End in türkçesi End in nedir

End in ile ilgili cümleler

English: In Esperanto, nouns end in "o". The plural is formed by adding a "j".
Turkish: Esperantoda, "o" ile biten isimler. Çoğul bir "j " ekleyerek oluşturulur.

English: Compared with those in America, Japanese marriages rarely end in divorce.
Turkish: Amerika'dakilerle karşılaştırıldığında, Japon evlilikleri nadiren boşanmayla sonuçlanıyor.

English: Is it true that the world will end in 2012?
Turkish: Dünyanın 2012'de sona ereceği doğru mu?

English: About three out of every four marriages end in divorce.
Turkish: Yaklaşık olarak her dört evlilikten üçü boşanmayla sonuçlanmaktadır.

English: Ali says that he only drinks on days that end in "y".
Turkish: Ali sadece "y" ile biten günlerde içtiğini söylüyor.

End in ingilizcede ne demek, End in nerede nasıl kullanılır?

End : Kafa. Son çekit. İzmarit. Kalkmak. Bitiş çekidi. Sonuç. Son bulmak. Bitim. Kalıntı.

In : Dahili. İçinde. İç. İçine. Olarak. İçeriye. Da. İktidardaki. Gelmiş olan. İçeri.

End in a draw : Berabere bitmek. Beraberlikle sonuçlanmak.

End in a tie : Berabere sona erme. Hiçbir tarafın kazanamaması. Oyunun eşit bir skorla sonlanması. Berabere. Oyunda eşit bir skorla sonlanma.

 

End in disaster : Felaketle sonuçlanmak.

End in failure : Başarısızlıkla sonuçlanma. Başarısız. Fiyasko vermek.

End in smoke : Beyhude veya sonuçsuz kalma. Sonuçsuz kalma. Hiçbir sonuç elde edilemeden bitme.

İngilizce End in Türkçe anlamı, End in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak End in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Concluded : Iskat edilen hak. Bitirmek. Sonuçlandırmak. Anlaşma yapmak. Sonuç çıkarmak. Sonuca varan. Bitmek. Sonuca varılmış. Anlaşma yapılmıştır.

End up : Nihayet bulmak. Olup çıkmak. Bitirmek. Neticelenmek. Bağlamak. Son bulmak. Boylamak. Sonuçta -e varmak. Düşmek.

Arrived : Başarmak. Alma tarihi. Gelmek. Ulaşmış. Ulaşmak. Doğmak. Başarı kazanmak. Vardı (nakliyat). Vardı.

Approached : Koyulmak. Yaklaşmak. Yanaşmak. Temasta bulunmak. Yaklaşma. Ulaşmak. Benzemek. Yaklaşım. Girişmek. Çok benzemek.

Eventuated : Sonuçlanmış. Meydana gelmiş. Çıkmış. Çıkmak. Neticelenmiş. Gerçekleşmiş. Meydana gelmek. Olmak.

Attain to : Yetişmek.

Amount to : Anlamına gelmek. Olmak. İle eşanlamlı olmak. Baliğ olmak. Tutmak. Demeye gelmek. Toplamı belirli bir miktar olmak. Gelmek. Tutarında olmak.

Result : Sonuç. Meydana gelmek. Netice. Sonuç vermek. Bulgu sonucu. Sonucu olmak. İleri gelmek. Elde edilen bulgunun ortaya çıkardığı yenilik, düşüncenin dış dünyaya çıkardığı teknik etki.

Ended : Yok etmek. Bitti. Sona ermek. Son vermek. Bitirmek. Bitmek. Ölmek. Sonuca ulaşmak.

Culminated : En yüksek noktaya varmak. Neticelenmek. Zirvesine ermek. Bitmek. Doruğa çıkmak. Doruğuna yükselmek. Zirveye yükselmek. En son noktaya erişmek. Doruğa ulaşmak.

End in synonyms : arrive at, appear, arrives, approaches, culminate, culminating, concludes, attaining, come out, eventuate, be concluded, culminates, attain, arrive, attained, arrived at, abut, conclude, result in, amount, approach, be at an end, be out.