Gunshots türkçesi Gunshots nedir

Gunshots ile ilgili cümleler

English: We heard gunshots from next door.
Turkish: Yan odadan silah sesleri duyduk.

English: Ali heard gunshots and looked out the window to see what was happening.
Turkish: Ali silah sesleri duydu ve ne olduğunu görmek için pencereden dışarı baktı.

English: She heard gunshots every night.
Turkish: O her gece silah sesi duyar.

English: Ali said he heard three gunshots that night.
Turkish: Ali o gece üç silah atışı duyduğunu söyledi.

English: Ali said he heard gunshots last night.
Turkish: Ali dün gece silah atışları duyduğunu söyledi.

Gunshots ingilizcede ne demek, Gunshots nerede nasıl kullanılır?

Within gunshot : Atış menzili içinde.

Gunshot : Erim. Menzil. Atım. Topun menzili. Silah atışı. Atış.

Gunship : Silahlı helikopter. Savaş helikopteri.

Gunships : Savaş helikopteri. Silahlı helikopter.

Gunshy : Güvensiz. Silahtan korkmuş. Silahtan korkan. Tedbirli. Ateşlenmiş silah sesinden korkan. Kararsız.

Carry too many guns for one : Boy ölçülemez olmak.

Guns : Vurmak. Ateş etmek. Tam gaz vermek (otomobil). Avlamak.

Blow great guns : Fırtına kopmak.

Gunslinger : Kadın hapishane görevlisini dikizleyerek mastürbasyon yapan mahkum. Sert çocuğu oynayan ceza evine yeni düşmüş acemi mahkum. Silahlı soyguncu.

 

Gunslinging : Silahlı olma. Dövüş sırasında silah ateşleme eylemi. Silahla ateşlemeye hazır olma durumu.

İngilizce Gunshots Türkçe anlamı, Gunshots eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gunshots ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Snipe : Yağmur kuşları (charadriiformes) takımının, çullukgiller (scolopacidae) familyasından, 29 cm kadar uzunlukta, kuzey avrupa ve asya'da yaşayan bir tür. Üstü kapalı bir şekilde eleştirmek. Haince saldırmak. Batakçulluğu. Saldırmak. Laf atmak. Çulluk. Su çulluğu avlamak. Yelve.

Enfilade : Yan ateşi. Derinliğine ateş altına almak. Bir tarafı taramak. Tarama ateşi.

Gunfire : Silah sesi. Top ateşi. Ateş etme. Silah ateşi. Ateş.

Firings : Pişirme (toprak eşyayı). Atma (kurşun veya top veya belirli bir el silah). Ateş alma. Yakma. Ateş etme. Yakacak. İşten kovma. Pişim. Ateşleme. Kovma.

Reach : Uzatmak. Ulaşmak. Uzanmak. Varmak. Kol uzunluğu. Etkilemek. İsabet ettirmek. Erişmek. Kavrayış. Elin erişebileceği uzaklık.

Projection : Bilgisayar, ekonomi, fizik, tiyatro, sosyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Bir ışık kaynağından çıkan ışınlar yoluyla aygıta sürülen diyapotifizin görüntüleme eylemi. 2 -bu yolla oluşan görüntü. Işıklı bir kaynaktan sahneye, sahne üstüne, bir ekrana ya da perdeye yansıtılan resim ya da yazı. Gösterim. Öznel bir yaşantıyı dış dünyaya bağlama; örneğin bireyin bir nesne, kişi ya da toplumsal kümede tasarladığı nitelikleri, duyguları ya da tutumları gerçekten varmış gibi düşünmesi. Planlama. Belirli bir uzam bilgisel (geometrik) yolla, uzayın bir noktasına ya da maktaların bir kümesine, bir doğrunun ya da bir yüzeyin bir noktasını ya ida noktaların bir kümesini karşılık getirme işlemi. Projeksiyon. Yansıtma. Tahmin.

 

Rifle range : Atış alanı. Tüfek poligonu. Poligon. Tüfek atış yeri.

Stage : Kademe. Düzenlemek. Sinema, televizyon, tiyatro, jeoloji alanlarında kullanılır. Görünçlük. Sahneye koymak. Konak. Yönlendirmek. Evre. Sahnelemek. Bir tiyatro yapısında oyun için ayrılmış olan bölüm. (bk. skene.).

Pistol shot : Tabanca kurşunu. Tabanca menzili. Tabanca ateşi.

Firing : Yakma. Pişirme (toprak eşyayı). Ateşleme (tüfek veya top vb'ni). Pişim. Ateş alma. Ateşleme. İşten çıkarma. Atma (kurşun veya top veya belirli bir el silah). Ateş etme.

Gunshots synonyms : enfilade fire, halting place, shots, compass, flight range, shot, casting, inning, fling, pulsating, rifle shot, gunshot, range, innings, shooting, chuck, projections, downrange, gunfires, chucks, destination.