Flatline türkçesi Flatline nedir

Flatline ingilizcede ne demek, Flatline nerede nasıl kullanılır?

Flatland : Engebesiz arazi. Yayla. Eşit yer seviyesi. Düz arazi. Ova.

Flatlands : Ova. Eşit yer seviyesi. Engebesiz arazi. Düz arazi. Yayla.

Flatlet : Küçük apartman dairesi. Tek odalı daire. Küçük dire.

Flatly : Düz olarak. Tamamen. Kesinlikle. Düpedüz. Sıkıcı bir şekilde. Açıkça.

Flat angle : Doğru açı. Düz açı.

Flat ball : Topun yere yakın hızlı şekilde pas olarak verilmesi (futbol).

Flat car : Açık yük vagonu.

Flat belt : Yassı kayış. Düz kayış.

Flat bottom : Düz dipli. Dibi düz. Düz dip.

Flat base rim : Ağır taşıtlarda kullanılan ve tabanı yuvgusal olan ayrılabilir çember. Alçak tabanlı jant. Düz tabanlı çember.

İngilizce Flatline Türkçe anlamı, Flatline eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flatline ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Line : İki uzak nokta arasında veri iletişim ortamı sağlayan herhangi bir bağlantı. İçini kaplamak. Hat. Askı halatı. Astarlamak. Tenis, futbol, bilgisayar, bilişim, masa tenisi, sinema, televizyon, voleybol alanlarında kullanılır. Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (genellikle kireçli su ile çizilir.). Sürütme oltaları. Düzdizim çizgisi. Kırıştırmak.

 

Convenience : Uygun koşul. Tuvalet (ingiliz ingilizcesi). Hayatı kolaylaştıran şey. Çıkar. Halk tuvaleti. Kolaylık. Müsait oluş. Yarar. Lavabo. Elverişlilik.

Conking : Bayılmak. Başa vurulan darbe. Burun. Kıvırcık saçı kimyasal işlemlerle düzleştirmek. Dalmak. Çalışmamak. Tahtalıköyü boylamak. Bozulmak. Kafa.

Dead : Cansız. Işığı öldürmek. Işığı hızla söndürme eylemi. Gerilimsiz. Çok. Sönük. Işığı öldürme. Uyuşuk. Çıkmaz.

Croak : Boğuk ses çıkarmak. Tahtalı köyü boylamak. Cavlamak. Fertiği çekmek. Gümlemek. Karga gibi ötmek. Kurbağa sesi çıkartmak. Gaklamak. Vaklamak. Öldürmek.

Comfort station : Umumi tuvalet. Umumi hela. Tuvalet. Wc. Hela. Halka açık tuvalet.

Blasted : Kafası güzel veya iyi. Yıkılmış. Tahrip olmuş. Harap. Allah'ın belası (argo terim). Yıldırım çarpmış. Lanet olası. Kahrolası. Yok olmuş.

As dead as a doornail : Miadını doldurmuş. Miadını dolmuş. Tarihe karışmış. Tam anlamıyla ölü.

Croaking : Fertiği çekmek. Öldürmek. Boğuk ses çıkarmak. Vakvaklama. Gaklamak. Vakvaklayan. Kurbağa gibi ses çıkarmak. Vaklamak. Karga gibi ötmek.

Public lavatory : Umumi tuvalet. Umumi hela. Halka açık tuvalet. Genel tuvalet.

Flatline synonyms : public toilet, toilet facility, beelines, straight, chokes, deceased, conks, defunct, corpses, straights, cadaver, restroom, deader, carcases, bite the dust, drop dead, straightest, brown bread, carcase, mortling, dead and done for, at rest, carcasses, buy it, carcass, solid line, ratlin, dead meat, gone, corpse, burked, wash room, beeline.