Flex türkçesi Flex nedir

Flex ile ilgili cümleler

English: Ali is very flexible.
Turkish: Ali çok değişkendir.

English: Are you flexible?
Turkish: Sen esnek misin?

English: Ali isn't flexible.
Turkish: Ali değişken değildir.

English: Be more flexible.
Turkish: Daha esnek olun.

English: Ali is flexible.
Turkish: Ali esnek.

Flex ingilizcede ne demek, Flex nerede nasıl kullanılır?

Flex time : Esnek çalışma saatleri sistemi. Esnek çalışma saattleri özelliğine sahip iş. İstediği saatlerde çalışma. İhtiyaca göre değiştirilebilen çalışma saatleri.

Extension flex : Uzatma kablosu. Uzatma kordonu.

Flexed : Kıvrık. Eğri. Yatkın. Esnemiş.

Flexes : Kordon. Bükmek (kası). Kablo. Germek. Esnetmek. Tel. Kasmak. Bükmek. (kas) kasmak. Eğmek.

Flexibilities : Bükülebilirlik. Uysallık. Esnerlik. Bükülgenlik. Fleksibilite. Elastiklik. Yumuşaklık. Elastikiyet. Esneklik.

Flexible employment : Çalışma yeri, koşulları, saatleri, çalışan sayısı, sigorta, ücret ve sosyal yarar itibariyle çeşitlilik sağlamaya olanak veren işlendirme. Esnek işlendirme. Esnek istihdam.

Flexible conductor : Bükülgen iletken.

Flexible exchange rate : Dalgalı kur sistemi. Esnek kur sistemi. Esnek döviz kuru. Esnek kur. Değişken kur sistemi. Yüzen kur sistemi. Devlet müdahalesi olmadan tamamen piyasada oluşan döviz sunum ve istemine göre belirlenen kur.

 

Flexible : Sabit olmayan. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Değişken. Eğilebilir. Uysal. Hareket kabiliyeti yüksek. Esner. Bükülme esnekliği gösteren. Esnek. Esneyebilir.

Flexibility : Esnerlik. Uysallık. Elastikiyet. Bükülgenlik. Elastiklik. Kırılmadan esnek olarak bükülebilme özelliği. Fleksibilite. Esneklik. Sınıflamada, bina yapımında ya da benzeri bir çalışmada sonradan duyulacak gereksemeler için önceden göz önünde bulundurulan olanak. Esneklik açıklığı.

İngilizce Flex Türkçe anlamı, Flex eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flex ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Wire rope : Sırma. Işıklama sisteminde, panoların ve ağırlıkların bağlanmasında kullanılan tel halat. Çelik halat. Işıldakların, panoların ve ağırlıkların bağlanmasında kullanılan telden yapılmış kalın ip. Çelik tel halat. Tel halat.

Fibre : Doku. Kişilik. Yapı. Sinir. Fiber. Telcik. Karakter. Lif.

Bevels : Eğik kesmek. Eğim vermek. Eğimli yapmak. Şevlemek. Eğrilik. Açı. Şev vermek. Pah. Eğim.

 

Rotors : Pervane. Rotor. Çark. Döneç.

Dent : Kar aşındırması altındaki genç dağlarda, yandan bakıldığında testere dişi gibi görünen tepe uçlarından her biri. Dişlemek. Göçürtmek. Çökertmek. Yamultmak. Çukur yapmak. Göçürmek. Berelemek. Vuruk. İncinme.

Crooking : Dümenci. Dönemeç. Sapı kıvrık baston. Dirsek. Dolandırıcı. Kıvırmak. Bükülmek. Madrabaz. Sahtekar.

Thread : Pafta çekmek. Filmi projeksiyon makinesine takmak. İplik geçirmek (iğneye). Yiv. İş parçacığı. -e iplik geçirmek. Lif. Film şeridini takmak. İpe dizmek. İnce çizgi.

Bag : Torbalanmak. Çantaya koymak. Aşırmak. Kapmak (sandalye). Poşet. Şişirmek. Çalmak. Sarkmak. Yakalamak. Torbaya koymak.

Distort : Burkmak. Değiştirmek. Çarpmak. Çarpıtmak. Kırmak. Kirlenmek. Elektro gitardan alınan ses sinyalinin yükselteç tarafından aşırı sürülmesi sonucu kırılarak bozulmasıyla kendine has sert sesin oluşması. Eğri büğrü etmek.

Strain : Gerginleştirmek. Zorlama. Gerginlik. Uygulanan, bir gerilim sonucu bozunuma uğramakta olan bir özdekte uzunluk, alan ya da oylumun gerilim uygulamasından önceki değerinin uygulama süresindeki değerine oranı. Gerinim. Gerilme. Filtre etmek. Uygulanan bir kuvvet etkisi ile yamrulmaya uğrayan bir nesnenin boyutsal değişiminin doğal boyutuna oranı. İncitmek.

Flex synonyms : chorda, incurvate, convolve, staple, cord, esplanade, deform, wire, string, aiguillette, funicle, racked, filament, shrink, bend, gnarl, tauten, braid, crook, curl up, curves, twist, stretches, chord, bends, hawser, beveller, drew, strains, change shape, buckle, flexes, canting.

Flex zıt anlamlı kelimeler, Flex kelime anlamı

Stretch : Bir güç altında uzamış örneğin geri çekilen kısmı. Kasmak. Uzama. Germe. Uzamak. Esnemek. Yayılmak. Esneklik. Uzam. Geniş yer.

Expand : Yaymak. Şişirmek. Büyütmek. Dönüşmek. Gelişmek. Genleşmek. Genişletmek. Tevsi etmek. Yayılmak. Açmak.

Unbend : Düzeltmek. Gevşetmek. Dinlenmek. Fora etmek. Yumuşatmak. Rahatlatmak. Yumuşamak. Ciddiyeti bırakmak. Açılmak. Teklifsizleşmek.

Flex ingilizce tanımı, definition of Flex

Flex kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Flax. To bend. As, to flex the arm.