Bank nedir, Bank ne demek

Bank; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Çoğunlukla parklarda ve bahçelerde oturulacak sıra

Yerel Türkçe anlamı:

Çingenelerin oynadığı açko ve rasto adlı kumarlarda konulan para: İsteyen bankma vurabilir.

Sersem, budala, şaşkın, hissiz.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

[Bakınız: som katman]

Bank hakkında bilgiler

Bank, sabit ya da dayalı olarak bir duvar dibine yerleştirilebildiği gibi, bağımsız olarak da durabilen, arkalıklı ya da arkalıksız uzun oturma mobilyası.

Romalılar aynalık tahtalarıyla bezenmiş banklar kullanırlardı. İskemlenin zor bulunur lüks bir eşya olduğu ortaçağ salonlarında en yaygın oturma mobilyası banktı. Banklar oturmanın dışında, genellikle yatma ya da yemek yeme işlevlerini de karşılayacak boyutlarda olurdu. Örneğin Frank din adamı ve tarihçi Tours'lu Aziz Grégoire, Kral I. Chilpéric'le Piskopos Bertrand'ın, üstünde yemekler bulunan bir bankın önünde oturduklarını yazmıştır.

Pencere nişlerinin içinde oturmak için kullanılan banklar, 16. yüzyılda iskemlenin yaygınlaşmasıyla, bağımsız mobilya türü olarak işlevlerini yitirdi. Bankların kumaş kaplı olanları da vardı. En ilginç banklar 17. yüzyılda Güney Amerika'daki İspanyol kolonilerinde rastlananlardı. Peru'daki Cuzco'da çok iri oymalı tepelikleri ya da parmaklıklı sırt bölümleri boya ve yaladızla süslenmiş banklar yapılmıştır.

 

Genellikle ahşap malzemeden yapılmış olan banklar için metal, taş ve sentetik malzemeler de kullanılır.

Bank ile ilgili Cümleler

  • Bu banka çalışanları son zamanlarda çok kibarca küstah görünüyor. Ben bunun arkasında ne olduğunu merak ediyorum.
  • Onun bir İsviçre banka hesabında gizlenmiş çok fazla parası olduğu söyleniyor.
  • Benim banka ekstresi artık posta ile gelmiyor, ona ancak çevrim içi ulaşılabilir.
  • Romandaki karakterlerden biri bir bankayı soymak için acemice bir plan düşünüyor.
  • Ali Mary'ye bankada otururken paraya sahip olmanın iyi bir fikir olmadığını söyledi.
  • Bankalar güneşli bir günde sana bir şemsiye vermeye çalışırlar ama yağmurlu bir günde sırtlarını dönerler.
  • O, sayısız makbuz ve banka kayıtlarıyla ilgili yaptığı hesaplamalara dayandırarak, bilgisayarında tam bir mali kayıt yaptı.
  • 5 Mart Cuma günü kararlaştırılan 10 Milyar Avroluk kurtarma planı uyarınca Güney Kıbrıs bankalarında 100,000 avronun üzerinde parası bulunan mudilerin artık tasarrufları üzerinden yüzde 9.9 vergi ödemesi gerekecek.
  • Bir filmde bir dolarlık banknotların farklı dilleri konuşan iki kişi arasında değiştiğini görmüştüm.
  • Ben insanım kızabilirim acele edebilirim banka sırasında beklemekten sıkılabilirim güzel bayanlarla arkadaş olmaktan hoşlanabilirim sizce burada yanlış olan nedir?
 

Bank kısaca anlamı, tanımı:

Banka : Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve ticaret, sanayi, ekonomi alanlarında çeşitli etkinliklerde bulunan kuruluş. Bankacılık işleminin yapıldığı yapı.

Banka cüzdanı : Bankada hesabı olanın yatırdığı ve çektiği paraların kaydedildiği defter, banka defteri, mevduat defteri.

Banka defteri : Banka cüzdanı.

Banka gibi : Çok zengin (kimse).

Banka kartı : Banka işlemleri için otomatik makinede kullanılan özel şifreli kart, ödeme kartı, telekart.

Bankacı : Bankacılık işlemleri ile uğraşan veya bankada görevli kimse.

Bankacılık : Bankada yapılmış olan işlemlerin tümü. Bankacının yaptığı iş.

Bankadan çekmek : Bankadaki hesabından para almak.

Bankamatik : Bankaların para işlemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine.

Bankaya yatırmak : Bankadaki hesabına para koymak, biriktirmek.

Banker : Para, altın vb. taşınır değerlerin ticaretiyle uğraşan kimse. Çok zengin kimse. Banka sahibi.

Bankerlik : Bankerin yaptığı iş. Banker olma durumu.

Bankerzede : Banker ile olan iş ilişkilerinde zarara uğrayan kimse.

Bankerzedelik : Bankerzede olma durumu.

Banket : Yamaçtan kayan toprağı yerinde tutmak ve böylece ekilmeye elverişli yer kazanmak için türlü yollarla yapılmış olan dar basamak. Şehirler arası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol.

