Enclaves türkçesi Enclaves nedir

  • Yerleşme bölgesi.
  • Anklav.
  • Kuşatılmış toprak.
  • Enklav.
  • Yerleşim bölgesi.
  • Etrafını çevirmek.
  • Yabancı topraklarla çevrilmiş bölge.
  • Yabancı ülkelerle kuşatılmış bir bölge.
  • Kapanım.
  • Dışa kapalı yerleşim bölgesi.

Enclaves ingilizcede ne demek, Enclaves nerede nasıl kullanılır?

Customs enclaves : Gümrükdışı yerler. Açık liman, bölge ve yerler ile, gümrüklenmiş mallara ayrılan arakoruncak ya da bu tür malların konulmasına gümrükçe izin verilmiş yerler.

Palestinian enclave : Filistin yerleşim bölgesi. İsrail yerleşkeleri ile çevrili filistin özerk bölgesi.

Enclave : Yabancı topraklarla çevrilmiş bölge. Yerleşim bölgesi. Dışa kapalı yerleşim bölgesi. Kuşatılmış toprak. Yabancı ülkelerle kuşatılmış bir bölge. Enklav. Anklav. Etrafını çevirmek. Kapanım.

Enclavement : Enklavman.

Enclasp : Kucaklamak. Sarmak.

Harmonized system nomenclature : Uyumlaştırılmış tarife sınıflandırma sistemi. Gümrük tarifelerinin uygulanmasında kullanılan ve brüksel tarife sınıflandırma sistemi yerine hazırlanan avrupa birliği’nin de kullandığı yeni bir eşya sınıflandırma sistemi. krş. brüksel tarife sınıflandırma sistemi.

Nomenclatural : İsimler ve terimler sistemine ait veya ilgili (özel toplumda, meslekte, vs. kullanılan).

 

Nomenclator : Nomenklator. Kelimeler listesinden oluşan kitap. (eski kullanım) misafirlerin isimlerini yüksek sesle okuyarak anons eden kimse. Resmi isimler ve terimler tahsis eden kimse (özellikle bilimsel alandaki maddeleri sınıflandırmak için kullanılan).

Enclasping : Kucaklamak. Toka koyma. Sıkıca tutma. Kavrama. Toka ile tutturma. Kopça ile tutturma. Sarmak.

Brussels nomenclature : Gümrük bildirmeliklerinde yazılı malların bölümlendirilmesinde temel alınan, gümrük işbirliği konseyi'nce düzenlenmiş çizelge. Brüksel mal bölümleme çizelgesi.

İngilizce Enclaves Türkçe anlamı, Enclaves eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Enclaves ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dwellings : Konut bölgesi. Konutlar.

Closuring : Oylamaya geçmek. Koymak. Kötü bir şeye son verme. Kapanma. Kapatma. Kapama. Kapatıcı.

Encircles : Çevirmek. Kucaklamak. Etrafını kuşatmak. Devretmek. Kuşatmak. Sarmak. Çemberlemek. Çembere almak. Etrafını sarmak.

Subject : Bir konunun, bir düşünceyi belirtmek için işlenmesiyle ortaya çıkan düşünce. bir oyunda asal düşünce yanısıra, o düşünceyi destekleyici, renklendirici ya da anlamlandırıcı yan düşünceler yer alır. Denek. Tedavi altına alınan şahıs veya hayvan. Subjekt. Asal düşünce. Bir devletin bağımı altında bulunan kimse. Ders. Yüklemin gösterdiği kılış ile doğrudan ilgili olan kişi ya da şeye verilen ad; bir oluş ve kılışın gerçekleşmesini sağlayan kimse veya şey: eskiler, baharı ya tabiatta yahud tecrid halinde, tek manzarasında severlerdi (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 114). oda karşıma düşen duvardaki hücreye konmuş büyükçe bir gaz lambasıyla aydınlanıyordu a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları, s. 90). bu tahammül edilemez bir ömürdü… (r. h. karay, memleket hikayeleri, s. 34). agah bey, içti; biraz buruk, lakin baygın kokulu, tuhaf lezzetli, hoş bir içkiydi (r. h. karay, göst. e., s. 35). ben anadolu'ya gitmezden önce manevi kuvvet denilen şeyin millet mücadelelerinde büyük bir rol oynadığına ve bunun ruhtan gelen bir yüreklilikle oluştuğuna inandım (y. k. karaosmanoğlu, ergenekon, s. 114). odada, galiba, teyzesi yatıyor. (p. safa, şimşek, s. 210). hakikatte bütün istanbul garip bir sinirlilik içinde idi (a. h. tanpınar, sahnenin dışındakiler, s. 276). o, zamanın sahibi idi (a. h. tanpınar, saatleri ayarlama enstitüsü, s. 37). siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç? (t. buğra, yalnızlar, s. 216). melek, hastanın başucuna götürüldüğü zaman, bu burnu uzamış, gözleri çukura kaçmış adamla alakasını anlayamamıştı (s. f. abasıyanık, bütün eserleri 3: medarı maişet motoru, s. 170). yol ayrımına, yolu olan gelir! (k. tahir, yol ayrımı, s. 310). insan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar (y.kemal bayatlı, kendi gök kubbemiz, s. 91) vb. Eğilimi olan. Bir bilginin konusunu bilen ya da bir yargıda yüklemde bulunan öğe.

 

Begirt : Çevrelemek. Sarmak. Kuşatmak.

Besets : Kuşatmak. Dört bir yandan saldırmak. Sıkıntı vermek. Rahat vermemek. Etrafını sarmak. Sarmak. Sıkıştırmak. Rahat bırakmamak.

Encompass : Çevrelemek. Kaplamak. Kapsamak. Neden olmak. Kumpas kurmak. Çevirmek. Kuşatmak. Örtmek. Sarmak.

Residential district : Oturmaya ayrılmış bölge. Konut bölgesi. Meskun mahal. İş merkezinden uzak muhit. Meskun bölge. Oturma bölgesi. Mesken bölgesi.

Enclose : Kuşatmak. İçine koymak. Çevirmek. Çit ile çevirmek. Eklemek. İçermek. Kapsamak. İliştirmek. Çevrelemek. Hapsetmek.

Encloses : İliştirmek. Koymak (bir mektupla aynı zarf içine). İçine koymak. İçermek. Kuşatmak. Çit ile çevirmek. Eklemek. Çevrelemek. Çevirmek (duvar veya çit vb ile). Kapsamak.

Enclaves synonyms : subjugate, encincture, closure, enclosing, residential area, enclave, dominion, territory, district, beleaguer, close in on, territorial dominion, beleaguers, begird, encircle, beset, closured, residential quarter.