Fibrinojen nedir, Fibrinojen ne demek

Fibrinojen; bir biyoloji terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Pıhtılaşma sırasında fibrine dönüşen bir kan proteini

Biyoloji'deki anlamı:

Kan pıhtısının oluşumu sırasında trombinin etkisiyle pıhtıyı oluşturacak olan fibrin ve fibrinopeptitleri meydana getiren kan serumunda bulunan bir protein. Faktör I.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Kan pıhtısının oluşumu sırasında trombinin etkisiyle pıhtıyı oluşturacak olan fibrin ve fibrinopeptitleri meydana getiren kan serumunda bulunan bir protein, faktör I.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Faktör I.

İngilizce'de Fibrinojen ne demek? Fibrinojen ingilizcesi nedir?:

fibrinogen

Osmanlıca Fibrinojen ne demek? Fibrinojen Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

müvellid-i lîfin

Fibrinojen hakkında bilgiler

Fibrinojen suda erir, kanın pıhtılaşmasında görev alır. Kan plazmasının yaklaşık %5'i fibrinojendir. Isıtıldığında pıhtılaşır. Karaciğerde sentez edilen, kan plazmasında bulunan ve pıhtılaşma olayında önemli rol oynayan kan proteinidir. Fibrinojen, kan pıhtılaşmasında meydana gelen “fibrin” in öncü maddesidir. Pıhtılaşma gerçekleşirken, fibrinojen trombin maddesi etkisiyle ve iyonize kalsiyumla fibrine dönüşerek pıhtıyı oluşturur.

Fibrinojen sadece kan plazmasında değil, aynı zamanda çeşitli vücut sıvılarında (lenf sıvısı, iltihabi sıvı birikintileri vb.) da bulunur. Plazmadaki fibrinojen miktarı yaklaşık olarak 5 g/litre’dir. Çeşitli karaciğer rahatsızlıklarında sentezlenme olaylarının bozulmasıyla kandaki fibrinojen miktarı azalır. Gebelik, eklem romatizması ve iltihabi durumlarında da kanda fibrinojen miktarı artar. Doğumdan veya sonradan olan bazı rahatsızlıklarda fibrinojenin görev yapamaması söz konusu olabilir.

 

Böyle durumlarda insan plazmasında yoğunlaştırılmış fibronojenin hasta şahsa verilmesiyle eksiklik belirtileri ortadan kaldırılır.

Fibrinojen tanımı, anlamı:

Pıhtılaşma : Sıvı durumdan pıhtı durumuna geçme, pıhtılaşmak işi.

Dönüş : Dönme işi. Oyuncunun bir ayağını yerden kesmeden yaptığı dönme hareketi.

Protein : Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan, genellikle sülfür, oksijen ve karbon ögeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş, yumurta akı, et, süt vb. yiyeceklerde bulunan, karmaşık yapılı doğal madde.

Görev : Resmî iş, vazife. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. İşlev. Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi.

Yaklaşık : Gerçek değeri ve miktarı değil, ondan az fazla veya eksik bir niceliği gösteren, aşağı yukarı bir değerlendirme yapılarak bulunan, takribî.

Pıhtı : Koyulaşarak yarı katı duruma gelmiş sıvı.

Karaciğer : Karın boşluğunun sağ üst bölgesinde bulunan, öd salgılayan, şeker depolayan, iri, açık kahverengi organ.

 

Sentez : Element veya başka maddeleri bir araya getirerek yapay olarak bileşik cisimler oluşturma, bireşim. Yalından karmaşık olana, külliden cüziye, zorunludan olasıya, ilkeden onun uygulanmasına, genel yasadan bireysel duruma, nedenden etkiye, öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi, bireşim.

Olay : Önemli tarihsel olgu, fenomen. Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka.

Önemli : Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan, stratejik. Önemi olan, mühim, ehemmiyetli.

Fibrinojenaz : Fibrinojenin hidrolizini sağlayan enzim.

Fibrinojenemi : Hiperfibrinojenemi.

Fibrinojenez : Fibrin oluşumu.