Bankiz : Buzla.

Banknot : Kâğıt para.

Banko : Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para. Kesinlikle. İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse. Su altı tepeliği.

Banko at : Yarışlarda dereceye gireceği kesin olarak tahmin edilen at.

Banko geçmek : Yarışlarda, toto, loto vb. oyunlarda, bir atın veya sayının kesin olarak tutturulacağını tahmin edip işaretlemek.

Banko sayı : Şans oyunlarında kazanacağı tahmin edilen sayı.

Aracı banka : Kredi kullanma işlemlerinde bir başka banka adına işlemleri yapan banka.

Devlet bankası : Bazı ülkelerde devletten aldığı sermaye ile kurulan, yönetimde devletin atadığı kişiler bulunan, devletin izniyle para bastırıp piyasaya sürme hakkı bulunan banka.

Göz bankası : Gerektikçe başkalarına aktarılmak için ölümlerinden hemen sonra gönüllülerin gözündeki saydam tabakanın alınıp saklandığı göz kliniği.

Kan bankası : Gerektiğinde hastalara aktarmak için sağlıklı kimselerden alınan kanların saklandığı yer.

Kıyı bankacılığı : Bir ülkede vergi mevzuatı, kambiyo sınırlamaları dışında faaliyetini sürdüren bankacılık.

Veri bankası : Belli bir konudaki verilerin derlenip biriktirilmesini ve ilgililer tarafından kolay bir biçimde erişilmesini sağlayan bilgi ortamı.

Yatırım bankası : Yatırım finansmanı ve harcamalarını karşılamak üzere kurulan banka.

Çoğunluk : Sayı üstünlüğü, ekseriyet, azınlık karşıtı.

Park : Bir yerleşme merkezinde halkın gezip hava alması için düzenlenmiş ağaçlı ve çiçekli büyük bahçe. Trafik zorunlulukları dışında durma biçimi. Otopark. Cephane, makine veya otomobillerin bulunduğu yer.

Bahçe : Sebze, meyve, çiçek veya ağaç yetiştirilen yer. Osmaniye iline bağlı ilçelerden biri.

Sabit : Gerçekliği tespit edilmiş, kanıtlanmış olan. Yerinden oynamayan, yerini değiştirmeyen, durağan. Değişmeyen, hep aynı kalan, önceden ayarlanmış.

Dayalı : Dayanmış olan. Dayanarak, dayanmış bir biçimde. İlgili, dair, müstenit, mebni.

Duvar : Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Engel. Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılmış olan veya örülen dikey düzlem. Sonuç alınamayan yer. Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılmış olan engel.

Bağımsız : Müstakil. Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, özgür, hür. Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse. Bağımsız milletvekili.

Bank ezgicileri : Ortaçağ'da orta Avrupa'da ve özellikle konuşulan ülkelerde, bir bankın üzerine çıkıp resimlerle öykü anlatıp türkü söyleyenlere verilen ad.

Bank olmak : Sersem olmak: Kafam bank oldu.

Banka bonosu : Kalkınma ve yatırım bankalarının borçlu sıfatıyla çıkardığı emre veya hamiline yazılı bir sermaye piyasası aracı.

Banka borçlanımı : Bir bankanın kişi yararına diğer bir gerçek ya da tüzel kişiye borçlanımda bulunması.

Banka çeki : Bir bankadan başka bir bankaya ya da bildirimcisi eliyle gönderdiği çek (Bu çekler bir kişi üzerine düzenleneceği gibi, herhangi bir borcu karşılamak amacıyla bir banka üzerine de düzenlenebilir).

Banka çekleri : Bankada vadesiz hesabı olan bir kişinin bu hesaptan ödeme yapmak amacıyla verdiği değerli kâğıt.

Banka denetçisi : Bankalarda yapılan işlemleri inceleyen ve denetleyen kişi.

Banka dışı belgit : Üzerlerinde indirim yeterliği olmayan, ancak bankalar dışında bir değişim ve ödeme işlemi gören belgit.

Banka dışı finansal aracılar : Taşınır değer borsaları, bankerler, kalkınma ve yatırım bankaları, kredi kooperatifleri, sigorta şirketleri, taşınır değer yatırım ortaklığı ve sosyal güvenlik kuruluşları gibi kurumlardan oluşan, saymaca para yaratmayan finansal kurumlar.

Banka dışı indirim : Belgitlerin bankalar dışında ve kişiler arasıda yazılı değerleri üzerinden alım ve satımda yapılan indirim.

Diğer dillerde Bank anlamı nedir?

İngilizce'de Bank ne demek? : n. money, cash (Slang)

n. institution for saving and borrowing money; riverbank; cashier; slope; mound, heap (of snow); row of keys (such as on a piano); memory slot, socket for connecting a memory chip (Computers)

v. deposit money in a bank; work as banker; count on, depend upon; go ashore

Fransızca'da Bank : banquette [la]

Almanca'da Bank : n. Bank

Rusça'da Bank : n. скамья (F)