Evin nedir, Evin ne demek
Yerel Türkçe anlamı:
Ardıç meyvesi. 1
Gelişmiş, dolgun taneli olma durumu, verim: Bu yıl ekinler evinli.
Zeytin tanesi.
Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü.
Saman haline gelmiş ot.
Kez, kere.
Yemek zamanı, öğün.
Pişmiş yemeğin katı kısmı: Yemeğin evininden koyma, suyundan koy.
Ürün, tanelenmiş ürün: Yaylanın evini iyi olur.
Hoşaf, komposto, çorba gibi yiyeceklerin içindeki taneler.
Yabanî ağaçların yenmeyen meyveleri.
Yaprak dolmasının bulgurlusu.
Burçak başağı.
Çok taneli başak: Şu buğday evinli.
Tohum.
Evin isminin anlamı, Evin ne demek:
Kız ismi olarak; Bir şeyin içindeki öz, cevher. Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü. Çok taneli başak. Tohum, tane.
Fransızca'da Evin ne demek?:
substance, pulpe, nucelle, perisperme
Evin tanımı, anlamı:
Evin bağlamak : Ürün tanelenmek, tane bağlamak, olgunlaşmak.
Evinlenme : Evinlenmek işi.
Evinlenmek : Buğday, arpa vb. olgunlaşmak.
Evinli : Özlü ve dolgun (tohum).
Evinsiz : Boş, kof.
Evli evine köylü köyüne : "artık dağılalım, herkes evine, işine gitsin" anlamında kullanılan bir söz.
Herkes evinde ağadır : "herkesin kendi evinde, kendi çevresinde saygınlığı vardır" anlamında kullanılan bir söz.
İmam evinden aş ölü gözünden yaş çıkmaz : "bir şey alınması imkânı olmayan yerden, bir şeyler vermesini beklemek boştur" anlamında kullanılan bir söz.
Kırk evin kedisi : Birçok eve girip çıkan (kimse).
Tok evin aç kedisi : Gereksinimi olmadığı hâlde açgözlülük eden.
Buğday : Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum). Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi.
Tane : Herhangi bir sayıda olan şey, adet. Çekirdekli küçük meyve. Bazı bitkilerin tohumu.
Olgun : Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş, ağırbaşlı (kimse), kâmil. Yenecek duruma gelmiş (meyve). Tamamlanmış, iyice işlenmiş (yazı, düşünce vb.).
Habbe : Tahıl tanesi, evin. Su kabarcığı. Orta oyunundaki tiplerin "yemek yeme" anlamında kullandığı söz.
Bir : Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bir kez. Sadece. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayı kadar olan. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ancak, yalnız. Tek. Aynı, benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Beraber. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sayıların ilki.
Öz : Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde. Sulak, verimli yer. Kendi, zat. Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre. Dere, çay. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm.
Lüp : Bir tür büyüteç.
Evin elliği : Ev halkı, ev içindeki insanlar.
Evin evcer : Yersiz, anlamsız, boş konuşmayı anlatır. Bereket anlamında kullanılır: Başakların evini evceri yok.
Evin suyu : [Bakınız: erlik suyu] [Bakınız: er suyu]
Evindirmek : Yetiştirmek.
Evini yapana yardım : Özellikle işsiz sayısı çok olan geri kalmış ülkelerde, konut yapımında ucuzluk ve etkinlik sağlamak amacıyla kamu kuruluşlarının desteği ile, iyesinin emeğinden, akçal gücünden, iş bilgisinden, becerisinden ve yakınlarının yardımlaşma olanaklarından yararlanarak konutsuz aileleri konutlandırma yöntemi.
Evinlenmeg : Olgunlaşmak (buğday, arpa vb. için).
Evinlik : Yeni evlenen kız, ilk kez el öpmeğe geldiğinde verilen ziyafet: Komşu bizi evinliğe çağırdı.
Evinme : Henüz iki kez kuzulamış koyun.
Evinsiz çavdar : Haylaz, iş tutmayan, herşeyin kaçamak yolunu arayan.
Evin ile ilgili Cümleler
- Evin bir bahçesi var mı?
- Tom'un evinde gizli bir odası var.
- O, başlangıçta yeni evine alışmakta sorun yaşadı.
- Evin anahtarı için çantasına baktı ama onu bulamadı.
- Evin bir yemek odası, bir yatak odası ve bir çalışma odası var.
- Neden tekrar Tom'un evine gidiyorsun?
- Burak eşyalarını Tuğba'nın evinden dışarı taşıdı.
- Evin bir garajı var mı?
- Ali Mary'nin evinde kaldı.
- Halasının evinde yatıya kaldı.
- Tom'un evinin nerede olduğunu bildiğinden emin misin?
- Evin arkasında bir bahçe var.
- Evin arkasında büyük bir bahçe vardı.
- Evin arkasında bırakılan kedisini düşündü.
Diğer dillerde Evin anlamı nedir?
İngilizce'de Evin ne demek? : [Evin] n. home, house, dwelling, dwelling place, place, residence, accommodation unit, crib, domicil, domicile, dwelling house, habitation, hangout, housing, inhabitation, settlement, rooms
v. hurry, make haste, rush; urge, prod
Rusça'da Evin : n. полость (F), зерно (N)


Bu kısımda Evin nedir? Evin ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Evin tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Evin hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.