Excused türkçesi Excused nedir

  • Muafiyet verilen.
  • Mazur görülen.
  • Serbestlik verilen.
  • Muaf.
  • Mazeretli.
  • Mazur.

Excused ile ilgili cümleler

English: Ali excused himself and left the room.
Turkish: Ali özür diledi ve odadan ayrıldı.

English: Ali excused himself.
Turkish: Ali kendini muaf tuttu.

English: He excused himself for his bad behavior.
Turkish: Kötü davranışı için kendini mazeret gösterdi.

English: Can I be excused from class?
Turkish: Ben sınıftan muaf olabilir miyim?

English: Ali excused himself and left.
Turkish: Ali özür dileyip, gitti.

Excused ingilizcede ne demek, Excused nerede nasıl kullanılır?

Excused absentheeism : Özürlü işe gelememe. İşçilerin, işe sayrılık ya da başka nedenlerle gelememeleri.

Chronic unexcused absenteeism : Özürsüz sürekli işe gelmeme. İşçilerin bir işe özürsüz sürekli olarak gelmemeleri.

Unexcused : Hoş görülmemiş. Bağışlanmamış. Mazeretsiz. Affedilmemiş.

Unexcused absenteeism : Özürsüz işe gelmeme. İşçilerin işe özürleri olmadığı halde gelmemeleri.

Excuse from : Birini bir şeyi yapmaktan muaf tutmak.

Excuse oneself from : Bir yükümlülük veya durumdan kurtulma yollarını aramak (kendini masadaki yemekten kurtarmak, askeri hizmetten sıyırmak, vb.).

Feign an excuse : Bahane uydurmak.

Find excuse : Açıklamalar yaptı. Mazeretler buldu. Gerekçe sundu. Bahaneler buldu.

 

Concoct an excuse : Mazeret uydurmak. Bahane uydurmak.

Face saving excuse : Vaziyeti kurtaran bahane.

İngilizce Excused Türkçe anlamı, Excused eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Excused ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Exempt : Hariç tutulmuş. Bağışık. Muaf tutmak. Hariç tutmak. Hariç. Ayrılık. İstisna etmek. Özgür. Çürüğe çıkarmak. Bağışıklık.

Freest : Beleş. Bağımsız. Ücretsiz. Doğal. Rahatlatmak. Boş. Açık. Parasız. Serbest bırakmak.

Privileged : Şereflendirilmiş. Seçkin. Mümtaz. İltimaslı. Öncelikli. Nasipli. Ayrıcalıklı. İmtiyazlı. Ayrıcalık tanınmış.

Immune : Etkilenmeyen. Özgül olan ve olmayan mekanizmalarla enfeksiyon hastalıklarına karşı korunmuş olan, bağışıklık sistemi veya bağışıklık cevabı gelişmiş olan, immün. İmmün. Dokunulmaz. Bağışıklığı olan. Bağışık kimse. Vücudu, doğuştan ya da daha sonra kazandırılmış yetenekler nedeniyle, çeşitli hastalıklara karşı dirençli bulunan, o hastalıkları yenebilen. Duyarsız.

Warranted : Temin etmek. Kefil olmak. Haklılığın kanıtlanması. Teminatlı. Yetki vermek. Mazur göstermek. Garanti etmek. Garantili. İzin vermek.

Immunes : Bağışık. Bağışık kimse. Muaf kimse. Dokunulmaz. Duyarsız. Etkilenmeyen. Bağışıklığı olan. Ayrıcalıklı.

Exempted : Müstesna. Ayrı tutulmuş.

Free : Asalak olmayan, beslenme yönünden bağımsız, kendibeslek olan. Ücretsiz. Parasız. Serbestçe. Erkin. Bağımsız. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Beleş. Bedava.

Excusable : Bağışlanabilir. Hoş karşılanabilir. Affedilebilir. Mazur görülebilir. Hoşgörülebilir.

 

Freer : Aletsiz. Özgür. Daha serbest. Boş. Teksas eyaletinde şehir. Samimi. Bedava. Masrafsız. Bağımsız.

Excused synonyms : exempts.

Excused zıt anlamlı kelimeler, Excused kelime anlamı

Nonexempt : Vergiye tabi. Muaf olmayan. Muaf tutulmayan. Muaf tutulmayan (kişi). Her zamanki rolünden veya görevinden muaf olmayan.