Endured türkçesi Endured nedir

  • Katlanmış.
  • Dayanmış.
  • Dişini sıkmak.
  • Dayanmak.
  • Var olmak.
  • Devam etmek.
  • Devam etmiş.
  • Sürmüş.
  • Çekmiş.
  • Durmak.
  • Sürmek.
  • Sabretmek.
  • Katlanmak.
  • Tahammül etmiş.
  • Kaldırmış.

Endured ile ilgili cümleler

English: The refugees endured the 18-hour walk across the desert.
Turkish: Mülteciler çölde 18 saatlik yürüyüşe dayandılar.

English: The emigrants have endured physical and mental pain.
Turkish: Göçmenler fiziksel ve ruhsal acıya dayandılar.

English: She endured to the bitter end.
Turkish: O, acı sona katlandı.

English: Ali closed his eyes tightly and endured the pain.
Turkish: Ali gözlerini sık biçimde kapattı ve acıya dayandı.

Endured ingilizcede ne demek, Endured nerede nasıl kullanılır?

Endure in silence : İçine atmak. Acısını içine atmak.

Endure : Uzun süre dayanmak. Katlanmak. Sebat etmek. Dişini sıkmak. Çekmek. Uzun süre etkisini ve gücünü korumak. Tahammül etmek. Sürmek. Durmak. Dayanmak.

Endures : Dayanmak. Sabretmek. Devam etmek. Sürmek. Var olmak. Dişini sıkmak. Durmak. Katlanmak.

Endurability : Dayanıklılık. (telekomünikasyon) bir sistemin (veya bir altsistemin) veya prosedürün veya ekipmanın uzun bir zaman periyodu süresince (genellikle aylarca, ciddi bir doğal veya insan eliyle yapılan müdahaleye rağmen {nükleer saldırı, veya dışardan ikmal ve bakım desteğinin kesilmesi gibi}) belirlenmiş performans değerleri içerisinde faaliyetine devam edebilmesini sağlayan sahip olduğu özellikleri. Dayanılabilirlik.

 

Endurable : Dayanılabilir. Çekilir. Dayanabilir. Katlanılır. Katlanılabilir.

Endurance : Dayanım. Çekme. Kaldırma. Sabır. Devam. Götürüm. Dayanma. Dayanıklılık. Tahammül. Katlanma.

Enduring characteristic : Sürecen ayrıt. Ölçüye vurulan çeşitlenmeler arasında ölçüm konusuna ilişkin olan ya da toplumsal ve kişisel özelliklerden kaynaklanan, durumdan duruma değişmeyen sürekli özellikler.

Endurably : Dayanabilir bir tarda. Katlanaılabilir bir şekilde. Dayanılabilir şekilde. Karşı koyabilir bir şekilde.

Enduros : Dayanıklılığı test eden motorsiklet yarışı.

Enduringly : Katlanarak. Dayanarak. Kaldırarak. Çok uzun bir süre için. Tahammül ederek. Sabırlıca. Devamlı olarak. Çekerek. Çileli bir şekilde. Uzun süre devam eden.

İngilizce Endured Türkçe anlamı, Endured eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Endured ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Forbear : Ced. Boş vermek. Tahammül. Sakınmak. Kendini tutmak. Yapmamak (merhametten veya şefkatten dolayı). Ata. Çekinmek. Sabırlı olmak.

Support : Tutmak. Yardım etmek. Kanıtlamak. Ağırlığını kaldırmak. Bakmak. Taraf tutmak. Destek çubuğu. Lambanın telini tutmaya yarayan metal tel. Deneyliklerde kimi aygıtların ya da düzeneklerin uygun konumlarda durmaları için kıskaçlarla tutturuldukları, sağlam tabanlı düşey demir çubuk. romolecule]. Israr etmek.

Dislocated : Çıkık. Yerinden çıkmış (eklem vb).

Abidden : İkamet etmek. Sadık kalmak (vaade veya karara). Baki kalmak. Beklemek. Uymak. Çekmek. Sadık kalmak.

Bear : Değmek. Borsa fiyatlarını düşürmek. Duymak (sevgi). Kaldırmak. Uymak. Sapmak. (birine bir duygu) beslemek. Sineye çekmek. Üzerinde bulunmak.

Come to a halt : Duruvermek. Durma noktasına gelmek.

Abide : Dözmek. İkamet etmek. Bir yerde kalmak. Tab getirmek. Sadık kalmak (vaade veya karara). Kalmak. Olmak. Çıdamak. Gözlemek.

Plicatus : Plikatus.

Budded : Aşı yapmak. Gonca vermek. Aşı. Tomurcuk. Tomurcuklanmak. Gelişmeye başlamak. Aşılamak. Filizlenmek. Konca vermek.

Sit out : Sonuna kadar kalmak. Oynamamak. Yeralmamak. Yer almamak. Sonuna kadar oturmak. Katılmamak. Fazla uzun kalmak. Dışarıda oturmak. Dahil olmaktan kaçınmak.

Endured synonyms : take lying down, hold still for, draw, tolerate, bears, forborne, lacerated, abuts, stick out, cut out, arrive, stomach, bud, plicate, come to being, be patient, accept, shrunken, bear with, based, abut, rumply, stand for, apply, come into being, ceases, livid, abides, banished, grin and bear it, abrupt, rumpliest, acquiesced.

Endured zıt anlamlı kelimeler, Endured kelime anlamı

Forbid : Engel olmak. Men etmek. Menetmek. Haram etmek. Yasaklamak. Yasak etmek. Olanak vermemek. Memnu kılmak.

Disallow : İzin vermemek. Golü iptal etmek. İnkar etmek. Kabul etmemek. İptal etmek. Menetmek. Saymamak. Reddetmek. Karşı çıkmak. Müsaade etmemek.

Sound : Gibi gelmek. Ses vermek. Sert. Titreşimli bir kaynaktan çıkan, belirli bir ortamda uzunlamasına dalgalar biçiminde yayılan basıncın etkisiyle kulağın algıladığı duyu. Muayene etmek. Güvenilir. Sapasağlam. Ses. Kuvvetli. Bir tiyatroda, işitsel etmenlerin üretildiği ve yayımlandığı selen aygıtlarıyla donatılmış yer.

Endured antonyms : uninjured, unimpaired, unbroken, undamaged.