Excitement türkçesi Excitement nedir

Excitement ile ilgili cümleler

English: In all the excitement the 30 minute show-time passed in a flash.
Turkish: Coşku içerisinde, 30 dakikalık bir show-zamanı çok çabuk geçti.

English: I've had enough excitement for a while.
Turkish: Bir süre için yeterince heyecan yaşadım.

English: The excitement reached its peak.
Turkish: Heyecan doruk noktasına ulaştı.

English: I was looking for some excitement so I decided to bring the handcuffs.
Turkish: Biraz heyecan arıyordum bu yüzden kelepçeleri getirmeye karar verdim.

English: Jale went crazy with excitement when she saw the squirrel-shaped cookies that Tom had baked.
Turkish: Jale Tom'un pişirdiği sincap şekilli kurabiyeleri gördüğünde heyecandan deliye döndü.

Excitement ingilizcede ne demek, Excitement nerede nasıl kullanılır?

Sexual excitement : Cinsel heyecan.

Excitements : Uyarılma. Uyarma. Galeyan. Helecan. Heyecan. Heyecan verici olay. Tahrik. Coşku. Telaş.

Overexcitement : Aşırı heyecanlanma. Aşırı heyecan. Aşırı heyecanlı olma durumu.

Excite : Neden olmak. Heyecanlandırmak. Tahrik etme, harekete getirme, uyarma. Çıkarmak. Uyandırmak (bir duygu veya tepki). Azdırmak. Kışkırtmak. Coşturmak. Yol açmak. Harekete getirmek.

 

Excited : Heyecanlandırılan. Telaşlı. Eksite. Uyarılmış. Coşkulu. Heyecanlı. Hararetli. Uyarık. Heyecanlanmış.

Exciter : İkaz cihazı. Uyarıcı dinamo. Uyarıcı. Bir dizgenin, bir işlergenin çalışmasını sağlamak ya da bir olayı başlatmak için kullanılan ön enkeleme gereci. İkaz jeneratörü. Harekete geçirici. İkaz. İkaz dinamosu.

Exciters : Harekete geçirici. İkaz jeneratörü. İkaz cihazı. İkaz dinamosu. Uyarıcı. İkaz. Uyarıcı dinamo.

Excitedly : Heyecanla.

Excitedness : Duygusal heyecan durumu. Heyecanlanma.

Excited ion : Uyarılmış iyon.

İngilizce Excitement Türkçe anlamı, Excitement eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Excitement ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rush : Aceleye getirmek. Hücum etmek. Asılmak (amerikan ingilizcesi). Telaş etmek. Koşturmak. Sıkıştırmak. Hızlı akmak. Kazıklamak (ingiliz ingilizcesi). Atılmak.

Paroxysm : Paroksizm. Kriz. Feveran. Şiddetli ve ani nöbet. Hastalık belirtilerinin aniden artması. Ani nöbet. Paroksism. Ani kriz. Şiddetli nöbet.

Incitations : Teşvik etme. Ayartma. Kışkırtma. İnsitasyon.

Ebullition : Kabarma. Köpürme. Taşkınlık. Köpürerek taşma. Taşma. Kaynama. Feveran. Coşkunluk.

Expostulating : Eleştirmek. İtiraz etmek. Öğüt verme. İkaz etme. Uyarmak. Dostça eleştirme. Öğüt vermek. Sitem etmek. Sitem etme.

Elation : Mutluluk. Haz. Sevinç. Elasyon. Kıvanç. Gurur.

Enthusiasms : İstek. Gayret. Hayranlık. Şevk. Şevku-teheyyüç. Heves. Çoşkunluk. Coşkunluk.

Irritability : Dargınlık. İritabiliti. Asabiyet. Asabilik. Hafif uyarılara karşı şiddetli cevap verme yeteneği. 2. uyarıya aşırı tepki göstermeyle belirgin durum. Sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çabuk öfkelenme. Alınganlık. Aşırı uyarılırlık. İrritabilite.

 

Ebullience : Taşkınlık. Coşkunluk. Kaynayıp taşma.

Disturbance : Rahatsız etme. Fesat. Sıkıntı. Bozulma. Oynama. Bozunum. Rahatsızlık. Endişe. Bozukluk. Huzursuzluk.

Excitement synonyms : emotional arousal, fever pitch, sensation, euphorias, animation, dramas, bustles, ado, bustle, ados, actuating, paroxysms, effervescence, euphoria, impulsions, ebulliency, fervor, impellent, ecstasy, exhorting, simmer, flush, discomposure, drive, agitation, rages, inflammation, elations, animal spirits, inductio, ardour, joyousness, ardor.

Excitement zıt anlamlı kelimeler, Excitement kelime anlamı

Sorrow : Acı çekmek. Üzüntü. Matem. Üzülmek. Üzücü olay. Acı. Hüzün. Yas tutmak. Keder çekmek. Nedamet.

Unexciting : Sıkıcı. Can sıkıcı. Heyecansız.

Exciting : Coşturucu. Heyecanlandırıcı. Uyaran. Heyecanlandırma. Tehyiç. İlginç. Heyecanlandıran. Heyecan verici. Heyecanlı. Uyarıcı.

Excitement ingilizce tanımı, definition of Excitement

Excitement kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, an excitement of the people. Impulsion. The act of exciting, or the state of being roused into action, or of having increased action. Agitation.