Faslak nedir, Faslak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kaba, yobaz.

Büyük parça.

Ablak yüzlü kişi.

[Bakınız: fasla].

Çok şişman ve kızıl renkli kişi.

Sarnıç.

Küçük musluk.

Kör olmuş göz.

Ceviz, bakla, fasulye gibi şeylerin sıcaktan içlerinin bozulması.

Kabuğuyla pişmiş kabak.

Faslak kısaca anlamı, tanımı

Fasl : (Divan edebiyatı terimi) Sebki mefsul yapma usulü

Fasla : Büyük parça. İri iri kesilmiş kabak dilimi. İri iri kesilmiş kabak dilimlerini suda haşlayarak yapılan yemek. Ablak yüzlü kişi. Kabak tatlısı. (Yalvaç Isparta).

Bozulma : Bozulmak işi.

Fasulye : Fasulyegillerden, barbunya, çalı, ayşekadın, horoz vb. türleri bulunan bitki (Phaseolus vulgaris). Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve kuru tohumları.

Sarnıç : Yağmur sularının biriktirildiği üstü kapalı yapı. Gemilerde bulunan sacdan yapılmış tatlı su deposu.

Musluk : Takıldığı boru veya kabın içindeki akışkanı, istenildiğinde akıtabilecek bir düzende yapılmış açılır kapanır alet. El yıkamaya yarayan yer, lavabo.

Renkli : Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Neşeli, canlı, ilgi çekici. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).

Pişmiş : Yemek.

Şişman : Deri altında fazla yağ toplanması sebebiyle vücudun her yanı şişkin görünen (kimse), şişko, mülahham.

 

Olmuş : Olgunlaşmış, ergin.

Sıcak : Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı. Sıcak yer. Isısı yüksek olan, çok ısınmış. Havadaki yüksek ısı. Dostça olan, sevgi dolu. Hamam.

Yüzlü : Yüzü herhangi bir nitelikte olan. Şımartılmış, yüz bulmuş (kimse).

Şeyle : Şöyle.

Muslu : Gölge oyununda âşık Hasan'ın oğlu. Karagöz oyununda Aşık Hasan'ın oğlu. Zonguldak kenti, Kilimli nahiyesine bağlı bir bölge.

İçler : A/b=c/d orantısında b, c sayıları.

Yobaz : Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse). Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse). Kaba saba, incelikten anlamayan (kimse).

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Ceviz : Cevizgillerin örnek bitkisi olan, uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli, yurdumuzda çok yetişen ağaç (Juglans regia). Bu ağacın kerestesinden yapılmış. Bu ağacın dışı kabuklu, içi yağlı ve nişastalı yemişi, koz.

Diğer dillerde Fasiyes anlamı nedir?

İngilizce'de Fasiyes ne demek ? : facies