Focuser türkçesi Focuser nedir
Focuser ingilizcede ne demek, Focuser nerede nasıl kullanılır?
Focusers : Odaklayıcı.
Focused : Üzerine odaklanılmış. Odağa getirilmiş. Konsantre olan (bir görev üzerinde, vb.). Anlaşılır yapılmış. Merkezde toplanan. Odaklanmış.
Focused his attention : Tüm varlığı ile konsantre olmuş. İlgisini yöneltmiş. Dikkatini odaklamış.
Focused interview : Odaklaşmış görüşme. Bireye odaklı mülakat. Robert merton tarafından geliştirilmiş ortak sorunları olan bireylerin kendilerini grupla birlikte açığa vurmalarını hedefleyen mülakat. Görüşmelerde yol gösterici olmak üzere karşılıklı konuşmaların çerçevesini çizecek bir kılavuz kullanan ve kılavuza içerik kazandırdığı gibi görüşmelerin çevresinde odaklaştığı bir uyaranı gözleme sokan görüşme, bk. kılavuzlu görüşme.
Focused on : - üzerine odaklanmış. - üzerine konsantre olmuş.
Focus attention : Konsantre olmak. Dikkatini toplamak. Dikkatini odaklamak. Dikkatini -'e yöneltmek. Dikkatini bir yöne vermek.
Refocused : Yeniden odaklanmak. Tekrar odaklamak. Tekrar odaklanmak. Yeniden üzerine eğilmek.
Focus group interview : Hedef grup mülakatı. Odak grup görüşmesi. Küçük tüketici gruplarını biraraya getirerek, mal veya malın tanıtımı gibi konularda ayrıntılı görüşmeler yoluyla bilgi sağlamaya yönelik bir yöntem. Tüketici kümesi tartışması.
Defocusea dissolve : Zincirlemede, ilk çekimin son görüntülerinin gittikçe bulanıklaşması; ikinci çekimin ilk görüntülerinin gittikçe seçikleşmesi durumu. Bulanık zincirleme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Focus attention on : Dikkatini ve konsantrasyonunu - üzerine yöneltmek. Dikkat etmek. Gözetlemek. Aldırmak. Dikaktle bakmak.
İngilizce Focuser Türkçe anlamı, Focuser eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Focuser ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Hear : Dikkatle dinlemek. Kulak vermek. Dava görmek. Duymak. Onaylamak. İşitmek. Yargılamak. Öğrenmek. Mektup almak. İfadesini almak.
Hocus focus boy : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alıcının devindirilmesi sırasında odaklamayı gerçekleştiren alıcı yönetmeni yardımcısı.
Concentration : Derişiklik. Tahşit. Yoğunluğun ya da bolluğun artması. Bir çözücüdeki çözünen madde miktarını belirtmede kullanılan bir terim. yoğunluk. Belli bir oylumdaki ya da belli ağırlıktaki çözeltide çözünen özdek tutarı. Yığışım. Nüfusun ve ekonomik etkinliklerin belli yerleşim yerlerinde ya da kent özeklerinde toplanması süreci. İktisadi etkinliklerin büyük bir kısmının en büyük birkaç firma tarafından denetlenmesi. Toplanım. Fizik, kimya, uzay, iktisat, nükleer enerji, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
Recall : Hatırlamak. Hatırlatmak. Görevden alma. Yeniden arama. Geri istemek. Uyandırmak (duygu). Azletmek. Geri gelme işareti ya da emri. Anma. Çağrıştırmak.
Engrossment : Meşgul olma. Stoklama. Tümünü ele geçirme. Bir malın tamamını ele geçirme. Temize çekilmiş belge. Meşguliyet. Piyasayı tekeline alma. İşgal. Dalma.
Plunge : Batırmak. Saplamak. Daldırmak. Dalma. Dalış. Darmadağın edilmek. Büyük oynamak (kumar). Sokmak. Düşmek. Dalmak.
Cogitate : Bulmak. Tasarlamak. Dikkatle düşünmek. Ciddi olarak düşünmek. İcat etmek. Enine boyuna düşünmek. Düşünmek. Kavram yaratmak. Düşünüp taşınmak. İyice düşünmek.
Absorb : Emmek, içine çekmek, içine almak. Bir madde veya sıvıyı emmek, içine çekmek, içine almak, yutmak, absorbe. İşgal etmek. Uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır. Karşılamak (masrafı). Anlamak. Absorbe etmek. Soğurmak. Emmek (sıvıyı veya gazı veya ışığı veya sesi). İçine çekmek.
Rivet : Bir noktaya dikmek. Dikmek (göz). Perçin. Perçinle tutturmak. Bağlamak. Perçin çivisi. Perçin cıvatası. Kenet mili. Perçinlemek. Sıkıca bağlamak.
Focuser synonyms : cerebrate, focusers, focal point, center, centre, focussing, take heed, engross, first assistant cameraman, engulf, pore, immersion, steep, focusing, centering, focus puller, listen, follow focus camera man, soak up, concentrate, lenser, absorption, think, immerse, particularism, zoom in, direction.
Focuser zıt anlamlı kelimeler, Focuser kelime anlamı
Softness : Sevecenlik. Hilmiyet. Cıvıklık. Gevşeklik. Hilm. Tatlılık. Rıfk. Uysallık. Yumuşaklık.
Indistinctness : Ayırt edilemezlik. Siliklik. Belirsizlik. Bulanıklık.
Blur : Bulanık. Hayal meyal. Bulaştırmak. Bulanıklaşmak. Lekelemek. Karaltı. Net görülmeyen şey. Bulanmak. Net görülmesini zorlaştırmak.
Focuser antonyms : soften.

Bu kısımda Focuser kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Focuser ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Focuser anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Focuser ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.