Explains türkçesi Explains nedir

Explains ile ilgili cümleler

English: One explains the other.
Turkish: Biri diğerini açıklar.

English: He explains the literal meaning of the sentence.
Turkish: O, cümlenin gerçek anlamını açıklıyor.

English: Mrs. Ana explains the sixth test.
Turkish: Bayan Ana altıncı testi açıklar.

English: Oh, that. That explains it.
Turkish: Ah, şu şey. Bu bunu açıklıyor.

English: It explains a lot.
Turkish: Bu birçok şeyi açıklıyor.

Explains ingilizcede ne demek, Explains nerede nasıl kullanılır?

Explain away : Makul açıklamalar getirmek. Endişelerini gidermek. Örtbas etmek. Konuyu savuşturmak. Mantıklı açıklamalarla kuşkuları dağıtmak. Sözü çevirmek. Açıklayarak özrünü bildirmek. Başka anlam vermek.

Explain briefly : Kısa ve öz biçimde açıklamak.

Explain clearly : Açıkça anlatmak.

Explain oneself : Davranışları veya eylemleri hakkında hesap vermek. Anlaşılmasını sağlamak. Meramını anlatmak. Kendini ifade etmek. Kendisini anlatmak. Kendisinin ne demek istediğini anlatmak. Kendisi hakkında bilgi verme. Kendisinin niye öyle davrandığını anlatmak.

Decline to explain : İzah etmeyi kabul etmemek. Açıklama yapmayı reddetmek.

Explainers : Anlatan. Beyan eden. İzahat veren. İzah eden. Açıklayan. Tarif eden. Tenvir eden. Açıklamada bulunan. Tasrih eden. Açıklayan kimse veya şey.

 

Explainer : İzah eden. Beyan eden. Açıklayan kimse veya şey. Tarif eden. Tasrih eden. Tenvir eden. Aydınlatan. Açıklayan. Açıklamada bulunan. Anlatan.

Explained variable : Fonksiyonel bir ilişkide değeri, bağımsız değişken veya değişkenlerin alacağı değere bağlı olarak belirlenen, yani etkilenen değişken. krş. bağımsız değişken. Ekonomi, iktisat alanlarında kullanılır. Bağımlı değişken. Açıklanan değişken.

Explained : Hesap vermek. İzah etmek. Açıklanmış. Anlatmak. Açıklanan. Açıklama yapmak. Açıklamak.

Explained deviation : Açıklanan sapma.

İngilizce Explains Türkçe anlamı, Explains eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Explains ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Glossed : Cilalanmış. Örtbas etmek. Yorumlamak. Parlatmak. Cilalamak. Dipnot düşmek. Parlatılmış.

Clarify : Arıtmak. Aydınlanmak. Anlaşılır olmak. Aydınlatmak. Açıklanmak. Açıklık getirmek.

Depict : Resmetmek. Tarif etmek. Dile getirmek. Betimleme yapmak. Çizmek. Resmini çizmek. Tasvir etmek. Betimlemek. Göstermek.

Elucidates : Açıklamada bulunmak. Açıklığa kavuşturmak. Açığa kavuşturmak. İzahat vermek. Aydınlatmak. Işık tutmak. Aydınlığa kavuşturmak.

Account for : Sebebi belirtmek. Açıklama getirmek. Açıklamasını yapmak. Sebebi olmak. Hesaba katmak. Sorumlu olmak. İzahat vermek.

Explicate : Açıklamada bulunmak. Yorumlamak. İzahat vermek. Ayrıntılı bir şekilde açıklamada bulunmak.

Give directions : Emir vermek. Yol tarif etmek. Bilgi vermek.

 

Elucidate : Aydınlatmak. Açığa kavuşturmak. Aydınlığa kavuşturmak. Açıklamada bulunmak. Işık tutmak. Açıklığa kavuşturmak. İzahat vermek.

Describe : Nitelendirmek. İfade etmek. Çizmek. Vasıflandırmak. Betimleme yapmak. Tarif etmek. Resmetmek. Tasvir etmek.

Expounds : Açıklama. Belirtmek. Şerhetmek. Şerh etmek. Yorumlamak. Açımlamak. Tefsir etmek.

Explains synonyms : clears, interpret, naturalize, account for something, make a statement, clarifying, glossing, clarified, communicated, explain, comment, be enunciative of, explained, clear up, expound, elucidated, say, depicts, inform, state, account, attest, glosses, clearing up, clarifies, commentating, describing, cleared, accounted, describes, communicates, assert, tell.

Explains zıt anlamlı kelimeler, Explains kelime anlamı

Obfuscate : Kafasını karıştırmak. Karartmak. Sersemletmek. Örtmek. Şaşırtmak. Allak bullak etmek (zihnini). Perde çekmek. Gizlemek.