Emotion türkçesi Emotion nedir

  • Şiddetli duygu.
  • His.
  • Bir uyarıcı karşısında, aşırı derecede duygulanış nedeniyle fizyolojik değişmelere yol açan tepki. organizmanın durgun ve olağan durumundan herhangi bir biçimde uzaklaşması hali.
  • Olayların, nesnelerin, düşüncelerin ya da devinimlerin bireyde oluşturduğu, onun gerek çevresine, gerekse kendi kendisine karşı tutumunu dışlaştıran güçlü ve karmaşık duygu durumu.
  • Heyecan.
  • Duygulanma.
  • Duygulanım.
  • Güçlü duygu.
  • Teessür.
  • Coşku.
  • Emosyon.
  • Duygu.
  • Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır.

Emotion ile ilgili cümleler

English: Ali doesn't get emotional.
Turkish: Ali duygusal olmaz.

English: Ali became emotional.
Turkish: Ali duygusal oldu.

English: Ali couldn't control his emotions.
Turkish: Ali duygularını kontrol edemedi.

English: Ali got a grip on his emotions.
Turkish: Ali duygularını kontrol altına aldı.

English: Ali is a little emotional.
Turkish: Ali biraz duygusaldır.

Emotion ingilizcede ne demek, Emotion nerede nasıl kullanılır?

Cause a sensational emotion : Sansasyona neden olmak.

Negative emotion : Olumlu olmayan his. Kötü his. Olumsuz duygu.

Thalamic theory of emotion : Talamik duygu teorisi.

Emotional : Müteessir edici. Coşkun. Coşkulara ilişkin olan ya da bireyde coşku uyandırma niteliği taşıyan (şey). olağandan daha çok coşkulanan ya da coşkuların etkisi altında davranan(kişi). Heyecanlı. Duygulu. Dokunaklı. Hassas. İçli. Duygusal.

 

Emotional amenorrhea : Emosyonel amenore. Hislere bağlı olarak gelişen.

Emotional memory : Duygusal anımsama. Stanislavski oyunculuk dizgesinde, oyuncunun geçmişteki deneyimlerini, hazırladığı rolü doğru bir biçimde ortaya çıkarmasında kullanması. örnek : ünlü ingiliz oyuncusu ellen terry gençliğinde duyduğu kilise çanlarını anımsayarak ağlıyabiliyordu. oyuncunun, bir melodiyi, bir sesi, bir yüzü anımsayarak rolündeki hareketleri ve konuşmayı saptaması.

Emotional burden : Duygusal yük. Bir soru çizinliğinin kimi yanıtlayıcılara yüklediği ve onları sorulara yanıt vermekten alıkoyabilecek olumsuz duygu.

Emotional differentiation of products : Sanal mal farklılaştırması. Gerçekte birbirinin tıpatıp benzeri olan malları reklam gibi satış artırıcı etkinliklerle tüketicinin farklıymış gibi algılamasını sağlayacak biçimde malların farklılaştırılması. krş. biçimsel mal farklılaştırması, özsel mal farklılaştırması.

Emotional first aid : Acil psikolojik tedavi ya da destek. Duygusal ilkyardım.

Emotional maturity : Duygusal olgunluk. Tam duygusal gelişmişlik. Duygusal denge veya sağlıklılık hali.

İngilizce Emotion Türkçe anlamı, Emotion eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Emotion ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Arousal : Uyandırma. Uyarılma. Uyarma. Canlandırma.

Agitation : Madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sıkıntı. Üzüntü. Endişe. Çalkalanma. Daha düzgün bir açındırma sağlamak, yönsel açındırma etkisini önlemek amacıyla, açındırılmakta olan filmin yüzüne yakın yerdeki açındırmacın sallanması. Çalkantı. Sallanma. Çalkama. Kışkırtma.

 

Joyousness : Şenlik. Sevinç. Neşe. Sevinçlilik. Hoşnutluk. Neşelilik. Sevindircilik.

Drama : Tiyatro eseri. Dramatik özellik. Dram. Acıklı oyun. Tiyatro sanatı. Piyes. Sahne için yazılmış oyun. Kentsoylu oyunu. Oyun.

Hate : Kin duymak. Sevmemek. İstememek. Kin beslemek. İğrenme. İğrenmek. Düşmanlık. Kin. Nefret etmek. Hoşlanmamak.

Ardour : İstek. Gayret. Azim. Ateş. Çaba. Ateşlilik. Hararet. Heves. Şevk.

Affection : Etkileme. Anlık süreçlerinin dışında kalan ve insanın toplumsal kümesi içindeki davranışı üzerinde istençli denetimini ortadan kaldıran kısa süreli duygusal tepkiler (kızgınlık, korku vb.) gösterme durumu. Meyil. Alaka. Şefkat. Düşkünlük. Duygusal yakınlık. Hastalık.

Sentiment : Aşırı duyarlık. Kanı. Hassasiyet. Seziş. Duygusallık. İçlilik. Fikir.

Love : Sevgi duymak. Aşk. Bayılmak. Sevgi. Sevmek. Aşık olmak. Sevda. Sevgi beslemek. Muhabbet beslemek.

Instinct : İçgüdü. Kabiliyet. İnsiyak. Yetenek. İnstinkt. Bireyin doğasından gelen ve öğrenilmeden kazanılan kalıplı yönelim. Sezgi. Biyoloji, eğitim alanlarında kullanılır. Organizmayı o türe özgü olan bir amaca sürükleyen hareket eğilimi. davranıştaki doğal ve kalıtsal olan faktör. instink. örnek: örümceğin ağ örmesi.

Emotion synonyms : conditioned emotion, cer, emotional state, conditioned emotional response, chording, consciousness, ebullience, drive, ardor, woe, anger, spirit, elation, fear, fearfulness, ebullition, sensation, affectivity, joy, effervescence, awe, ebullitions, feeling, reverence, commotion, anxiety, dramas, feel, abandon, enthusiasm, arousals, enthusiasms, ire.

Emotion zıt anlamlı kelimeler, Emotion kelime anlamı

Fearlessness : Korkusuzluk. Cesaret. Pervasızlık.

Love : Aşık olmak. Sevgi duymak. Muhabbet beslemek. Sevgi. Sevmek. Aşk. Sevda. Sevgi beslemek. Bayılmak.

Sorrow : Tasa. Dert. Üzücü olay. Gam. Üzülmek. Acı çekmek. Matem. Yas tutmak. Acı. Üzüntü.

Emotion antonyms : hate.

Emotion ingilizce tanımı, definition of Emotion

Emotion kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Disturbance or agitation of mind caused by a specific exciting cause and manifested by some sensible effect on the body. A moving of the mind or soul. Excitement of the feelings, whether pleasing or painful.