Flash on türkçesi Flash on nedir

Flash on ingilizcede ne demek, Flash on nerede nasıl kullanılır?

Flash : Çakar (ışıtaç). Işık tutmak. Çarpıcı çekim. Parlama. Magnezyumla ya da elektronik düzenle çalışan, son derece kısa sürede çok güçlü ışık verip sönen ışıtaç. (fotoğrafçılıkta çok sık kullanılan bu ışıtaç, aşırı hız sinemasında konuyu düzenli aralıklarla aydınlatmada kullanılır). Akla gelmek. Görünüp hızla kaybolmak. Çok hızlı hareket etmek. Parlamak. Aydınlatmak.

On : Yanmak. De. E doğru. Yönünde. Giyilmiş. Üstünde. Üzerinde. Açık. Civarında. Çakırkeyif.

Flash a glance : Bakış atmak. Göz atmak.

Flash active caption bar : Etkin yazı çubuğunu yanıp söndür.

Flash active window : Etkin pencere yanıp sönsün.

Flash back : Oyunda, önemli bir serimi yapabilmek için olay dizisinin ilerleyişi içine geçmişteki bir sahneyi katarak, eylemin gelişimini çeşitli biçimlerde etkilemeye yarayan bir önceye dönüş. Canlı bir anı oluşumu. Canlandırmak. Geriye dönüş. Bir an geçmişe dönmek. Bir roman veya filmde daha önceden olmuş bir olayın anlatılması.

İngilizce Flash on Türkçe anlamı, Flash on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flash on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Enlightens : Bilgilendirmek. Aydınlığa kavuşturmak. Açıklamak. Bilgi vermek. Öğretmek. Açıklığa kavuşturmak. Tenvir etmek.

Crystallizes : Kristalleştirmek. Billurlaştırmak. Tebellür etmek. Aydınlığa kavuşturmak. Belirginleşmek. Kristalleşmek. Billurlaşmak. Açıklığa kavuşturmak. Belirginleştirmek.

Civilizing : Kibarlaştırmak. Uygarlaştırmak. Medenileşme. Uygarlaştırma. Medenileştirmek. Medenileştirme. Adam etmek.

Charge : Besleme. Suçlama. Reaktör kalbine konulan yeni yakıt unsurlarının tamamı. Yüklemek. Vazifelendirmek. Bir sürece gönderilen ham özdek. Uyarmak. Şarj etmek. Bir özdeğin ya da bir ortamın eksicik önelcik dengesinin bozulması ile oluşan elektriklik hali. 2— bir elektrik çevriminin ya da bir işlergenin güç çıktısı. Yük.

Flashed : Görünüp hızla kaybolmak. Böbürlenmek. Yakmak. Çakmak. Atmak (bakış). Akla gelmek. Yıldızı parlamak. Parlamak.

Enlighten : Aydınlığa kavuşturmak. Bilgilendirmek. Açıklamak. Açıklığa kavuşturmak. Bilgi vermek. Tenvir etmek. Öğretmek.

Elucidate : Aydınlığa kavuşturmak. İzah etmek. İzahat vermek. Açıklamada bulunmak. Açığa kavuşturmak. Açıklamak. Anlatmak. Açıklığa kavuşturmak.

Clarify : Açıklık getirmek. Açıklamak. Arıtmak. Aydınlanmak. Anlaşılır olmak. Açıklanmak.

Crystalize : Kristalleştirmek. Şekil almak veya biçimlenmek. Şekil alma veya biçimlendirilmesine neden olmak. Anlaşılmaz olması nedeniyle açıklığa kavuşturmak (ayrıca crystalise). Kristal hale gelmesine neden olmak. Kristalleşmek. Kristallendirmek. Belirginleştirmek.

Flash on synonyms : clarificate, brighten, civilize, cleared, cast light, cast light upon, brightening, clear up, brightened, clear, crystallises, crystallise, crystallize, civilise, bear a torch, elucidates, flash, civilizes, bring to light, brightens.