Fiktif mevduat nedir, Fiktif mevduat ne demek

Fiktif mevduat; İktisat alanında kullanılan bir kelimedir.

İktisat terim anlamı:

Bankanın bilançosunu makyajlayarak, örneğin yılın son günü açılan yüksek meblağlı krediyi mevduat hesabına aktararak, olduğundan daha yüksek gösterdiği mevduat. karşılığı bilançonun makyajlanması.

Fiktif mevduat anlamı, tanımı

Fiktif : İtibari

Mevdu : Emanet edilmiş, verilmiş, bırakılmış.

Mevduat : Belli bir süre sonunda veya istenildiğinde çekilmek üzere bankalara faizle yatırılan para, tevdiat. Yatırım.

Bilançonun makyajlanması : Bilançoların finansal ayarlamalarla yapay bir biçimde iyileştirilmesi ya da şişirilmesi durumu.

Örneğin : Söz gelişi.

Bilanço : Bir kuruluşun, bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taşınır ve taşınmaz varlıkları ile bunları sağlamak için kullanılan öz ve yabancı kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge, dengelem. Girişilen herhangi bir işte, belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçların karşılıklı durumu.

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

Makyaj : Yüzü güzelleştirmek için boyama, yüz boyama, yüz bakımı. İyi görüntü sağlamak, belli bir tipi yaratmak veya yalnızca bazı düzeltmeler yapmak için oyuncunun yüzünde ve başka organlarında yapılmış olan boyama ve değişimler.

 

Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Normal değerlerin üstünde olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Güçlü, şiddetli. Derece ya da makamı bakımından üstün. Erdemli, faziletli. Etkili.

Meblağ : Para miktarı, tutar.

Bilan : Dağ üzerindeki yüksek geçit, yol, dönemeçli, dik dağ yolu. [Bakınız: belen, belen]. Cadde. Meyan kökü. Çoğu süslü ve işlemeli olan kılıç kemeri. Süslü ve işlemeli kılıç kemeri.

Aktar : Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.

Kredi : Borç ödemede güvenilir olma durumu. Güven, saygınlık, itibar. Ödünç alınan veya verilen mal, para. Belli bir öğrenimin tamamlanması için öğrencilerden istenen her türlü kuramsal ve uygulamalı çalışmalar göz önünde tutularak bir yarıyıl veya bir öğretim yılı okutulan herhangi bir dersin, okul programı bütünlüğü içindeki değerini nicelik olarak gösteren birim.

Banka : Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve ticaret, sanayi, ekonomi alanlarında çeşitli etkinliklerde bulunan kuruluş. Bankacılık işleminin yapıldığı yapı.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

 

Yılı : Yılkı, davar.

Daha : Henüz. Bunun dışında. Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz. Var olana, elde bulunana ek olarak.

Bank : Çoğunlukla parklarda ve bahçelerde oturulacak sıra.

Diğer dillerde Fiktif mevduat anlamı nedir?

İngilizce'de Fiktif mevduat ne demek ? : fictitious deposit