Fixator türkçesi Fixator nedir

  • Tespit eden, bağlayan.
  • Fiksator.
  • Fiksatör.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.

Fixator ingilizcede ne demek, Fixator nerede nasıl kullanılır?

Ilizarov external ring fixator : Rus ortopedist ilizarov’un eksternal fiksasyon çalışmaları sonrasında geliştirilen ve bacağı sirküler olarak saran eksternal fiksatör. İlizarovun eksternal sirküler fiksatörü.

External fixatory : Dış sabitleyici. Eksternal fikzatör.

Fixate : Tesbit etmek. Bağlamak. Gözlerini dikmek. Katılaştırmak. Yapıştırmak. Sabitleştirmek. Takmak.

Fixated : Stabilize olan. Dengelenen. Düşünceyle hakim olunan. Sabitlenmiş. Düzgünce yerine yerleştirilen.

Fixates : Yapıştırmak. Gözlerini dikmek. Tesbit etmek. Sabitleştirmek. Katılaştırmak. Bağlamak. Takmak.

Fixations : Tesbit. Tespit etme. Fiksaj. Tespit. Bağlama. Düşkünlük. Bağımlılık. Saplanma. Katılaşma. Katılaştırma.

Fixation machine : Fıksaj makinesi. Tespit makinesi. Fiksaj makinesi.

Fixation of folklore : Uzun ya da kısa bir süre için iç ve dış etkilere direnerek yapısında değişim, kültürleşme, başkalaşım gibi halkbilimsel olayların hiçbiri görülmeyen halk kültürünün durumu, bk. halkbilim, halk kültürü, halkbilimsel güç, kültürel güç, kültürel süreç. Halkbilimsel durağanlık.

Fixative fluid : Doku veya hücre örneklerinin bozulmadan muhafazasını sağlayan, genellikle birden fazla reaktif kimyasal maddenin sıvı içerisinde çözdürülmesiyle elde edilen karışım, fiksatif çözelti. rutin çalışmalarda, nötral formalin çözeltisi, standart tespit çözeltisi olarak kullanılırken, elektron mikroskobik incelemelerin için ozmiyum tetroksit ve gluteraldehit en sık kullanılan çözeltilerdir. Tespit çözeltisi. Fiksatif çözelti.

 

Fixation abcess : Tespit çıbanı. Belirli bir amaç için derivasyon oluşturarak lökositlerin deri altında toplanmasını sağlamak üzere essance de terebenthine’nin deri altına enjeksiyonuyla, o bölgede aseptik bir apse oluşturma işlemi.

İngilizce Fixator Türkçe anlamı, Fixator eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fixator ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A c deformity : Arnold-chiari yapılış bozukluğu. A-c kusuru.

Settle on : Uzlaşmaya varmak. Uzlaşmak. Karar vermek. Azmetmek.

A amplitude mod : Ultrasonografide gönderilen ses dalgasının yayılımı doğrultusunda, farklı yüzeylerden yansıyan ses dalgalarının, yansımanın şiddetine göre çizgisel bir grafik olarak gösterilmesi. özellikle gözde biyometrik ölçümlerde kullanılır. A-mod görüntü.

Fixers : İş bitirici. Sonucu hile ile ayarlayan kimse. Sabitleştirici. Saptayıcı. Sabitleştirici ilaç (fotoğrafçılık terim). Tamirci. Bağlayıcı. Torpil. Saptayan.

Abdominal ovariectomy : Abdominal ovaryektomi. Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma.

Abdominal fat necrosis : Karın yağı nekrozu. Karın içi yağ nekrozu.

Attachment : Alıkoyma. Bağlanma. İliştirme. Merbutiyet. Ek. Düşkünlük. İlgi. Aksesuar. Muhabbet. Bağlılık.

 

A band : A bandı. Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant.

Abaxial : Aks kemiği dışında. Abaksiyal. Eksen dışı. Eksenden uzakta bulunan (biyoloji terimi). Eksenden uzak, eksen dışı. Eksenden uzak. Eksendışı.

Stop dead : Aniden bırakmak. Aniden durmak. Birdenbire durmak. Birden durmak.

Fixator synonyms : a dna, fixer, abdomen, abdominal palpation, a clay, freeze, a crochordon, fastening, abamectin, a c syndrom, abdominal distention, abdominal pain, abattoir.

Fixator zıt anlamlı kelimeler, Fixator kelime anlamı

Normality : Düzgünlük. Bir toplumsal olgunun, içinde yer alıp bütünleştiği genel yapı ile uyumlu olması, bu yapının akıcı biçimde işleyişini sağlaması durumu. Dikeylik. Normalite. Düzgünlül. Bir litre çözeltideki çözünen maddenin eşdeğer gram sayısı, normal çözelti, normal konsantrasyon, n. 1 litre çözeltide çözünen özdeğin eşdeğer - gram sayısı. Düzgülülük. Biyoloji, kimya, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Düzgülere uygunluk ya da düzgülü olma durumu.