Exploded türkçesi Exploded nedir

  • Patlamış.
  • Ayrı ayrı ama birbiri ile uyum içerisinde tanımlanan veya çizilen (teknik çizimde).
  • Parçalanan.
  • Patlayan.
  • İnfilak eden.
  • Yok olan.
  • Harap olan.
  • Parçalara ayrılan.
  • Parçalanıp kırılan.

Exploded ile ilgili cümleler

English: A war exploded between the two countries.
Turkish: İki ülke arasında savaş patlak verdi.

English: The bomb exploded two days ago.
Turkish: İki gün önce bomba patladı.

English: Some satellites have exploded or collided.
Turkish: Bazı uydular patladılar veya çarpıştılar.

English: It exploded with a loud noise.
Turkish: O, bir gürültü ile patladı.

English: The audience exploded with laughter.
Turkish: Seyirciler gülmekten patladı.

Exploded ingilizcede ne demek, Exploded nerede nasıl kullanılır?

Exploded pie : Ayrık dilim. Ayrılmış dilim.

Exploded pie chart : Veriyi ayrı segmentlere bölünmüş bir çember olarak gösteren kroki.

Exploded view : Patlak resim. Sökülmüş görünüş. Sökülmüş hali gösteren çizim. Bir makinenin parçaları arasındaki ilişkiyi gösteren fotoğraf. Parçaları dağılmış görünüş. Parça şeması. Çizelge. Şema.

Unexploded : Patlamamış.

Unexploded bomb : Patlamamış bomba. Düştükten sonra patlamadan kalmış bomba. Uxb. Planlandığı gibi patlamayan bomba.

 

Exploder : Funya. Atıcı. Patlayan şey. Bir patlamaya sebep olan şey. Ateşleyici. Ateşleme tertibatı. Ateşleme makinesi. Kapsül. Detonatör barut hakkı.

Make explode : Patlatmak.

About to explode : Çok kısa bir süre içerisinde patlayacak şekilde ayarlanmış.

Explode with fury : Sinirinden kudurmak.

Exploding : Patlama. Patlayıp parçalara ayrılma. Parçalara ayrılma. İnfilak.

İngilizce Exploded Türkçe anlamı, Exploded eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Exploded ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Eruptive : Püsküren. Patlayıcı. Püskürük. İndifai.

Unconnected : Ayrı. Birbirine bağlı olmayan. Bağımsız. İlgisiz. Tutarsız. Bağlanmamış. Bitiştirilmemiş. Alakasız. Rabıtasız. İlişkisiz.

Bursting : Püsküren. Geçit açıcı. Patlama. Kırıcı. Patlayacak veya altına edecek gibi (çişi gelmiş). Açılma (refrakter). Patlak. Yıkıcı.

Disappearing : Gözden kaybolan. Unutulan.

Dissolving : Çözülen. Dağılan. Eriyen. Sıvılaşan. Sıvıya dönüşen. Eritme. Erime. Katı, sıvı, gaz evrelerinde bulunan özdeklerin, molekül ya da atomlarını bir arada tutan kuvvetleri yenerek bir başka özdeğin içinde dağılmaları olayı. Parçalarına ayrılan.

Ruptured : Kırılmış. Rüptüre. Kopmuş. Kopuk. Ayrılmış. Koparmak.

Erupted : Fışkırmak. Çıkagelmek. Püskürmüş. Patlamak. İndifa etmiş. Patlayıp çıkmış. Püskürmek. Patlak vermek. Çıkmak.

Eruptives : Püskürük. Patlayıcı. Püsküren. İndifai.

Dissected : Kesip parçalara ayırmak. Parçalara ayrılmış. Kadavrayı incelemek. İncelemek. Parçalayıp incelemek.

Clastic : Klastik. Ayrık. Sökülebilir. Çıkarılabilir (biyoloji terimi).

Exploded zıt anlamlı kelimeler, Exploded kelime anlamı

Connected : -e ait. Birleşik. Aktarmalı. Bağlantılı. İlişkili. Bitişik. Alakadar. İlgili. Bağlı.