Ferace nedir, Ferace ne demek

Ferace; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Kadınların sokakta giydikleri, mantoya benzer, arkası bol, yakasız, çoğu kez eteklere kadar uzayan üst giysisi
  • Dervişlerin giydiği bol bir tür hırka.

"Ferace" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Ferace ile böcü gibi çıkacak değilim ya." - H. R. Gürpınar

Tarih'teki anlamı:

1848 den sonra ilmiye sınıfının giydiği bol yenli uzun giysi.

Osmanlı ülkelerinde, kadınların çarşaftan önce sokakta giydikleri üstlük.

Ferace hakkında bilgiler

Ferace, Osmanlı imparatorluğunda anadoluda yaşayan türklerin, kadınların çarşaftan önce sokakta giydikleri üstlüktür. Bu elbise, uzun kollu, yakasız, bol ve siyah renkte pardesüyü hatırlatan yere kadar uzanır. Günümüzde, Türkiye'nin batı kesiminde köy kadınları tarafından günlük elbise olarak tercih edilir. Bazı yörelerde ferece diye de söylenir.

Feracemin (aman aman) ucu sırma Bıyıkları burma burma
Git güzel karşımda durma

Al hançeri vur boynuma
Saat de beşte gel yanıma

Feracemin (aman aman) al yakası
Terziler vurur makası
Kolu dibinden kopası

Al hançeri vur ben ölem
Kapınızda kölen olam

Ferace tanımı, anlamı:

Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Bayan. Hizmetçi bayan. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan.

 

Sokak : İl, ilçe vb. yerleşim bölgelerinde, iki yanında evler olan, caddeye oranla daha dar veya kısa olabilen yol.

Yakasız : Yakası olmayan.

Feraceli : Ferace giymiş olan.

Feracelik : Ferace yapmaya elverişli (kumaş).

Manto : Kadın paltosu.

Benzer : Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör. Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim.

Etek : Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi, eteklik. Giysinin belden aşağıda kalan bölümü. Çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan olan şeylerin yere sarkan bölümü. Yağmur sularının, çatının bazı yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılmış olan saç örtü. Dağ, tepe, yığın vb. yamaçlı şeylerin alt bölümü. Edep yeri. Giysinin alt kenarı.

Uzay : Bütün gök cisimlerinin içinde bulunduğu sınırsız boşluk. Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk, feza, mekân.

Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.

Derviş : Yoksulluğu, çilekeşliği benimsemiş kimse. Alçak gönüllü ve her şeyi hoş gören kimse. Bir tarikata girmiş, onun kurallarına ve törelerine bağlı kimse, alperen. Kırlangıç balığının küçüğü.

Hırka : Dervişlerin giydikleri üst giysisi. Genellikle soğuktan korunmak için giyilen, kumaştan, bazen içi pamukla beslenmiş, ceket biçiminde giysi. Genellikle soğuktan korunmak için giyilen, kumaştan, bazen içi pamukla beslenmiş, ceket biçiminde, önden açık, kollu üst giysisi.

 

Osmanlı : Düşündüğünü çekinmeden, açıkça söyleyen, bulunduğu toplulukta yetki sahibi olan. XIII. yüzyılda Osman Gazi tarafından Anadolu'da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılan büyük Türk imparatorluğunun uyrukları.

Feracesiz : Ferace giymemiş olan.

Diğer dillerde Ferace anlamı nedir?

İngilizce'de Ferace ne demek? : formerly a long, full coat worn by Turkish women.