Electrode türkçesi Electrode nedir

  • Kıvılkesimde, sıvı ortamın içine batırılıp kıvıl akım geçmesini sağlayan biri artı, öteki eksi yüklü uçlar.
  • Elektrot.
  • Elektrikucu.
  • Üşek.
  • Gaz, sıvı ya da yalıtkan bir gereçte elektrik akımının girip çıkmasını sağlayan iletken. (pozitif elektrikucuna artıuç, negatife eksiuç denir). yarı iletken bir aygıtta, elektron yayan, toplayan ya da bir mıknatıslı alan yardımıyla bunların devinimlerini düzenleyen parça.
  • Elektro.
  • Elektrik kutup çubuğu.
  • Bir gözeye akımın girdiği ya da çıktığı iletken uç.
  • Elektrod.
  • Kıvıluç.
  • Fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Bir elektrokimyasal tepkimede oluşan elektronları ortamdan uzaklaştırmak ya da gereken elektronları sağlamak için kullanılan elektronsal iletken özdek.
  • Elektrik kaynak çubuğu.

Electrode ingilizcede ne demek, Electrode nerede nasıl kullanılır?

Electrode admittance : Elektrot admitansı.

Electrode characteristic : Elektrot karakteristiği.

Electrode conductance : Elektrot iletkenliği.

Electrode couple : Elektrot çifti.

Electrode current : Elektrot akımı.

Hydrogen electrode potential : Hidrojen yükünleri etkinliğinin bir, hidrojen gazı basıncının da bir atmosfer olduğu ortamda platin elektrot üzerinde ölçülen h+ (sulu) + e = 1 /2 h2 dengesinin ölçün sayılan potansiyeli (0,000 v). Hidrojen elektrot potansiyeli.

 

Electrode potential : Bir elektrotla onun değmekte olduğu elektrolit arasındaki ölçün hidrojen elektroda (ö.h.e.) karşı ölçülen elektriksel potansiyel (ayrıca bk. elektromotor kuvvet dizisi.). Elektrot potansiyeli.

Electrode salt bath : Elektrotlu tuz banyosu.

Electrode voltage : Elektrod gerilimi. Elektrot gerilimi.

Carbon electrode arc welding : Karbon elektrotlu ark kaynağı.

İngilizce Electrode Türkçe anlamı, Electrode eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Electrode ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Base : Taban. Bilgisayar, bilişim, hukuk, fizik, gramer, jeoloji alanlarında kullanılır. Yerdeğişir bir bilgisayar izlencesinde, gerçek adresleri bulmak için göreli adreslere eklenmesi gereken değer. genellikle kullanılan bilimsel sayılama dizgesinde, bir üst ile gücü alınan sayı. örn. 2,7x6,25 (1’5) = 42,1875 deyimindeki 6,25 sayısı. Kaide. Esas. Kelime kök ve gövdelerinin çekim eki almamış yalın durumu: taş, işçi, bilgili, terbiye, ciltle-, ayakkabı, aktualite, planlama vb. Dip. Başlangıç ya da temel sayılan yer ya da nesne. transistorun salgıcı ile toplacını ayıran kesimi. Temel. Kök.

Electrical : Elektrikle ilgili. Çıngıyla ilgili. Elektrikli. Çıngı. Elektriğe ait. Elektriksel. Çıngılık. Elektrik.

Electron gun : Bir elektron akışını yönlendirmek ve odaklamak için kullanılan elektron fışkırtıcı katot. Elektron püskürteci. Elektron tabancası. Çınca püskürteci. Elektron topu. Elektron püskerteci. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çınca tabancası. Bir alıcı ya da almaç ışıtacının boyun bölümünde yer alan ve eksiuç, wenhelt silindiri, artıuçtan oluşan parça.

 

Electronic equipment : Elektronik donanım. Elektronik teçhizat.

Electrod : Yüklü uç. Elektrik kaynağının iki ucundan herhangi biri.

Electric battery : Elektrik bataryası. Elektrik depolayan batarya.

Tube : Yeraltı treni. Alıcının, mercekten gelen görüntüyü elektriksel ime çeviren ana bölümü. Radyo ışıtacı. Metro. Alıcı ışıtacı. Boru. İçi boşaltılmış ya da özel bir gazla doldurulmuş camdan bir kap içinde, ısıtılan bir elektrikucunun (eksiuç) serbest bıraktığı elektronların pozitif yüklü bir başka elektrikucuyla (artıuç) toplandığı ışıtaç çeşidi. Tüp. Deney tüpü. Fizik, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Electrocardiogram : Elektrokardiyogram. Kalp atışçizgesi. Kalbin çalışması sırasında oluşan aksiyon akımların yazdırılmasıyla oluşan grafik, ekg. bu grafikte p, q, r, s, t ile ifade edilen temel dalgalar oluşur. p; kulakçık depolarizasyonunu, qrs kompleksi; karıncık depolarizasyonunu, t; karıncık repolarizasyonunu ifade eder. Ekg. Kalp grafiği. Elektrokardiyografi. E.k.g.

Electro : Elektrikli. Çıngıyla yapılmış klişe. Elektrikle oluşmuş. Elektriğe ait.

Electron tube : Elektron tübü. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çınca tüpü. Elektron tüpü. Alıcının, mercekten gelen görüntüyü elektriksel ime çeviren ana bölümü. Alıcı ışıtacı.

Electrode synonyms : grid, emitter, thermionic tube, thermionic vacuum tube, cathode, control grid, electrodes, battery, thermionic valve, anode, vacuum tube, collector, conductor, electrolytic cell.

Electrode zıt anlamlı kelimeler, Electrode kelime anlamı

Voltaic cell : Değişlik metalleri üşerli bir çözelti içine batırmakla elde edilen ilk elektriksel erke üreteci. Elektrik hücresi. Volta pili. Galvanik pil. Volta gözesi.

Anode : Artıuç. Anod. Anot. Pozitif kutup. Artı uç. Artı uç +. Bir üşerçözüşüm gözesinin, bir boşalım borusunun ya da bir eksicik ışınları borusunun, üretecin yüksek gerilimli ucuna bağlı üşeği. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Elektrikle ayrışım olayında ve pillerde, yükseltgenme tepkimesinin oluştuğu elektrot. (elektrikle ayrışımda anotun imi artı, katotun imi eksidir; bu nedenle yalnızca elektrikle ayrışım olayında artıuç da denebilir.). Bir elektrik devresinde negatif yükleri çeken pozitif elektrot röntgen tüpü içindeki (+) kutup.

Cathode : Alt-üşek. Eksiuç. Eksi uç. Negatif elektrikucu. (özellikle radyo ışıtaçlarında negatif yüklü olan ve elektron üreten elektrikucu). Elektrik devresinde negatif kutup. Fizik, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kıvılkesimde, sıvıya batırılıp kıvıl akım geçmesini sağlayan metal uçlardan eksi yüklü olanı. Bir üşerçözükte artı üşerleri çeken, aksileri iten, elektriksel erkili düşük olan üşek. Röntgen tüpü içindeki negatif kutup. Eksi kutup.

Electrode ingilizce tanımı, definition of Electrode

Electrode kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The path by which electricity is conveyed into or from a solution or other conducting medium. Esp., the ends of the wires or conductors, leading from source of electricity, and terminating in the medium traversed by the current.