Fauxpas türkçesi Fauxpas nedir

Fauxpas ingilizcede ne demek, Fauxpas nerede nasıl kullanılır?

Faux meat : Et olmayan fakat çeşitli yemeklerde et yerine ikame olarak kullanılan madde (genellikle gluten veya soyadan yapılan). Yapay et. Sahte et. Et olmamasına karşın gıdaya et kokusu ve tadı veren katkı maddesi.

Faux pas : Uygunsuz hareket. Falso. Pot. Hata. Kabalık. Gaf.

Made a faux pas : Pot kırmak. Gaf yapmak. Çam devirmek.

Make a faux pas : Gaf yapmak. Çam devirmek. Pot kırmak. Baltayı taşa vurmak. Falso yapmak.

Faux : Suni. Yapay. Taklit. (fransızca) sahte.

Faucal : Boğaza ait.

Faubourgs : Bir fransız şehrinin merkezinin dışındaki bölge. Varoş. Banliyö. Kenar mahalle.

Fauces : Boğaz. Favses. Boğaz, dar geçit.

Fauxhawk : Bir saç şeridinin diğerlerinden daha uzun ve kalkık olarak başın üzerinden geçtiği saç modeli (2002 dünya kupası turnuvasında david beckham'ın saç modeli gibi).

Faucets : Musluklar. Bidon musluğu. Fıçı musluğu. Musluk.

İngilizce Fauxpas Türkçe anlamı, Fauxpas eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fauxpas ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cockups : İçine sıçmak. Piç etmek. Ciddi şekilde berbat edilmiş veya eline yüzüne bulaştırılmış şey. (ingiliz argosu) hengame. İçine etmek. Karışık durum. Gaf.

 

Botch : Yamalamak. Bir şeyi kötü yapmak. Baştan savma onarmak. Berbat etmek. Bozmak. Rezil etmek (bir işi). Kötü iş yapmak. Yalapşap yapmak. Becerememek. Baştan savma yapmak.

Demerits : Hata. İhtar (okulda). İhtar. Tembih. Kusur. Suçlanabilir davranış. Uyarı.

Demerit : Kusur. Yanlış. Uyarı. Tembih. Hata. İhtar (okulda). Suçlanabilir davranış. İhtar.

Bevue : Yüz kızartıcı hata. Falso. Gaf.

Crime : Ağır suç. Cürüm. Acımaya yol açacak kötü davranış. Yüz karası. Cinayet. Mantıksızca hareket. Sabıka. Suçlu bulmak. Hukuk, sosyoloji alanlarında kullanılır.

Boners : Aptalca hata. Filmdeki çekim hataları. Filmin sonunda gösterilen çekim hataları bölümü. Ereksiyon. Gaf. Büyük hata. Erekte olmuş penis. Hata.

Atrocities : Canavarlık. Gaddarlık. Gaf. Vahşet. Acımasızlık.

Bungle : Berbat etme. Yüzüne gözüne bulaştırmak. Becerememek. Beceriksizlik. Karışıklık. Bozma. Berbat etmek. Acemice iş. Büyük hata. Aptalca hatalar yaparak bir şeyi becerememek.

Delinquencies : Suç işleme (çocuklarda). İhmal. Suça sürüklenme. Kötüye kullanma. Borçların ödenmemesi. Suçluluk. Suç işleme. Görevi ihmal etme. Hata.

Fauxpas synonyms : gaffe, gaucherie, bloomer, clangers, slip, criminalities, crease, boner, solecism, criminalness, delinquency, culpability, cockup, blooper, clanger, foul up, faults, boo boo, guilt, demeriting, blundered, blame, pratfall, contretemps, fuckup, criminality, faux pas, fault, atrocity, flub, blunder.