Fasl nedir, Fasl ne demek

Fasl; Edebiyat alanında kullanılan bir terimdir.

Edebi anlamı:

(Divan edebiyatı terimi) Sebki mefsul yapma usulü.

Fasl ile ilgili Atasözü veya Deyim

aslı faslı olmamak : gerçekliği, doğruluğu bulunmamak.

aslı faslı yok : yalan, uydurma.

Fasl anlamı, kısaca tanımı

Fasla : Büyük parça. İri iri kesilmiş kabak dilimi. İri iri kesilmiş kabak dilimlerini suda haşlayarak yapılan yemek. Ablak yüzlü kişi. Kabak tatlısı. (Yalvaç Isparta)

Faslak : Kaba, yobaz. Büyük parça. Ablak yüzlü kişi. [Bakınız: fasla]. Çok şişman ve kızıl renkli kişi. Sarnıç. Küçük musluk. Kör olmuş göz. Ceviz, bakla, fasulye gibi şeylerin sıcaktan içlerinin bozulması. Kabuğuyla pişmiş kabak.

Faslam : Kibirli.

Faslamak : Yanık nedeniyle cilt kabarmak.

Aslı faslı : Aslı astarı.

Fasla fasla : Yer yer.

Fasletme : Fasletmek işi.

Fasletmek : Ayırmak, bölmek. Çözmek, sonuçlandırmak.

Faslı : Fas halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

Divan edebiyatı : XIII-XIX. yüzyıllar arasında dil, konu, işleniş bakımından Arap, Fars etkisi altında gelişmiş Türk edebiyatı.

Sebki mefsul : (Divan edebiyatı terimi) (Söz sanatı terimi) Cümlelerin birine bağlı olmıyarak ayrı ayrı ve kısa olması hali.

Edebiyat : Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın, gökçe yazın. Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür. İçten olmayan, gereksiz, yapmacık, boş sözler.

 

Edebi : Edebiyatla ilgili, edebiyata ilişkin, yazınsal.

Yapma : Yapmak işi. Yapay. Yapmacık. Tezek. Bulgurla yapılmış, yuvarlak ve yassı köfte. Sır, gizem. Elle biçim verilen tezek. Tezek, kerme (Çayağzı).

Terim : Bir bilim, sanat, meslek dalıyla ya da bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime, ıstılah. Bir kesrin pay ve paydasından her biri, had. Cebirsel bir anlatımda + veya - işaretleri arasında bulunan parçalardan her biri. Bir denklemde = işaretinin iki yanındaki anlatımlardan her biri. Geleneksel mantıkta özne veya yüklem.

Divan : Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis. Sedir. Meclis. Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini topladıkları eser.

Teri : Karşı, yönünce,- e doğru : Bugün ablam şehere teri gidiyordu. Giysi. Deri. Eğerin arka kısmı. (Senirkent Isparta).

Usul : Kökler, asıllar. Bir kimsenin ana, baba, dede ve nineleri. Yavaş bir biçimde. Bir yasama veya idare işleminin hazırlanması, yapılması veya yürürlüğe konması sırasında uyulması gereken hükümler ve izlenecek yollar. Bilimde belli bir sonuca erişmek için, belli ilke ve kurallara göre izlenen yol, metot. Klasik Türk müziğinde tempo. Alçak sesle. Bir amaca erişmek için izlenen düzenli yol, tutulan yol, yöntem, tarz.

Edeb : Arapça kökenli âdâb/edeb: adab; edeb.

Diğer dillerde Fasiyes anlamı nedir?

İngilizce'de Fasiyes ne demek ? : facies