Sarnıç nedir, Sarnıç ne demek

Sarnıç; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Yağmur sularının biriktirildiği üstü kapalı yapı.
  • Gemilerde bulunan sacdan yapılmış tatlı su deposu

"Sarnıç" ile ilgili cümleler

  • "Birlikte kalenin sarnıcına kadar yürüdüler." - R. H. Karay

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Süsleme) Yağmur sularının toplandığı su deposu.

İngilizce'de Sarnıç ne demek? Sarnıç ingilizcesi nedir?:

cistern

Fransızca'da Sarnıç ne demek?:

citerne

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

İzmir ili, Gaziemir ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Bartın ili, Ulus belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Konya ili, Hadım ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Sarnıç hakkında bilgiler

Sarnıç, içinde su biriktirmek için toprak altında yapılmış olan depo olmakla birlikte gemilerde saçtan yapılmış tatlı su deposudur.

Eskiden evlerin bodrum katlarındaki küçük sarnıçlarda, damdan alınan yağmur suyu biriktirilirdi. Daha eski dönemlerde de suyu bir mahalle ya da kent halkı tarafından kullanılmak üzere, çok daha büyük boyutlarda sarnıçlar yapılırdı.

Arkeolojik kazılarda Antik Çağ'da Anadolu'da, dağ kalelerinde, su gereksiniminin sarnıçlarla karşılandığını gösteren buluntulara rastlanmıştır. Bizans döneminde sarnıç yapımına büyük önem verilmiş; sarnıçların en ünlülerinin yer aldığı İstanbul'daki üzeri tümüyle kapalı sarnıçlar bulunduğu gibi, büyük bir havuz görünümünde açık sarnıçlar yapılmıştır. Bu sarnıçlara su kent dışındaki kaynak ve göllerden su kemerleriyle getirilirdi. İstanbul'da günümüze değin kalmış sarnıçların en büyük ve ünlüleri her ikisi de Sultanahmet semtinde bulunan Binbirdirek (Philoksenos) Sarnıcı ve Yerebatan Sarayı

 

Ayrıca Fındıkzade, Çarşamba ve Karagümrük semtlerinde de açık sarnıçlar vardır. Osmanlı döneminde bu açık sarnıçlar bostan olarak kullanıldığı için “çukurbostan” adıyla anılmıştır. Karagümrük'teki açık sarnıç ise bugün futbol sahası olarak kullanılmaktadır.

Sarnıç tanımı, anlamı:

Yağmur : Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çok ve sık düşen, gelen şey. Çokluk, bolluk.

Kapalı : İçe dönük yaradılışta olan. Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. Bulutlu, karanlık (hava). Geçilmez durumda olan. Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Başı örtülü (kadın). Gizli, saklı. Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. Açık olmayan (giyecek).

Gemi : Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine.

Depo : Korunmak, saklanmak veya gerektiğinde kullanılmak için bir şeyin konulduğu yer, ardiye. Ordu mallarının saklandığı, bakımlarının yapıldığı yer, debboy. Bir malın toptan satıldığı ve çokça bulunduğu yer.

 

Sarnıç gemisi : Petrol, benzin gibi akaryakıtları taşımaya yarayan gemi.

Sarnıç vagonu : Akaryakıt taşımaya yarayan deposu olan vagon.

Su sarnıcı : Su biriktirmeye yarayan yer altı su deposu.

Sarnıçlı : Sarnıcı olan.

Biriktirmek : Toplayıp yığmak. Öğrenme, yarar sağlama vb. sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek, koleksiyon yapmak. Bir şeyi ölçülü kullanarak artırmak, tasarruf etmek.

Toprak : Kara. Memleketli. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Ülke. Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Arazi, tarla.

Altın : Bu elementten yapılmış. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli.

Birlik : En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bir arada olma durumu, vahdet. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bölünmezliği içeren yalın bütün.

Bodrum : Muğla iline bağlı ilçelerden biri. Bir yapının yol düzeyinden aşağıda kalan bölümü.

Küçük : Değersiz, önemsiz. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Niteliği aşağı olan, bayağı. Küçük abdest. Geri aşamada. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Niceliği az olan. Yaşı daha az olan. Kısık, parlak olmayan (ses).

Dönem : Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre, devre. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre. Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot. Yarıyıl.

Sarnıç uçak : havacılık: Uçakların uçuş sırasında ortaya çıkan yakıt gereksinimlerini karşılamak üzere yapılmış, havada yakıt verebilen akaryakıt uçağı.

Sarnıçköy : Aydın ilinde, Çine belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Balıkesir ili, Havran belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Balıkesir şehrinde, Kireç bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Bilecik ili, Pazaryeri ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Bursa ilinde, Büyükorhan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Çanakkale ilinde, Biga belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. İzmir ili, Bornova belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Kastamonu kenti, Azdavay ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Konya şehri, Altınekin belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Manisa şehri, Akhisar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Manisa kenti, Kula ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Muğla şehrinde, Yerkesik nahiyesine bağlı bir yer. Sinop ili, Gerze belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Tekirdağ şehrinde, Şahin nahiyesine bağlı bir yer.

Sarnıçlar : Kocaeli ili, Kandıra belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Diğer dillerde Sarnıç anlamı nedir?

İngilizce'de Sarnıç ne demek? : n. cistern, tank

Fransızca'da Sarnıç : citerne [la]

Almanca'da Sarnıç : n. Zisterne

Rusça'da Sarnıç : n. водоем (M), цистерна (F)