Finds türkçesi Finds nedir

Finds ile ilgili cümleler

English: "Your girlfriend is going to be so mad at you when she finds out." "She'll never find out."
Turkish: "Kız arkadaşın onu öğrendiğinde sana çok kızacak." "O asla öğrenmeyecek."

English: A fool always finds a greater fool to admire him.
Turkish: Bir aptal her zaman kendisine hayran olacak daha büyük bir aptal bulur.

English: Ai finds it difficult to make friends with Ken.
Turkish: Ai, Ken ile arkadaş olmayı zor buluyor.

English: Ali always finds fault in everything.
Turkish: Ali her zaman her şeyde hata bulur.

English: Ali always finds fault with her.
Turkish: Ali her zaman hatayı onda bulur.

Finds ingilizcede ne demek, Finds nerede nasıl kullanılır?

Archeological finds : Arkeolojik bulgu. Arkeolojik kazı sırasında bulunan ilk insanların yaptıkları sanat eserleri.

Find a job : İş bulmak. İşe girmek.

Find a niche for oneself : Kendin için uygun bir iş bul. Kendine bir oyuk bulmak. Kendine uygun bir yer bulmak.

Find a pretext : Bahane bulmak. Bahane uydurmak.

Find a ready market : Pazar bulmak.

Find a solution : Çözüme ulaştırmak. Çaresine bakmak. Çözüm üretmek. Çözüme kavuşturmak. Çözüme ulaşmak.

Find a way : Çaresine bakmak. Formül bulmak. Bir yolunu bulun. Yol bulmak. Yolunu bulmak. Çare bulmak.

 

Find a way out : Çözüm bulmak. Bir yolunu bulmak. Yolunu bulmak.

Find a remedy : Derman bulmak. Çare bulmak.

Find a true bill : İddiayı haklı bulmak.

İngilizce Finds Türkçe anlamı, Finds eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Finds ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Indications : Çıtlatma. Belirtme. Ölçüm. Belirti. Gösterme. İşaret. Belirtiler. Endikasyonlar.

Detection : Bulunuş. Ortaya çıkarına. Tespit. Ortaya çıkarma. Bir telsiz alıcısında, gelen bir elektriksel imlemin kiplendiği taşıyıcı dalgadan ayrılması. yüklü parçacıkların sayaçlarla yüze çıkarılması. Demodülasyon (radyo terimi). Algılama. Sezim.

Number : Sayısını sınırlandırmak. Adet. Saymak. Bir küme oluşturan nesnelerin ya da birimlerin niceliğini gösteren değer. Tip. Numara. Rakam. Sayı. Miktar.

Evidence : Tanık. Delil. Belirginlik. İspat. Tanıklık. Açıklık. Tanıt. Açıklamak. İspatlamak. Belirmek.

Enumerate : Saymak. Numaralamak. Belirtmek. Sayım yapmak. Birer birer saymak. Sayıp dökmek. Birer birer söylemek. Tek tek saymak. Numaralandırmak. Sıralamak.

Gauge : Ayar. Ölçmek. Tartmak. Ölçme aleti. Ayarlık. Mikyas. Ölçü. Ölçüp biçmek. Hacim.

Locate : Oturmak. Tespit etmek. İskan etmek (bir yerde). Yerini tespit etmek. Yerini belirlemek. Yerleştirmek. Yerini saptamak. Yerini bulmak. Kurmak.

Espial : Birşeyi keşfetme eylemi. Tecessüs. Merak. Bir şeyin ihtimalini yakalama eylemi. Keşfetme. Casusluk faaliyeti. Görme.

Determine : Kesmek. Azmetmek. Karara bağlanmak. Sabitleştirmek. Karar verdirtmek. Neden olmak. Kararlaştırmak. Karara bağlamak. Belirlemek. Saptamak.

 

Symptom : Alamet. Sadece hasta tarafından hissedilen herhangi bir hastalık belirtisi veya göstergesi. kullanımı her ne kadar alışılagelmiş olmakla birlikte, veteriner hekimlik için uygun bir terim değildir, bk. klinik belirti. İşaret. Emare. Beldek. Arızanın belirlenmesi yardımcı olan belirti. Gösterge. Araz.

Finds synonyms : creation, divination, divinations, happen, check, refract, verity, exploring, discover, locating, invention, explorement, watch, discoveries, chance, inventions, estimation, ascertain, brainchildren, apocalypse, numerate, estimations, brainchild, procurement, procurements, rectify, apocalypses, exploration, sign, evidences, translate, indication, brain child.

Finds zıt anlamlı kelimeler, Finds kelime anlamı

Lose : Mahrum etmek. Şaşırmak. Kazanamamak. Kaçırmak. Heba etmek. Yitirmek. Geri kalmak (saat). Kaybetmek. Kaybolmak. Mağlup olmak.