Find a way türkçesi Find a way nedir

  • Yolunu bulmak.
  • Yol bulmak.
  • Çaresine bakmak.
  • Çare bulmak.
  • Bir yolunu bulun.
  • Formül bulmak.

Find a way ile ilgili cümleler

English: I must find a way to help them.
Turkish: Onlara yardım etmenin bir yolunu bulmalıyım.

English: I need to find a way out of this problem.
Turkish: Bu sorundan bir çıkış yolu bulmak zorundayım.

English: I need to find a way out.
Turkish: Bir çıkar yol bulmam lâzım.

English: I must find a way to help Tom.
Turkish: Tom'a yardım etmek için bir yol bulmalıyım.

English: I must find a way to earn a lot of money.
Turkish: Çok para kazanmanın bir yolunu bulmalıyım.

Find a way ingilizcede ne demek, Find a way nerede nasıl kullanılır?

Find : Anlamak. Eline geçmek. Bulgu. Tapmak. Erişmek. Ulaşmak. Bakmak. Sezmek. Keşif. Bulma.

A : Atom ağırlığı. Amperin simgesi. En yüksek not. Bir. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. (herhangi) bir. Miktar belirtir. Herhangi bir. La (müzik terimi). Argonun simgesi.

Way : Mesafe. Davranış tarzı. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Tarz. Durum. Taraf. Yapılış şekli. Yol. Civar. Bakım.

Find a way out : Bir yolunu bulmak. Çözüm bulmak. Yolunu bulmak.

Find a job : İşe girmek. İş bulmak.

Find a niche for oneself : Kendine bir oyuk bulmak. Kendin için uygun bir iş bul. Kendine uygun bir yer bulmak.

 

Find a true bill : İddiayı haklı bulmak.

Find a vent for : Bir açıklık bırakmak. - için bir delik bulmak. Serbest kalmak için bir yol bulmak.

Find a pretext : Bahane bulmak. Bahane uydurmak.

Find a solution : Çaresine bakmak. Çözüme kavuşturmak. Çözüme ulaşmak. Çözüm üretmek. Çözüme ulaştırmak.

İngilizce Find a way Türkçe anlamı, Find a way eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Find a way ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Found a way out : Bir çıkış bulmuş. Bir çözüm bulmuş. Bir yolunu bulmak. Bir çıkış yolu bulmuş. Çözüm bulmak.

Find a solution : Çözüme ulaşmak. Çözüme kavuşturmak. Çözüme ulaştırmak. Çözüm üretmek.

Remedy : Düzeltmek. İlaç. Onarmak. Gereğine bakmak. Çare. Önlemek. İyi etmek. Derman. Sağaltmak.

Obviated : Gidermek. Önüne geçmek. Yetmemek. Önlemek. Bertaraf etmek. Gereksiz kılmak. Karşılamamak. Üstesinden gelmek. Halletmek. Çözmek.

Figure out : Düşünerek bulmak. Çözmek. -i çözmek. Sökmek veya anlamak. Hal çaresine bakmak. Anlamak. Birşeyin nedenini kestirmek. Hesaplamak. Halletmek.

Copes : Örtmek. Üstünü kapamak. Uğraşmak. Başarmak. Cüppe. Üstesinden gelmek. Kaplamak. Başa çıkmak. Papaz cüppesi.

Contriving : Bulmak. Ev idare etmek. Başarmak. Uydurmak. Tasarlamak. Yapmak. Planlamak. Akıl etmek. Becermek.

Coped : Üstünü kapamak. Üstesinden gelmek. Papaz cüppesi. Uğraşmak. Kaplamak. Başa çıkmak. Örtmek. Başarmak. Cüppe.

Obviating : Çözmek. Gidermek. Karşılamamak. Üstesinden gelmek. Bertaraf etmek. Yetmemek. İzale etmek. Halletmek. Gereksiz kılmak.

Remedied : Düzeltmek. Tedavi etmek. Onarmak. Deva. İyileştirmek. Çare. Çözüm getirmek. Gereğine bakmak. Sağaltmak.

Find a way synonyms : conjure, obviates, managed, find the means, cures, relieve, contrives, find a way out, find a remedy, unthread, conjures, contrive, shovel in, relieves, manage, see to, relieved, conjured, rake in, manages, get around, cope, tackle, obviate.