Flight range türkçesi Flight range nedir

  • Uçuş menzili.
  • Uçulabilecek mesafe (bir uçağın, vb.).
  • Menzil.

Flight range ingilizcede ne demek, Flight range nerede nasıl kullanılır?

Flight : Uçmak. Uçma. Atlama yapan vücudun, ilk sıçramadan konmaya değin havada aldığı yol. Uçuş. Geri çekilme. Uçakla seyahat. Yağmur (kurşun, ok vb.). Kuş sürüsü. Yağmur (kurşun, ok vb). Kaçma.

Range : Erişmek. Yayılma alanı. Boyunca gitmek. Bir dağılımın yayılmasını ölçmek üzere başvurulan ve dizideki gözlemlerin uç değerleri ya da en yüksek gözlemle en düşük gözlem arasındaki ayrıma eşit olan değer. Ulaşı. Bir küme öğrencinin bir testte elde ettiği en yüksek ve en düşük puanlar arasındaki ayrım. Atılan bir nesnenin, bir yere çarpınca ya da devinim erkesi sürtünme katsayıları yüzünden tükeninceye dek gidebildiği uzaklık. Doğrultmak. Çeşitlilik. Dizmek.

Flight altitude : Uçuş yüksekliği. Uçuş irtifası.

Flight attendant : Kabin hostesi. Uçuş hostesi. Hostes. Uçuş memuru. Uçuş görevlisi. Kabin memuru.

Flight book : Uçuş defteri.

Flight capital : Kaçak sermaye. Kaçan sermaye.

İngilizce Flight range Türkçe anlamı, Flight range eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flight range ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Gunshots : Atış. Silah atışı.

Shots : Bir fırt içki. Tahrip maddesi. Girişim. Tahmin. Aşı. Gülle. Deneme. Cinsel ilişki. Saçma.

Stage : Bir ya da daha çok çekim içinde gerçekleştirilen, aynı kişileri aynı bezem içinde gösteren, çekim ile ayrım arasında yer alan film parçası (bazen çekim yerine de kullanılır). tv. bir televizyon oyununun, aynı kişileri aynı bezem içinde veren bölümü. sinema/tv. dış dünyanın film ya da televizyon oyununda yer alan herhangi bir görünüşü. işliğin, düzlüğün, üzerinde bezem kurulmuş, çalışma yapılan bölümü. Tiyatroculuk. Düzenlemek. Tiyatro. Sahneye konmaya elverişli olmak. Sahne. Kademe. Yönlendirmek. Sahneye koymak. Radyo ya da televizyon almacındaki çeşitli elektronik birlikleri belirten terim.

Range : Sıra halinde olmak. Mutfak ocağı. Mesafe (görüş veya atış). Atılan bir nesnenin, bir yere çarpınca ya da devinim erkesi sürtünme katsayıları yüzünden tükeninceye dek gidebildiği uzaklık. Bir dağılımın yayılmasını ölçmek üzere başvurulan ve dizideki gözlemlerin uç değerleri ya da en yüksek gözlemle en düşük gözlem arasındaki ayrıma eşit olan değer. Tüketicinin bir malı satın almak için gitmeyi göze alabileceği en uzak mesafe, bir başka deyişle malların tüketiciye ekonomik olarak taşınabileceği en uzak mesafe. Bir aracın, dolu depo ile, yeniden yakıt almadan gidebileceği uzaklık. Yayılma genişliği. Nişan almak. Erişmek.

Compass : Çevre. Çember çizmekte kullanılan aygıt. Alan. Yayçizer. Pusula. Bir çemberin özeğindeki bir iğne üzerine oturtularak yatay düzlem içinde erkince dönebilen ve çemberin çevresindeki dereceler üzerinde yön gösteren bir mıknatıs iğnesi. Kapsam. Kuşatmak. Bir konuyu kavramak.

 

Downrange : Bir fırlatma rampasının hedefinden sapmış (bir roketin izlediği yol ile ilgili). (askeri argo) okyanus ötesine (genellikle savaş bölgesine) sevk edilmiş şeyler.

Shot : Kadeh. Çekim. Eski. Kafası dumanlı. Eskimiş. Şanjan. Gülle. Deneme. El. Resim.

Gunshot : Atış. Silah atışı. Topun menzili. Atım. Erim.

Destination : Gönderilen yer. İstikamet. Gidilecek yer. Erek. Varış. Amaç. Hedef. Nereye. Varış yeri.

Flight range synonyms : flying range, rifle shot, reach, halting place, rifle range.