektrobiyoloji.

Electrobrightener : Elektrikli kaplama parlatıcısı. Elektrikli parlaklaştırıcı. Çıngılı parlaklaştırıcı.

İngilizce Electro Türkçe anlamı, Electro eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Electro ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Electrical : Elektrik. Çıngı. Çıngıyla ilgili. Çıngılık. Elektriksel. Elektrikle ilgili.

Speaker : Hatip. Meclis başkanı. Konuşmacı. Sözcü. Elektrik dalgalarını ses dalgasına çeviren ve gerektikçe sesi yükselten alet. Hoparlör. Spiker. Parlamento başkanı. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Spiker (radyo veya tv).

Electrode : Gaz, sıvı ya da yalıtkan bir gereçte elektrik akımının girip çıkmasını sağlayan iletken. (pozitif elektrikucuna artıuç, negatife eksiuç denir). yarı iletken bir aygıtta, elektron yayan, toplayan ya da bir mıknatıslı alan yardımıyla bunların devinimlerini düzenleyen parça. Elektrik kutup çubuğu. Kıvıluç. Elektrik kaynak çubuğu. Kıvılkesimde, sıvı ortamın içine batırılıp kıvıl akım geçmesini sağlayan biri artı, öteki eksi yüklü uçlar. Üşek. Bir gözeye akımın girdiği ya da çıktığı iletken uç. Bir elektrokimyasal tepkimede oluşan elektronları ortamdan uzaklaştırmak ya da gereken elektronları sağlamak için kullanılan elektronsal iletken özdek. Fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Earphone : Kulak etrafındaki saç lülesi. Kulaklık. Telefon kulaklığı.

Pickup : Alıcı. Kalan yemeklerden oluşan öğün. Hızlanma. Pikap kafası. Rastgele dostluk. Keklik (av). Pikap. Canlandırıcı içki. Plakçalar. Kaldırma.

Cartridge : Fişek. Kovan. Hartuç. Pikap. Pikap kafası. Film kutusu (fotoğrafçılık terim). Kutu. Zarf. Kutucuk.

Electrically driven : Elektrikle çalışan. Çıngıyla hareket eden. Elektrik tahrikli. Elektrikle işleyen. Elektrikle hareket eden.

Diaphragm : Işıldakların bir takısı. bir çerçeveye oturtularak takılan diyafram yuvarlak biçimdedir; iç tarafında birbirinin üzerine kayarak ya da birbirinin üzerinden açılarak yuvarlağın çapını büyülten ve küçülten yaprakları vardır. bununla sahne üzerindeki aydınlatma alanı genişletilip daraltılabilir. Kimi basaçlarda, git gel devinimiyle oylum değişimini sağlayan esnek metal ya da lastik zar. Işık düzengeci. Bir doğum kontrol aygıtı. Mercek perdesi. Diafram. İnce bir ışık demeti elde etmek için kullanılan gözbebeği gibi, çapı ayarlanabilir dairesel delik. Titreşerek ses üreten ince metal yaprak. Alıcının ya da bazı basım aygıtlarının mercek düzeni içinde bulunup, birbiri üzerine binen incecik maden yapraklardan oluşan, açılıp kapanarak, duyarkat üzerine gelen ışığın niceliğini düzenleyen düzenek. Fotoğraf makinesi.

Electrotype : Galvanize klişe. Elektrikle klişe yapmak. Çıngıyla klişe yapmak. Elektrotip. Elektrik kaplanarak yapılmış klişe. Elektrikle yapılmış klişe. Elektrikli klişe. Galvanize klişe yapmak.

Phone : Hoparlör. Çınkalamak. Alısünlemek. Çınka. Telefon açmak. Çınka etmek. Telefonla aramak. Selenli sesbirimbirim. Alısün. Basit ses.

Electro synonyms : speaker unit, loudspeaker system, speaker system, alive, microphone, transducer, earpiece, electrocardiogram, mike, headphone, elec, loudspeaker.

Electro ingilizce tanımı, definition of Electro

Electro kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An electrotype.