Floated türkçesi Floated nedir

Floated ile ilgili cümleler

English: A fallen leaf floated on the surface of the water.
Turkish: Ölü bir yaprak su yüzeyinde yüzüyordu.

English: Ali floated down the river on a raft.
Turkish: Ali bir sal üzerinde nehirden aşağı süzülüyordu.

English: Ali floated downstream on a raft.
Turkish: Ali bir salla akıntı yönünde batmadan yüzdü.

Floated ingilizcede ne demek, Floated nerede nasıl kullanılır?

Floatel : Otele dönüştürülen ve otel gibi kullanılan bot veya gemi (zaman zaman sabit olarak bir limana bağlanır). Yüzen otel.

Floater : Sürekli iş değiştiren kimse. Hata. Enayilik. Flatör. Abonman sigortası. Aylak. Yüzen. Sağlam hisse senedi. İşsiz. Esham ve tahvilat.

Floaters : Aptallık. Uçuşan cisimler. Sağlam hisse senedi. Devlet tahvili. Yüzerler. Kurucu. Hata. Yüzen şey. Enayilik. Sürekli iş değiştiren kimse.

Float a loan : Kredi bulmak. Kredi ayarlamak.

Float an idea : Bir fikir önermek. Ortaya bir fikir atmak.

Float needle : Yüzeç iğnesi. Karaçta yakıt girişini düzenleyen kapaç. Şamandıra iğnesi.

Float charge : Tampon şarj.

Float and sink analysis : Yüzdürme-çökeltme çözümlemesi. Yüzdürme-çökeltme analizi.

 

Float chamber : Yüzeç odası. Sabit seviye kabı. Karaçta yakıtın girdiği ve yüzeç aracılığı ile düzeyinin denetlendiği odacık. Şamandıra haznesi. Şamandıra kabı.

Float line : Mantar yaka. Su içerisinde mantar veya diğer yüzdürücüler yardımıyla ağın yüzmesini ve açılmasını sağlayan kısım.

İngilizce Floated Türkçe anlamı, Floated eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Floated ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Broadcasted : Yayımlamak. Duyurmak. Saçmak. Yayınlanan. Yayın yapmak (radyo ve televizyon terimi). Ekmek (tohum). Yayını yapılan.

Set : Bir gökcisminin gözerimi altına inmesi eylemi. İnatçı. Batmak. Oyunun, karşılaşıcılardan birinin altı oyun kazanması ile biten bölümü. şöyle ki, kazanan oyuncu karşısındakinden en az iki oyun artık kalmış olsun. yoksa dönem bu durum sağlanıncaya dek sürer. Belirli. Aynı yapıdaki öğelerden oluşan topluluk. Olgunlaşmak. Oturtmak. Sonucu belirtmede birim olan 15 sayılık bölüm. Takım.

Be adrift : Akıntıyla sürüklenmek.

Flays : Derisini yüzmek. Paylamak. Soymak. Azarlamak. Fena halde azarlamak. Çok parasını almak. Sert bir dille eleştirmek. Haşlamak. Yüzmek (derisini).

Shaves : Sakal tıraşı olmak. Soymak. Sıyırıp geçmek. Rendelemek. Kırpmak. Tıraş olmak. Buz kazımak (buz kalıbından). Tıraş etmek. Sıyırmak. Rende.

Flounders : Şaşırıp kalmak. Boşuna çabalamak. Debelenmek. Bocalamak. Dil balığı. Çabalama. Bata çıka ilerlemek. Çırpınmak. Bata çıka yürümek.

Swims : Taşmak. Dönmek. Islatmak. Dolmak.

Conveys : Taşımak götürmek. İletmek. Aksettirmek. Bildirmek. Yollamak. Devretmek. Nakletmek. Götürmek. İblağ etmek.

 

Sailed : Yelkenli ile gitmek. Gemi ile yol almak. Uçurmak. Denize açılmak. Havada süzülmek. Gururla hareket etmek. Uçmak.

Floated synonyms : locomote, be filtered, sail, travel, go, buoying, fluctuated, rides, conveyed, circuited, drift, distils, emulge, blows, broadcasts, convey, ambulate, put on the market, cruise along, flow, circuiting, blow, filters, billows, bathe, cruised, waft, skin, buoys, circulated, sails, flown, ride.

Floated zıt anlamlı kelimeler, Floated kelime anlamı

Unsettled : Oturmamış. Kararsız. Belirsiz. Tedirgin. İstikrarsız. Tedirgin edilmiş. Ödenmemiş. Meskun olmayan. Kararlaştırılmamış. Huzursuz.

Stay in place : Yerinde kalmak.